Yazarlar

deepblue

KAZA YAPTIRAN KAVŞAKLAR BUNLAR, GEL VATANDAŞ!

KAZA YAPTIRAN KAVŞAKLAR BUNLAR, GEL VATANDAŞ!

Abone Ol

2013-08-19 15:00:00

Hani Anadolu’nun en güzel sembollerinden biri olan türkülerin birer öyküsü vardır ya, o türkülerin öykülerini hatırlatan bir öykü vardır. Trajikomik bir öykü.

 

Derler ki günün birinde, babası tarafından zorla evlendirilen Kezban adında bir kız varmış. Kezban güzel, alımlı ve çok da zekiymiş. Evlenme çağı geldiğinde, kendi memleketinden çok uzakta birine verilmiş. Yolu, elektriği olmayan uzak bir köye. Gönlü evlenmeye bir türlü razı değildir ama baba bu sözü yerde konulmaz. gün gelmiş Kezban’ı alıp götürmüşler. Aradan aylar, yıllar geçmiş. Ne gelen olmuş Kezban’ın ziyaretine ne de Kezban’ın yanından ailesine giden…Ailesi için yanıp tutuşmuş günlerce. Sonra bir gün, Kezban’ın bir köylüsü, köylerinin yanından geçerken Kezban’ı hatırlamış ve onu ziyaret etmiş. Sevaptır deyip ona ailesinden haber götürmek istemiş. “Eee” diye sormuş Kezban, “söyle bakalım ne var ne yok köyde?” Köylü “Ne olsun Kezban Bacı, falan kişi vefat etti, falan kadının bir oğlu oldu, senin büyük abin muhtar oldu…” Tam bu sırada Kezban ağıt yakmaya başlamış. Saçlarını yolmuş, dizlerini dövmüş. Köylü onu teselli etmeye çalışmış, “Ölün Allah’ın emri” diye. Kezban başını dövmeye devam ederken köylüye şunları söylemiş: “Ne ölümü Hacı Efendi, ne ölümü. Benim abimin muhtar olduğu bir memlekette aklı selim hiç kimse kalmamıştır. Ben buna yanarım. Vah memleketim vah!”

 

Evet vah memleketim vah!

 

Bizim memleketimizin de halini düşündüğümde, Kezban’a hak vermeden edemiyorum. Memleket sahipsiz mi desem, yetkililer duyarsız mı desem…Ne desem bilemiyorum. Ama diyebileceğim bir şey var: Memleket sorunlarını ya kimse görmüyor, ya kimse takmıyor.

 

E hadi diyelim ki yetkililerden kimse görmüyor. Peki bu memlekette yaşayan insanlarımız, neden sorunlarını çözmek için ses çıkarmıyorlar, onu da anlamak mümkün değil.

 

Bakın sizlere bir sorunumuzu anlatayım. Sorun küçük görünüyor ama onlarca sorun gibi, sonuçları çok büyük.

 

Beşyol’dan Ali Paşa Mahallesi’ne doğru bir yol var. Yol, Eski Defterdarlık Binası’nın bulunduğu noktadan başlıyor, İskele Kavşağı’na kadar sürüyor. Yol boyunca sağlı sollu araçlar park edilmiş. Bazıları günlerce duruyor. Yolun tamamında 8 tane kavşak var. Bu 8 kavşağın dışında, ikili ve üçlü yolların birleştiği 5 ayrı nokta daha var.

 

Bu noktaların ve kavşakların hepsi kazalara davetiye çıkarıyor.

 

Çünkü bu 13 noktanın hiçbirinde trafik ışıkları yok.

 

Sadece 2 tanesinde tümsek var.

 

Hiçbirinde zabıta ya da trafik polisi yok.

 

Hiçbirinde hiçbir trafik işareti yok.

 

Yol çift yönlü, minibüslerin yoğun geçtiği bir yol ve yayaların da kullandığı bir yol.

 

Yolun bir çok yerinde haftalardır, hatta aylardır oluşmuş çukurlar var.

 

Yol, çift şerit için son derece dar. Bir de sağlı-sollu diğer yollarla birleşince, kazalar kaçınılmaz oluyor.

 

Yol boyunca alışveriş merkezleri var. Alışveriş merkezlerinin hiçbirinin kendilerine özel bir otopark alanı yok. Alışveriş yapanların araçları yolun kenarına park ediliyor. Alışveriş merkezlerinin tırları, kendi merkezlerinin önünde, yani yolun kenarında durup indirim-bindirim yapıyor. Nerdeyse her gün birkaç tırı yolun kenarında görmek mümkün. Bu da yolu iyice kullanılamaz hale getiriyor.

 

Hemen hemen her gün bu noktaların birinde ya da bir kaçında kaza oluyor. Geçen gün bir kaza yerinden geçerken, sadece kaza zamanlarında buraya uğrayan trafik polislerinden biri aynen şöyle söylüyordu: “Ya kardeşim bir memleket bu kadar mı sahipsiz olur ya!”

 

Evet memur bey, sorunuza aynen katılıyorum ve aynı soruyu ben de soruyorum.

 

Bu yol, yıllardır böyle. Durumu iyiye gideceğine, kötüye gidiyor. Ama yıllardır bu memlekette hiç kimse bu yolu görmemiş, görmek istememiş.

 

Memlekette her gün bir çok ihale yapılıyor. Çok gereksiz ve zamansız bir çok ihaleye milyon dolarlar yatırılıyor. Arık bir yurttaş olarak vergilerimizin nereye gittiğini sorgular olduk. İhale usulü de olsa, vergilerimizin bir bölümünün bu yola ve bu yolun güzergahında yaşayan insanlara ayrılması gerekmiyor mu? Bu nasıl bir sosyal hukuk devleti anlayışıdır ki, vergisini ödeyen binlerce insanın hayatını tehdit eden bir sorun yılarca görmezden geliniyor? Sosyal hukuk devletinin en temel ilkesi, insan hayatı ve insan sağlığıdır. Yani yaşam kalitesinin arttırılmasıdır.

 

Hiçbir şey yapılmasa da, bu yolun trafik işaretlerinin yerleştirilmesi lazım. Ha bu da pahalı geliyorsa, gereksiz ihalelerden birini etkileyecekse, bir traktör kum alın ve bu kavşaklara tümsek yapın. Bu da pahalı geliyorsa, lütfen bir yetkili çıkıp, aciz olduklarını açıklasın, bizler de mahalle sakinleri kendi aramızda bir traktör kumun parasını toplayalım.

 

Çünkü dünyanın her memleketinde olduğu gibi, bu memlekette yaşayan insanların da hayatı çok değerlidir ve buradaki insanlar da doğru dürüst bir hayatı hak ediyor.

  • Etiketler :
  • Van Haber