Yazarlar

VANNE FUAR

ZENGİNLİK VAN’DA CEVİZLE YEŞERSİN!

ZENGİNLİK VAN’DA CEVİZLE YEŞERSİN!

Abone Ol

2014-04-10 15:00:00

Ceviz, Türkiye’nin en stratejik tarım ürünlerinden biridir. Aynı zamanda Van’ın da potansiyel zenginliğidir. Cevizi bu denli önemli yapan unsur, besleyici değerinin yanı sıra, mobilya sektöründen gıdaya, sanayiden sofraya birçok kullanım alanında giderek artan oranda tüketimidir. Ülkemizde kayıtlı ceviz ağacı sayısı yaklaşık 9,5 milyondur. Ceviz üreten en önemli iller arasında Van başı çekiyor. 200 bine yaklaşan ağaç sayısıyla Maraş, Hakkâri ve Bursa’nın ardından 4. sıradadır. Tek başına Bahçesaray ilçemizde bile 100 bini aşkın ceviz ağacı bulunmaktadır.


 

 

Diğer yandan, üretim alanı sıralamasında Çin, ABD ve İran’dan sonra Türkiye, dünyada 4. sırada olmasına rağmen, üretimde ancak 10. sırada yer bulmuştur. Ve bu haliyle Türkiye, cevizin anavatanı olmasına rağmen, maalesef ithalatçı konumundadır. Bunun temel sebebi üretimimizi standart hale getiremeyişimizdir. Yani bir örnek üretimimiz yok. Sahip olduğumuz 9,5 milyon ceviz ağacı varlığımızın neredeyse tamamı, tohumdan yetişen cevizlerden oluşmaktadır. Haliyle hiçbir ağacın cevizi birbirine benzemiyor. Dolayısıyla irili ufaklı, homojenlikten uzak birçok çeşitle, dünya pazarında söz sahibi olmamız mümkün gözükmemektedir. Oysa bu konuda en ileri ülkelerden ABD ve Fransa, 50 yılı aşan melezleme çalışmaları neticesinde elde ettikleri; ince kabuklu, iç rengi beyaz, randımanı (iç oranı) yüksek, sofralık özellikleri üstün olan çeşitlerle, özellikle Fransa ülkemizin çok altında üretim alanlarına sahip olmasına rağmen dünya ceviz piyasasını yönlendirmektedir…


 

 

Tüm bunları neden mi anlattım? Van, birçok üründe markalaşmışken maalesef cevizde bu olayı es geçmiştir. Oysa Bahçesaray, Çatak, Gevaş, kısmen Edremit birer ceviz ülkesi sayılır. Bu yörelerde üretilen cevizlerin ıslah edilmesiyle, yöre halkı inanılmaz bir refah elde edebilir. Bunu başaran yerler var ülkemizde. Çorum ili Oğuzlar ilçesi bunun en başarılı örneklerinden biridir. Belediye öncülüğünde yörede yetişen Aliağa adlı cevizi, Oğuzlar-77 adıyla tescillendirerek tüm ilçeye yaygınlaştırmışlar. Böylece ilçedeki cevizlerin sadece bu çeşitten olmasını sağlayarak bir bakıma cevizlerini ıslah etmişler. Her yıl ilçede hasat edilen cevizlerin, yöredeki kadın ve çocuklar tarafından kabukları kırılarak, kurdukları kooperatifle de ürünün iç ceviz şeklinde satışını gerçekleştirerek, ilçeye müthiş bir istihdam yaratmışlar. Ülkemizde bugün iç ceviz fiyatı, ‘‘bir nevi ceviz borsası’’ bu ilçemizden yönetilmektedir.


 

 

Aynı zamanda görev yaptığım kurum, yörenin Aliağa cevizini Oğuzlar-77 olarak tescil ettiren, yani çeşit sahibi kuruluş olduğundan bize ahde vefa gösterdiler. Geçen yıl ilçede yapılan ceviz şenliğine davet edildim. Bu ilçeyi yakından tanıma fırsatım oldu. Oğuzlar ilçesi ekolojik olarak Bahçesaray’ın bir benzeri. Bahçesaray kadar olmasa da ulaşılması biraz zor bir yer. Çevresindeki karasal iklime göre mikro klima olarak nitelendirilecek bir iklime sahip. Her iki yöreyi de yakından tanıdığım için, Oğuzlar ilçesindeki bu dayanışma, pekâlâ Bahçesaray veya Çatak’ta da çok kolay bir şekilde kurulabilir. Böylece yöremizin en mazlum, en çaresiz kadın ve çocuklarına, oturdukları yerden sadece ceviz kırarak iç ceviz eldesine yönelik bir istihdam yaratılabilir…


 

 

Ancak, Van’da bahsettiğimiz 200 bin ağaçlık mükemmel potansiyelimiz, bir bakıma önümüze en büyük sorun olarak ortaya çıkmakta. Çünkü cevizlerimiz aşılı değil! Haliyle her ilçenin, her bahçenin hatta her ağacın cevizi farklı özellikler taşımaktadır. Bu durum satışa


 

 

sunacağınız ürünün pazar değerini düşürüyor. Öncelikle, cevizin yoğun olduğu Bahçesaray, Çatak ve Gevaş ilçelerimizde iyi bir ıslah programı hayata geçirilmelidir. Zaten bununla ilgili ilk çalışmalar YYÜ Ziraat Fakültesi bünyesinde, idealist araştırma görevlilerimiz tarafından gerçekleştirilmişti. Cevizin doğal yayılış gösterdiği; Bahçesaray, Çatak, Gevaş ve hatta Erciş ile Muradiye ilçelerimizde seleksiyon çalışmaları yıllar önce bitirilmişti. Yani, ilimizin verim ve kalite açısından en mükemmel ceviz tipleri böylece kayıt altına alınmış, işin en önemli kısmı olan seleksiyon-1 aşaması tamamlanmıştı...


 

 

İşte bu değerli bilgiler ışığında, söz konusu kaliteli ağaçlardan alınacak aşı materyalleriyle, elde edilecek aşılı ceviz fidanlarının yörede dikimleri teşvik edilmelidir. Bir yandan da mevcut ceviz popülasyonunda, verimden düşmüş ağaçlar, çeşit değiştirme aşısıyla kaliteli cevizlere dönüşümü sağlanıp standart üretime yöneltilmelidir.


 

 

Bu yazdıklarım sizlere gerçekleştirilmesi zor bir hayal olarak gelse de, Van’da bu konuda büyük bir fırsat yakalanmış durumda. Şöyle ki, Tema Vakfı önderliğinde, Milli Eğitim Bakanlığının ortak yürüttüğü, yazımın başlığında atıfta bulunduğum ‘‘Umutlar Okulda Cevizle Yeşersin’’ adlı güzel bir proje yürütülmekte. Okullara gönderilen torf, poşet ve ceviz tohumlarıyla, öğrencilere fidan yetiştirme bilinci aşılanırken, bir yandan da binlerce tohum ceviz ağacına dönüşmek üzere start alıyor.


 

 

2010 yılından beri yürüyen proje, gönüllülük esasına dayanmakla birlikte tamamen idealist birkaç özverili insan tarafından yürütülmekte. Şimdiye kadar 300 bin tohum fidana dönüşmüş. Guinness rekorlarına girmeye aday bir çalışma. Hatta Kevenli Toki’de sulama tesisli, tel örgülü örnek bir kapama bahçe bile kurulmuş. Oldukça yoğun emek, organizasyon ve fedakârlık gerektiren bu projeye emeği geçenleri tebrik ediyorum ve her konuda yanlarında olduğumu belirtiyorum.


 

 

Yalnız, bir projenin olmazsa olmazı olan ‘‘proje sonrası uygulama’’ dediğimiz ya da işin sonunda ortaya çıkacak değer, üretim veya yarar konusunda biraz endişelerim var. Mutlaka bu projede de gecesini gündüzüne katarak, işin yükünü çekenler olduğu gibi umursamaz davrananda çoktur. İşin bu kısmını, Türkiye’deki her sosyal projede meydana gelen rutin hasatlıklarımız olarak düşünsekte, esasen projenin ‘‘daha faydalı olması’’ durumu ihmal edilmekte bence.


 

 

Uzun lafın kısası; İl Tarım Müdürlüğü ve Orman İşletme Şefliği de hazır projenin içindeyken, madem bu kadar çok fidan yani çöğür elde ediliyorken, neden projeye bir aşılama programı eklenmiyor? Yani un var, şeker var, geriye helva yapmak kalıyor. Biz ziraatçılarla ormancılar arasındaki ters düştüğümüz nokta tam da burası işte. Onlar haklı olarak ağaçlandırma çalışmaları minvalinde işe ‘‘yeter ki köklü fidan elde edelim’’ diye bakarlar. Bizler için ise aşısız bitki ‘‘yabani’’ anlamındadır. 2004 yılında, Bahçesaray’da ÇEKÜL Vakfının ‘‘Bahçesaray Cevizlerini Yaşatalım’’ adlı projede, Van Orman İşletme Şefliğiyle birlikte çalışma imkânı bulmuştum. Dolayısıyla kurumda çok iyi derecede, ceviz aşısı bilen teknik elemanların var olduğunu biliyorum. Yöre halkından da aşıyı bilen gönüllü kişilerin projeye katılımı sağlanarak bu konuda sonuç alınabileceğini düşünüyorum. Bu özgün proje yol alıp gidiyorken, mevcut altyapıdan maksimum seviyede yararlanılmalı, bu muazzam üretim kültüre alınmalıdır. Düşünsenize, 300 bin aşılı standart ceviz ağacının Van’da yetiştirildiğini!

 

 


Bugün pazarda en vasat ceviz bile ortalama 15-20 TL arasında fiyat buluyor. Bu fiyat iç cevizde 35 TL’ye kadar çıkabiliyor. Bir ceviz ağacı ortalama 8. yılından itibaren ekonomik anlamda meyve vermeye başlıyor. Ağaç başına en az 20 kg. dan hesaplayın. Esas, Guinness rekorlarına işte bu bilanço girer…


 

Ve belki de işin sonunda ‘‘ Van Cevizi’’ diye bir markamız daha olur, ne dersiniz?

  • Etiketler :
  • Van Haber