Yazarlar

deepblue

Ey Dirok!

Ey Dirok!

Abone Ol

2010-10-13 15:00:00

Çığlığın karışıyor damarlarıma. Ülkemin ince suratı oluyorsun, yüzyıllardır şahin sofralarında. Maviler kuşanır dağların, bir gelin gibi süslenir bahar yağmurların. Oysa uzun ve soluksuzsun, ey dirok.

               
Adın çok soğuk. Yüzyıllardır savaş emzirdin ülkemin topraklarına. Soluksuz bıraktın barış türkülerini. Oysa adın, şiirlerin en kutsal dizelerinde saklı. Sen yanmadın ey dirok. Çocuklarım, annelerim yandı senin uğruna.
               
Ölüme ninniyle gidenleri gördün mü ey dirok? Yakılan gökkuşağını, saçı yolunan toprakları, nefessiz kalan ormanları gördün mü? Aşkların en nazlı halini, en sıcak, en yürekten sevmeleri gördün mü? Güneşin fısıldayışını, gök gürlemesinin zılgıtını hissettin mi ta derinden? Sen şahinsin ey dirok.

Yüzyıllardır kopardın ülkemi dilimden. Yüzyıllardır sürgün ettin şarkılarımı. Senin adın için yandım tutuştum. Senin bir tutam çığlığın için. Şimdi çığlık sırası bende. Duy çığlıklarımı ey dirok! En uzun adımlarımla, en cesur yüreğimle dalıyorum sayfalarına. Yumruğum demir, yüreğim hançerdir şimdi. Kanatırcasına saplayacağım kara sayfalarına. Canını acıtırcasına, içini kanatırcasına savaşacağım faili meçhullerinle. Bir bir soracağım katlettiğin aydınlarımı. Diyarbakır zindanından nasıl duyduysa bütün dünya çığlıklarımı, şimdi zafer çığlıklarımı duyacak bütün dünya. Bulutlarını karış karış ısıracak düşlerim. Doyasıya koklayacağım yağmur sonrasındaki toprak kokusunu. Bütün benliğimle sarılacağım Kürtçe kokan dağlarıma. Bütün tazeliğimle öpeceğim yasak şiirlerimi. Bütün gücümle haykıracağım çocuklarıma koyamadığım “Azadican” ismini.
              
Evrenin en nazlı sevdası benimdir şimdi ey dirok. Sıkı dur, daha keşfedilmemiş nice harfler vardır. Bu harflerin en sıcak gülüşü olmaya geliyorum. Güneşin saçlarına çiçek takmaya, yıldızların alnına öpücük kondurmaya, ülkemin özgürlük haykıran bakışlarına sıkıca sarılmaya geliyorum.
              
Aç kollarını ey dirok. Aç kollarını, yüzyıllardır sarılmayı bekliyor yiğitlerim. Yüzyıllardır halkım kadar yasağım, ülkem kadar tutsak. Şimdi aç kollarını umut yağmurlarına. Hasretle kucaklaşalım en masum düşlerinle.
              
Ey dirok, yak şimdi utanç sayfalarını. Yüzünü taptaze bir geleceğe çevir.
              
Şimdi seni yeniden yazmanın sırası bende ey dirok. Özgürlüğün adımlarını duyar gibiyim. Özgürlüğe çevir yüzünü. Çocukların sevinçlerini haykırsın. Gelinlerin nakış işlesin. Gökyüzünün en güzel rengine en güzel umutlarını yazsın delikanlılar.
              
Senin adın için ne kadar çok suç işlendi, ey dirok! Senin uğruna ne kadar sürgünler yaşandı. Ah bir bilsen kimler katledildi senin uğrunda! Her çığlık binlerce kurşun yedi ey dirok. Çığlıklarım Dersim semalarından yükselip Botan sokaklarında yankılandı. Agit oldum Gabbar tenhasında, Amed düşlerinde Mazlum. Rewşen oldum Kadifekale gecelerinde, Adana tiyatrosunda Sarya. Zağros geçitlerinde Kewok"tum, “Kavalın Ezgisi”nde Bériwan. Bir soldum, bin filizlendim. Yarısı Susurluk"a gömüldü gerçeklerimin, yarısı Şemdinli karanlığına. Ama şimdi binlerce tohum ektim ülkemin göğsüne. Saçlarımla örttüm güneşi. Ülkemin göğüslerini öp ey dirok. Kucakla Berfin düşlerimi. Çünkü çığlık sırası bende şimdi…
               
Ey dirok, eeeeeyy dirok! Avuçlarıma bir dünya aldım ve geliyorum. Senin sayfalarına yepyeni bir dünya ekeceğim. Adı özlem, adı barış, adı sevda, adı özgürlük kokan bir dünya. Adı Berxwedan kokan bir dünya.
               
“Ey dirok, ya sana özgürlükler bahşedeceğim ya da seni yaşanmamış varsayacağım!”            

  • Etiketler :
  • Van Haber