Yazarlar

deepblue

VAN’DA HERŞEY NORMAL(MİŞ)!

VAN’DA HERŞEY NORMAL(MİŞ)!

Abone Ol

2012-01-04 15:00:00

 


Van’da her şeyin normale döndüğünü söylüyorlar, yazıyorlar.

Yalan!

Van’da her şey normale dönmedi, hiçbir şey normale dönmedi. Hala ölüm tehlikesi sürüyor, hala çadır bulamayanlar var, hala yoksulluklar diz boyu, hala çadırlarda yananlar var, hala salgın hastalıklar var…

Hiçbir şeyin değişmediği bir şehirde, bir şeyler nasıl normale dönebilir? Hükümet, Van’ı afet bölgesi ilan etmeyerek, Van’a en büyük haksızlığı yaptı. Van’ın afet bölgesi ilan edilmemsi, Van’ın kendisini toparlamasını ve Van’da hayatın normale dönmesini engelledi. 

 

Burada yaşayan ve buradaki her şeyi net olarak gören birine Van’ın normale döndüğünü söylemek, saçmalamaktan başka bir şey değildir. Yılbaşında birkaç çadıra birkaç tanınmış kişinin giderek, sahte mutluluklarla her şeyin güzel olduğunu göstermek, hayatın normale döndüğünü göstermiyor. Elbette ki hepimizin en çok istediği budur. Kentimizde her şeyin bir an önce normale dönmesi. Ama böyle değil. Van normale dönmedi ve bu tembel çalışmalarla, bu politik tutum ve tavırlarla Van’ın normale dönmesi zaman alacaktır.

 

Merak edenler için Van’daki hayatı özetlemek istiyorum. Van’da şu anda hayat nasıl?

Okullar açıldı. Ama öğrenci yok. Her sınıfta birkaç öğrenci var. Öğretmenlere yer tahsis edilmemiş. Öğretmenler için tahsis edilen çadırlarda ve konteynırlarda onlarca eksiklik var. Öğretmenler ve öğrenciler okul binalarına giremiyorlar. Ders sırasında herkesin gözü kapılarda. En ufak sarsıntılarda herkes dışarı koşuyor. Öğretmenler neredeyse her gün eylem yapıyor. Hemen her gün dönen ve giden öğrenciler var. Yatılı okuyan öğrencilerin hiç biri dönemedi. 

Bu koşullarda eğitimin sağlıklı olup olmadığına siz karar verin.

En önemli sorunlar devam ediyor. Hala çadır bulamayanlar var. 3 kişilik çadırlarda 12 kişi kalıyor. Çadır kentlerde tuvalet, banyo, çamaşır yıkama sorunları hat safhada. 

 

Salgın hastalıklar var. İshal, öksürük bunların başında geliyor. Gönüllü gelen sağlık ekipleri şimdiye kadar bütün çadır kentleri dolaşıyorlardı. Ancak onlar gidince sağlık taraması durdu. Ücretsiz dağıtılan ilaçlar, bundan sonra ücretle verilecek. 

 

Haberlerde hasarlı evlere ödenek çıkarılacağı söyleniyor. TOKİ başvurularının olduğu söyleniyor. Bunların hiçbiri yok. Her kriz masasında, her resmi büroda yüzlerce insan sıraya giriyor. Bolca başvurular var. Herkes her şeye başvuruyor. Ama hiçbir şey hiç kimseye verilmiyor.    

Unutmamak gerekir ki, bu kentin toparlanabilmesi için esnafa destek şart. Esnafa yeterince destek yok. Verilen krediler yetersiz, direkt devlet eliyle yapılan yardım yok. İş Bankası’nın sağladığı kredilerden, esnafın yarısından fazlası yararlanamadı. KOSGEB’in sağladığı krediden bütün esnaf yararlanamıyor. Dersaneler, muhasebeler, temizlik şirketleri gibi kurum ve kuruluşlar bu krediden yararlanamıyor. 

 

Ve en önemli sorun. Çadırlarda insanlar ölüyor. Alevlerin içinden çığlıklar yükseliyor. Hemen hemen her gün bir ya da iki çadır yanıyor ve bu çadırlarda insanlar ölüyor. Ancak bu yangınların önlenmesi için hiçbir önlem alınmıyor. Hemen her gün yangınlar çıkıyor ama hiçbir çadır kentte itfaiye aracı bulundurulmuyor.

 

Her köşe başında binalar yıkılıyor. Ama o koca binalar yıkılınca, yeteri kadar önlem alınmıyor. Yıkılan binalar tehlike saçıyor. İş makineleri binaları yıkarken, insanlar binaların çok yakınlarından geçiyor ve yıkılma anlarını telefonlarına çekiyor. Binalar yıkılınca, yan binalar boşaltılmıyor. Yıkılan binaların etrafında belediye, emniyet ve valilikten yeterli sayıda görevli bulunmuyor.

 

Bir de yıkılacak binalar var. Bir çok binanın kolonları kırıldığı halde, etrafına hiçbir emniyet şeridi çekilmemiş. İnsanlar bu binaların altından gelip geçiyorlar.

Tek katlı evlerin bir bölümü hariç, hiç kimse evlerine girmedi daha. İnsanların evlerine girebilmeleri için hiçbir sosyal ve psikolojik çalışma ve destekleme yok. Hiç kimse evinin tamiratına başlamadı.

…Ve medya…

Yeryüzünün en sorumsuz, en yalaka, en tribünlere oynayan medyası bu ülkede. Van’ın sorunlarını hiçbir zaman doğru anlatmadılar. Van’ın gerçek yüzünü hiçbir zaman yazmadılar. Yalakalık yaparak Van için güllük gülistanlık imajı çizdiler. Yanan çadırları, yoksullukları, açlıkları yazmadılar. Birkaç senaryoyla Van’ı gündemden düşürdüler. 

 

Bakın bugün ne yaptılar? Okulları dolaştılar. Hemen hemen her kanaldan ve her ajanstan muhabirler vardı. Çekim yapmadan önce okul müdürleriyle görüşüp, onlarca sınıfı birleştirdiler. Sınıfın kalabalık görünebilmesi için… Ardından birkaç öğrenci çağırıp, canlı yayında neler söylemeleri gerektiğini söylediler. Birkaç öğrenciye ve öğretmene, hallerinden memnun olduklarını ve her şeyin yolunda olduğunu söylettiler. Oysa gerçeği öğrenmek için konuşan öğrencilerin ayakkabılarına ve bakışlarına bakmak yeterli.

Bu ülkede en iyi savaş çığırtkanlığını, kışkırtıcılığını yapan medya, yine laçkalaştığını ve laubalileştiğini gösteriyor.


İşte Van. Varın siz karar verin, Van normale döndü mü?

Her zaman söylediğim gibi, Van eskisinden çok daha güzel olacak. Çünkü Van, sadece kendisi için Van değildi. Özellikle Hakkari ve diğer çevre iller için çok büyük bir merkezdi. Bunun için başta Hakkarililer olmak üzere, çevre il ve ilçelerdeki herkes Van’a sahip çıkacak.

 

Ama Van’ın gerçeklerini de söylemek zorundayız ve dışarıdakilerin de Van’ı doğru bilmelerini sağlamak zorundayız. 

Öyle bir gün gelecek ki, rengarenk bir kent kurulacak. Bu kentin bütün sokaklarını, bütün renklerini, bütün caddelerini ve bütün ışıklarını aşkla öreceğiz. Buna inanmayanlar, Van Gölü’nün en hırçın dalgasına baksın. O dalgaların hırçınlığında, Tamara’nın en sevdalı gülüşleri var. Artos’un zirvesinden en özgür rüzgarlar esiyor. Bu rüzgarlara bakın. Bu rüzgarlar, Van’ın özgürlüğü ve maviliğinin en masum yansımasıdır. 

Haykır ey rüzgar, durma haykır! 

Bu rüzgarın isyanında, Erek Dağı’nın en güzel çiçeği yeşeriyor. Bu kentin yeniden uyanacağına inanmayanlar, her zamankinden çok daha asice uyanacağına inanmayanlar, açın gözlerinizi ve alevlerin içinden bedeni yanarken güneşe seslenen Berfin bebeğe bakın. Üşüyen avuçlarını üflerken, en parlak yıldıza gülümsemeyi ihmal etmeyen Xaçortlu Zeyno’ya bakın. Bembeyaz karların içinden, çadırların tepesinden usulca gökyüzüne uçan dumana bakın. 

Ey insanlar, Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Süryani, eşcinsel, kız, erkek, yaşlı, bebek, Fransız, Amerikalı… Van için bir şeyler yapın. Çöp toplayın, ekmek dağıtın, şarkı söyleyin, şiir yazın, ıslık çalın, selam söyleyin ama bir şeyler yapın.

Bakın 35 can gökyüzünün en pembe ninnisinden sesleniyorlar Van sokaklarına!..        

 

 

  • Etiketler :
  • Van Haber