Yazarlar

VANNE FUAR

HAYAT; SANA KAFA TUTUYORUM

HAYAT; SANA KAFA TUTUYORUM

Abone Ol

2016-05-19 15:00:00

Daha otuzuna gelmeden yüzüne hüzün sürülmüş, dertleri resmolmuş çizgilerinden okuyorum seni; ey hayat! Doğarken ağlayan bebek sesleri içimi ürpertiyor mesela, yaşanmışlığın ilk tınısı olsa bile; korkuyor yüreğim.


Annemin saçlarına düşürdüğün aklar; o mis kokusuna sinemiyor, dermandan kesilmiyor şefkati. Ben yine umut dolduruyorum kalbime, anneme sarılırken. Ciğerlerimin karnını annemin kokusuyla doyuruyorum. Sen benim çocukluğumun en masum gülüşlerini silemezsin kalbimden, tıka basa doldursan da hüzünleri.


Dirseklerimi kanatan düşmelerimin acısı; yeni kurulan ev turşuları gibi hala tazeliğini koruyor bende, geçmişe yolculuk yaparken yüzüme çizilen o tebessümleri silemezsin benden hayat! Gönül yaralarımın kabuk tutmuş yanlarından kanatıp da kalbimi, kan kokusu bulaştırsan da üstüme, yüreğimin çocuk kokan yanını yıkayamazsın hatıralarımdan… Naftalin kokusu kazaklarımla sarılıyorum ben, kalbimin üşüyen köşelerine.


Sen benim gönül raflarıma dizdiğim masal kitaplarının serisini çıkarıp atamazsın yüreğimden, en sevdiğim şarkının sözlerini silemezsin kulaklarımdan, hayallerimi çalamazsın; rüyalarımın kâbusu olsan da bazen…


Deve-cüce oyununu öğretmenimizin komutuyla oynamayı biliriz biz; sen “cüce” diyip oturtamazsın ayağa kalkmış umutlarımızı. Neşelerimize “tıp” diyemezsin.


Yaz tatillerinin, mahallemizin camisinde geçen sabahlarında; hep bir ağızdan okuduğumuz “sübhanekelerden” mayaladık biz dualarımızı… Âmin demeyi; gece uyumadan önce, annelerimizin tekrar ettirdiği dualardan öğrendik ilk… Kalbimize ta o yaşlardan kazınmış dualarımız var, sen silemezsin onları bizden.


Cebimizde; bayramlarda topladığımız şekerlerin lezzeti var hala. Ayakkabıları en kırmızısından olduğunda, şımarmayı huy edinmiş gülücükler imzalı yüzümüzde.


Güçlüyüz biz hayat; heybemizde saklı kalmış harçlıklarımız var, çocukluktan kalma… Düşe kalka büyüdüğümüz o yılların, düşmeyi beceremeyen umutları var avuçlarımızda. Ondandır; senin kirletmeye çalıştığın gökyüzüne uçurduğumuz uçurtmalar, ipine sıkıca tutunduğumuz ideallerle büyüdük biz.


Hüzünleri annemizin kurduğu, bacası tüten sobalarımızın üzerinde pişirdik, acıyla pişmenin ne olduğunu yanarak öğrendik…


Sensin bizle her yaş büyüyen, biz değil. Bak, sana kafa tutacak kadar güçlüyüz, inanıyoruz çünkü seni bize sadece bir sınav kâğıdı olarak sunan Rabbimizin varlığına hamd ile yaşıyoruz seni…


Üzerine çizdiğimiz resimlerle kıymetlisin sen, yazdığımız yazılarla dolusun, olduğumuz kadarsın… Sen bizim için; tahtadan yapılı bir kuklanın, yalan söylediğinde uzayan burnu kadarsın.


”Bir varmış, bir yokmuş” demeyi öğrendiğimiz bir masalsın. Sahte gülüşlerin; küçükken biriktirdiğimiz çiklet kâğıtlarından çıkan, aynı model arabaların varlığı gibi. Bir yenisini almak bizim için, farzı kifaye.


Ayaklarımız üzerine böyle sağlam basma takatini; her işimize, her niyetimize, her adımımıza anahtar bildiğimiz besmeleden aldık biz, hayrı bir imza bildik yüreğimize. Öyle kolay değil sendelemek, Müslümanız “Elhamdulillah”.

  • Etiketler :
  • Van Haber