Yazarlar

deepblue

KENDİSİ ÖRNEK, SİSTEMİ REZİL VAN BÖLGE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

KENDİSİ ÖRNEK, SİSTEMİ REZİL VAN BÖLGE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ

Abone Ol

2015-12-25 15:00:00

Van Bölge Araştırma Hatanesi…

 

İlimiz ve bölgemiz için bir nimet.

 

Türkiye’de çok az hastanede bulunan geniş imkanlara sahip.

 

Tüm bölgede yüzbinlerce insanın umut bağladığı ve hergün binlerce insanın girip-çıktığı devasa büyüklükte bir yapı.

 

Bu güzel hastane iki şekilde örnek teşkil ediyor: Birincisi imkanlarıyla, ikincisi rezil idari sistemiyle…

 

İmkanları her geçen gün artıyor. Sistemiyse her geçen gün kötüye gidiyor. Yıllar önce de yazmıştım. O günden bu güne hastane sisteminde iyiye doğru giden hiçbir şey olmadığı gibi, her şey kötüye gidiyor.

 

Bölge halkı için çok büyük bir nimet olan bu önemli kurumu, kimsenin kötüye kullanma hakkı olmadığı gibi, kimsenin de sorunlarını görmezden gelmeye hakkı yoktur.

 

İnsan bu kadar kötü bir sistemle karşılaşınca, burayı denetleyenin olup olmadığını merak ediyor. Denetleyenlerin ise kör ve sağır olup olmadıklarını…

 

Gelin hep beraber bu hastane sistemini bir gezelim. Oraya girdiğiniz ilk dakikadan çıktığınız son dakikaya kadar sizi nasıl bir sistemin karşıladığına bakalım.

 

Hastane girişinde yıllardır değişmeyen bir düzensizlik var. Araba park edebilmek için en az 3-4 tur atmak zorundasınız. Hastane bahçesine park edilen arabaların büyük çoğunluğu hasta ve refakatçılara ait değil. Haftalardır, hatta aylardır park edilen araçlar var. Hatta il dışına giden bazı kişiler, araçlarını bu bahçeye park ediyorlar.

 

Girişte hiçbir güvenlik yok. Ana caddede otobüs ve minibüsten inen yayalarla, özel araçlar birbirine karışıyor.

 

Hastane girişinde danışma yok. Ne birimi olduğu belli olmayan ve giriş kapısının hemen karşısındaki masada sürekli 3 kişi oturuyor. Bu 3 kişi sürekli birbiriyle sohbet ediyor. Gelen hasta ve hasta yakınlarının büyük çoğunluğu okuma-yazma ya da Türkçe bilmiyor. Bu yüzden içeri giren hemen herkes bu masaya yöneliyor. Ama masada oturanların soğuk ve umursamaz tavırlarından dolayı soracakları şeyden vazgeçiyor.

 

Randevuyla sıra alanların yanı sıra, sabah erken saatlerde gidenlere de sıra veriliyor. Bir doktor günde ortalama 80-100 hastaya bakıyor.

 

Doktor odalarının önü sürekli dopdolu. Hasta ve hasta yakınları kapıdan ayrılmıyor. Doktor odasının kapısı her açıldığında, görevli personelle hasta ve hasta yakınları tartışıyor. Doktor odasına 3 hasta birlikte alınıyor. Biri doktor muayenesinde, biri ayakta sırada, biri de kapıda bekletiliyor.

 

Doktorun yanında çalışan personel devamlı gergin. Sürekli tartışmaktan bezmiş. Ona bağırılıyor, o bağırıyor; ona hakaret ediliyor, o hakaret ediyor…

 

Doktor, çok fazla hasta geldiğinden dolayı otomatiğe bağlamış. Neredeyse gelen bütün hastalara aynı teşhis ve aynı tedavi uygulanıyor.

 

Hiçbir katta güvenlik görevlisi yok ya da görünmüyor.

 

Sık sık hasta ve hasta yakınları tartışıyor, ortalık geriliyor. Ama ortalıkta hiçbir güvenlik görevlisi yok. Kavga çıksa, güvenlik görevlisi yetişene kadar ölüler olur.

 

Hastane binasının tamamında yol gösteren, kuralları anlatan, insanları yönlendiren bir kişi bile bulamazsınız.

 

Hastalara sıra veriliyor ama sırayla hastalar içeri alınıyor.

 

Sık sık başka birimlerin sağlık çaşılanları araya kendi yakınlarını ya da tanıdıklarını alıp içeri aldırtıyor.

 

Yeni doğan yoğun bakımının dış kapısı devamlı açık. İç kapının da şifresini hasta yakınlarının tümü biliyor. İsteyen herkes istediği şekilde içeri girip-çıkıyor.

 

Doktorlarının hiçbirinin üzerinde beyaz önlük yok. Beyaz önlüğü, sağlık meslek lisesinden gelip stajyerlik yapan öğrenciler bile giyiyor. Kim doktor, kim hemşire, kim temizlik personeli belli değil.

 

Hal böyleyken, derdimi anlatacak birilerini bulayım diyorsunuz. Halkla ilişkiler odasını arıyor gözleriniz, böyle bir odayı göremiyorsunuz. Basın danışmanı odasını arıyorsunuz, o da yok. Baş hekim yardımcısı ve başhekim odasında kimse yok. Ben 23 Aralık Çarşamba günü Saat: 15.00-17.00 arası başhekim ve yardımcı odalarının kapısına 3’er kez gittim, kapılar kapalı.

 

Hastaneye gelenlerin büyük çoğunluğu hayal kırıklığı yaşıyor. Gelenlerin çoğu köyden ya da çevre il ve ilçelerden. Büyük bir umutla geliyorlar, hayal kırıklığıyla geri dönüyorlar. Çünkü hepsinden ya kan tahlili isteniyor, ya MR ya da ultrason…Kan tahlil sonuçları 2-3 gün sonra çıkıyor, diğer ikisi için günler, haftalar, belki aylar sonrasına randevu veriliyor. Hal böyleyken bir günlüğüne işini gücünü ve ailesini bırakıp gelen insanların kalacak yer sorunu çıkıyor. Yani gelen hastalar ya işlerini halletmeden geri dönüyor ya da günlerce kalacak yer bulmak zorundalar.

 

İkisi de zor…

 

Büyük bir gururla ve umutla girdiğiniz hastaneden somurtkan yüzünüzle çıkıyorsunuz.

 

Bu hastane devasa büyüklükte ve hepimiz için gerçekten çok önemli ve gerekli…Hastanenin çok güzel imkanları ve çok değerli doktorları var. Sağlık çalışanlarının hemen hepsi sevecen ve işine sadık.

 

Ancak bu hastaneden bir şeylerin değişmesi lazım: Sisteminin…Sistemi iyi olmayınca ve yerinde işlemeyince, bütün güzel şeylerini süpürüp kaybettiriyor. Bu yüzden üst ve hastane yetkililerinden duyarlılık bekliyoruz.

 

Bu hepimizin duyarlılık göstermesi gereken bir şey ve aynı zamanda görevimizdir.

 

Şimdiki sistemini anlatmaya çalıştım. Dilerim ki en kısa sürede bir şeyler değişir.

 

Ancak şimdiki sistemini bir örnekle özetlemek de mümkün…Hem komik hem de trajik…

 

Yaşlı bir adam hastaneden çıkıyordu. Arkasında da yaşlı bir kadın. Adam telefonla konuşuyordu. Konuşmasından, Doğubeyazıt’tan geldiğini anladım. 182’den 5 gün önce randevu almışlar ve büyük bir sabırla bugünü beklemişler. Sabah erkenden minibüse binip gelmişler. Muayene olduktan sonra, boynundan rahatsız olan yaşlı kadına MR randevusu verilmiş. 24 Ocak gününe…Kadın ısrar etmiş, her tarafım ağrıyor diye. Dinleyen olmamış. Sağlık çalışanı “randevunu verdim, ister gel ister gelme” demiş ve yaşlı çifti göndermiş.

 

Durum bu. Adamın ses tonu gittikçe artıyor. Bir de kadınla arasındaki mesafesi…En sonunda duruyor ve telefonu kadının eline veriyor: “Ha bila ew ji tere béje.”

 

Kadın telefonu eline alır almaz, “ha, çiye keçé?” diye soruyor. Karşıdakinin konuşması için biraz duruyor sonra, şimdiki hastane sistemini anlatan bir cümleyle noktayı koyuyor:

 

“Vellah xestexane we ki xuliya serane…Bi Xuddé Mıstefayé kuré Heso wé xestexane baştıre!”

  • Etiketler :
  • Van Haber