Yazarlar

deepblue

Depremi Öylesine Yaşadım ki

Depremi Öylesine Yaşadım ki

Abone Ol

2011-11-02 15:00:00

Deprem sırasında dersane koridorundaydık.

                Ders zili çalmak üzereydi ve koridorda öğrencilerle sohbet ediyordum. Binanın sallanmasıyla birlikte çığlık sesleri de yükselmeye başladı. Bina duvarlarının sallandığını gören öğrencilerim koşuşturmaya başladılar. Birbirlerini ezmemeleri için merdiven başında durdum ve kollarımı açtım. Öğretmenlerimizin sağduyulu ve soğukkanlı davranmaları sayesinde, hiçbir öğrencimiz zarar görmeden, birkaç dakika içinde tümünün binadan çıkmalarını sağlayabildik.

                Deprem…

                Türkiye’nin en gerçek yanlarından biri. Onunla yaşamayı öğrenmek zorundayız. Daha önce deprem yaşayan insanlarımızı görmüştüm elbette. Onların sıkıntılarını, acılarını ve hissettiklerini anlamaya çalışmıştım. Ancak hiçbiri depremi yaşamak kadar gerçekçi değil.

                Deyim yerindeyse, bu kez depremi ve depremin etkilerini iliklerime kadar yaşadım….

                Bir kez daha insanoğlunun nelere dayanabileceğini ve nelere dayanamayacağını anladım. Bir kez daha zor durumda kalan insanoğlunun, birbirlerine ne kadar ihtiyaç duyduklarını anladım. Bir kez daha zor zamanlara hazırlıklı olmadığımızı anladım. Bir kez daha yıllardır arayıp sormayan tanıdıklarımızın, aslında bizleri unutmadıklarını anladım. Bir kez daha hayatın ciddi bir sınav olduğunu ve aslında en büyük değerin birbirimize sarılmak olduğunu anladım. Bir kez daha düşmanlıkların, kırgınlıkların, savaşların gereksiz olduğunu anladım.

                Bir kez daha hiçbir şeyin, insanın dostlarının ve ailesinin yerini tutamayacağını anladım.

                Bir kez daha mesleğimi çok sevdiğimi ve öğretmenliğin kutsallığına inandım.

                Deprem olduğunda, yanımda 10-12 öğrencim vardı. Sohbet ediyorduk. Sarsılmayla birlikte, öğrencilerimin çığlıkları yükselirken, onlara nasıl yardımcı olabileceğimi düşündüm. Kendimi kıyamet senaryosuyla çekilen bir filmin aktörüymüşüm gibi düşündüm. Bunun bir rüya olduğunu ve her an uyanacağımı sandım. Ama rüya değildi ve bir cehennemin tam ortasındaydık.

                Dua etmeye başladım: “Allah’ım…”

                Her bir bacağıma 4-5, her bir koluma 4-5 öğrencim sarıldı. Yardım diliyorlardı. Ama hiçbir şey yapamıyordum. Öğrencilerim parmaklarımı çekiyorlardı, giysilerimi çekiyorlardı. Onları kollarımla ve ellerimle örtmeye çalıştım. “Yeter ki onlara bir şey olmasın, ben nasılsa gittim” diyordum. Ben gidecekken, kaç öğrencimi bedenimle kurtarmanın hesabını yaptım. Birini koltuk altıma, birini dirseğimin altına saklamaya çalıştım.

Ama kollarım yetmiyordu.

                İşte o anda dua ettim: “Allah’ım bana 50 kol ver, bana yüzlerce el ver, her bir kolumla, elimle öğrencilerimi örtebileyim.”  

                Sonra sarsıntı durdu.

                Sınıfların kapılarını açmaya başladım. Kapıları açmam lazımdı ama açmaya çekiniyordum. Her kapıyı açtığımda, yere düşen biriyle karşılaşacağımdan ürküyordum. Devrilen sıraların altına baktığımda, bir saniye bir yıl kadar uzun geliyordu. Ama bakmam gerekiyordu.

                Baktım…

                Enkaz altında kalan koca bir ülke gördüm!

  • Etiketler :
  • Van Haber