Yazarlar

VANNE FUAR

TEKNİK DİREKTÖR DEĞİRMENİ

TEKNİK DİREKTÖR DEĞİRMENİ

Abone Ol

2011-01-02 15:00:00


            Son üç yılda B. Vanspor’da görev almış Teknik Direktör sayısı, Mehmet Şansal’ın da eklenmesiyle 10’a yükseldi. Geçtiğimiz sezon takımın başına getirilen Rahim Zafer, Mehmet Tuğrul’dan 25 puanla 8. sırada takımı devralmış ve 2. yarıyla birlikte sürekli artan bir başarı grafiğiyle takımını Adana Demirspor’un ardından 2.sıraya kadar yükseltmişti. Bu başarısının ardından 2 yıllık sözleşme yapılan Rahim Hoca, bu sezon takımda istikrarı bir türlü sağlayamayınca, son maçta alınan farklı mağlubiyetin ardından istifa etmişti.

Bir takımda işler iyi gitmediği zaman, başarısızlığın sebebi olarak Hocayı göstermek, aslında tüm takımların yöneticilerinin sıkça  başvurdukları bir yöntemdir. İstikrarsızlığın temel sebebi olarak hep teknik adamlar suçlanarak, ilk fırsatta basın ve seyircinin tepkisini azaltmak, zaman kazanmak için hemen teknik direktör gönderilir. İşin garibi buna taraftarda çanak tutar ve sanki hoca gidince her şey düzelecekmiş gibi bir hisse kapılarak diğer tüm sorunları unutuverir bir anda. Türk futbolunun en tipik hastalığıdır. Bu çarka, Süper Lig takımları dahil amatör takımlara kadar tümü su taşır. İşin temel sebebi şudur; Çünkü yeni Teknik Direktör her zaman bir beklenti yaratır.

 Belediye Vanspor 3. lige çıktığı sezon, Teknik Direktör tercihinde Van’ın yetiştirdiği öz  değerleri ile yola çıkmıştı. Nevzat Şipal, Mehmet Tuğrul ve Turgay Karatekin gibi. Üç isimde Vanspor’da uzun yıllar emek vermiş, kaptanlık yapmış, şampiyonluklar yaşamış, küme düşmeler görmüştü. B. Vanspor’da Hoca olarak ta büyük fedakarlıklarla ve tüm iyi niyetleriyle takımı yukarılara taşımaya gayret etmişlerdi.

Çok çetin bir mücadele verdiler. Çünkü bir Van’lının Van’da herhangi bir kurumun başında olması tam anlamıyla ateşten gömlek giymesi demektir. Gerçekten her babayiğidin harcı değildir. Çünkü şehir olarak kendi değerlerimizi çok kolay harcıyoruz. Yabancıya gösterdiğimiz sabrı ve sahiplenmeyi maalesef kendi evlatlarımıza gösteremiyoruz. Buna rağmen Mehmet Tuğrul, Turgay Karatekin’in büyük özveriyle temelini attığı takımı, insafsızca eleştirilere ve karalamalara rağmen 2.lige çıkartmasını bilmişti. Fakat çok geçmeden o da takımı Murat Bölükbaşı’na bırakacaktı. Bölükbaşı ile bayağı başarılı olan takım, birkaç kötü sonuçtan sonra bu defa Vanspor’da 1. lig görmüş eski kaleci ve takım kaptanı Murat Yiğiter’e emanet ediliyordu. Onun döneminde takım müthiş bir çıkış yakalamış, fakat sonunda olaylı Eyüp maçıyla Bank Asya 1. ligin kapısından dönmüştü. İnsanın kendi kendine yaptığını iki cihan bir araya gelse yapamaz derler ya, o sene Van kendi kendini yemiş, habercilik yaptığını sanan bir kesim ve kendini bilmez taraftarlar, B Vanspor’un ipliğini pazara çıkartmıştı. Ertesi sezon, Murat Yiğiter’in yardımcısı Yılmaz Aslan ‘‘son on yılın en iyi kadrosunu kurduk’’ diyerek 5 maç ceza ile lige başlayan takımı, tam bir hayal kırıklığıyla tekrar Mehmet Tuğrul’a devrediyordu. Tuğrul’da her zamanki gibi yerli hocalara olan ön yargı ve eleştirilere daha fazla dayanamayıp yerini Rahim Zafer’e terk ediyordu. Böylece B.Vanspor’da 3. Mehmet devride sona ererken, Rahim Zafer’le birlikte o sezon 3 ayrı hoca ile tamamlanmış oluyordu. Giden paralara, yıpranan bu öz değerlerimize, boşa harcanan zamanlara yazık. Dileriz bu sefer Mehmet Şansal adı gibi şans getirir takıma.

Dedik ya! ligler Teknik Direktör değirmeni diye, biraz eskilere gidip bu acı gerçeği biraz daha irdeleyelim. Efsane Vanspor’un 1. lige ilk çıktığı 1994 ile 2000 yılları arasına bir göz atalım. Enver Katip’le şampiyonluğa ulaşan Vanspor, 1. ligdeki ilk sezonunda Boluspor’da birçok yıldız futbolcu yetiştirmiş (Rıdvan Dilmen, Sercan gibi birçok oyuncuda emeği olan) Mehmet Başaygün’le start alıyordu. İlk sezonunda çok şaşalı sonuçlara imza atmıştı. Fakat buna rağmen sezon ortasında Başaygün istifa etmiş, takım sezonu Kamuran Yavuz’la tamamlamıştı.

Ardından 95-96 sezonuna Rumen Teknik direktör Peter Gavrilla ile iddialı bir giriş yapan Vanspor, o dönemlerin başarılı takımı Samsunsporu örnek alarak Gigi Multescu gibi Rumen teknik adam Gavrilla’ya bel bağlamıştı. Fakat Van’a tek faydası Romanya milli takımının dev kalecisi Stigaciu’ yu Vanspor’a kazandırmak olmuştu. Yerini Ali Osman Renklibay’a bırakan Gavrilla, bir daha Vanspor’a yabancı hoca alınmamasına sebep oluyordu. O sezon Trabzon’u deplasmanda devirerek takımını kurtaran Ali Osman Renklibay’dan sonra yeni bir sayfa açan yönetim, Vali Abdulkadir Sarı’nın fikriyle bu defa 97 sezonunda Trabzonspor ekolünden, A. Suat Özyazıcı ve Giray Bulak ikilisine takımı teslim ediyordu. Trilyonlarca parası ve transfer ettiği Türkiye’nin kalburüstü yıldız futbolcularıyla Vanspor, o sezon bu yanlış teknik ekip tercihini 2.lige düşerek ödemişti.

Daha kimler geldi kimler geçti o takımın başından. Nevzat Şipal,Tınaz Tırpan, Cihat Erbil, İlyas Tüfekçi, Rıdvan Dilmen, Samet Aybaba, Raşit Dede ve hatırlayamadıklarım… Hepsi birer iz bıraktı. Kimi şampiyonluklarıyla, kimi aldığı inanılmaz galibiyetlerle, kimi de küme düşürmekle hafızalarımızda yer edindiler. Öneğin Karabük Zeytinburnu Van ve Göztepe nin başına sezon ortasında kurtarıcı olarak getirilen İlyas Tüfekçi, bu dört takımın küme düşmesine engel olamamıştı. Vanspor’a geldiğinde ligin bitmesine daha 12 maç varken, ligden düşmeyi kabullenerek ‘‘gelecek sezonu düşünüyoruz’’ diyerek büyük bir gafa imza atmış ve Vanspor’u küme düşürmüştü. Yine büyük umutlar ve inanılmaz imkanlarla takımın başına getirilen Giray Bulak A. Suat Özyazıcı ikilisi ilk yarı boyunca sadece 3 beraberlik ve 1 galibiyet alabilmişti.

İşte bu örneklerden, her kötü gidişin hocadan kaynaklanmadığını, o hocayı takımın başına getiren yönetimlerin nedenli yanlış tercihlere düşebileceği anlaşılmaktadır. Vanspor’un en başarılı dönemleri, en iyi yönetildiği zamanlar olarak ortaya çıkmaktadır. Rahmetli Şevket Alpaslan, Haydar Kartal, efsane başkan Feridun Irak, genel kaptan Nihat Saydan dönemi gibi. Bunlar teknik ekip tercihini en isabetli yapan yöneticilerdi ve en istikrarlı sonuçları aldıkları gibi en az hoca değişikliğinin gerçekleştiği dönemlerde bu yöneticilerin zamanında olmuştur. 

Vanspor’da ön plana çıkan en başarılı hocalar ise, 93-95 yıllarını kapsayan, 34 maç boyunca evinde yenilmediği döneme imza atan, Enver Katip ve Mehmet Başaygün ikilisiydi. Bunları son beş maçın beşini de kazanarak takımını 1.ligde tutan Van’ın öz çocuğu Nevzat Şipal, Trabzonspor ve Beşiktaş’ı üst üste mağlup edip takımını düşmekten kurtaran Ali Osman Renklibay, küme düştüğü sezonun hemen ardından tekrar 1.lige rekorlar kırarak çıkartan Rıdvan Dilmen ve görev aldığı süre boyunca Ömer Gülüştür’e rağmen takımı orta sıralarda tutan Samet Aybaba takip etmektedir.  

Tüm takımların mazisi yukarıda örneklemeye çalıştığım Teknik Direktör anılarıyla doludur. Gerek başarılarıyla gerek skandallarıyla teknik adamlar futbolumuza damga vurmaktadırlar. Bugüne baktığımızda liglerimizdeki teknik direktör değirmeninden dünyaca tanınmış, kariyeri kabul edilmiş birçok hocanın geçtiğini görüyoruz. Bu futbol adamlarından tam olarak yararlanamadan kısa sürede çeşitli vesilelerle gönderildiğine çokça şahit oluyoruz. Bu hastalığa feda ettiğimiz onlarca teknik adam var. Bu durumun tek istisnası yine her garipliğin altından çıkan Karadeniz’de yaşandı. Bu sezon Trabzon’da süper amatör kümede mücadele eden Trabzon Gençlerbirliği’nin teknik direktörü Halil Melek, üst üste kötü sonuçlar sonrası istifaya davet edilince ‘‘ben değil yönetim istifa etmeli’’ diyerek istifa etmemiş nitekim sonunda yönetim kurulu istifa etmişti. Beş maçta 3 beraberlik 2 mağlubiyet alan hoca, bir ilke imza atarak böylece takımdaki yerini korumuştu.

Tabiki ‘‘işte böyle olmalı’’ demiyoruz ama her kötü gidişte, ‘kıssadan hisse’ herkes üstüne düşeni almalıdır bizce!

  • Etiketler :
  • Van Haber