Yazarlar

deepblue

VALİMİZE VE İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜMÜZE ÇAĞRIMDIR

VALİMİZE VE İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜMÜZE ÇAĞRIMDIR

Abone Ol

2013-07-15 15:00:00

Efsane boksör Muhammed Ali şöyle söyler: "Bir işte başarısız olmak isterseniz, onu erteleyin; başarılı olmak isterseniz, hemen yapın. herkes çalışıyorken durursanız, başarısız olursunuz; herkes duruyorken çalışırsanız, başarırsınız."

 

           Gelin görün ki ne Muhammed Ali yi hatırlayan var, ne ilimizin eğitim başarısı için çırpınan, ne de ilimizin eğitimini umursayan...

 

           Her yıl olduğu gibi bu yıl da sınav sonuçları açıklanınca, doğal olarak insanlardan eleştiri üstüne eleştiri gelmeye başladı. "Neden böyle, neden şöyle, o ne yapıyor, bu neden sorumsuz" türünden onlarca soru kent gündemine oturdu. Yerel yetkililerimiz ise, her zamanki gibi kulaklarını tıkayıp duruyor.

 

             Şu illerimizin kaderi bir noktada hiç değişmedi. Sorunları söz konusu olduğunda, bir hafta konuşulur durulur, ardından unutulur. Eğitimde de durum böyle. Her zaman sonuçlar konuşulur. Tabi sonuçlar başarısız olunca, konuşulanlar da başarısız sonuçlar. Ancak ne hikmetse, hiç kimse bu sorunların muhatabı olarak kendisini ve kurumunu görmüyor. Hal böyle olunca, herkes sorumluluğu başkasına atıyor, sorunlar da çözülmeden onyıllardır süregeliyor.

 

             Oysa sorunlar hepimizin sorunları. Eğer bu kentte bir başarısızlık varsa, bu başarısızlıkta valisinden, belediye başkanından tutun da, öğrencisine kadar herkesin payı var. Çünkü bu kent hepimizin omuzlarında duruyor. Omuzlarımızın gücü ne kadar sağlamsa, kent o kadar ayakta sağlam kalacaktır. 

 

              Evet bu işin sorumluluğu hepimizde. Ama bu işin asıl sorumluları da var. Bu işin çözümü için ileri adım atması gereken, liderlik etmesi gereken, farklı çalışmalarla eğitimi canlandırması gerekenler var. Kimlerdir bunlar? İlimizin yerel yöneticileri ve milletvekillerimiz.

 

             Kentimizin eğitim sorunu, şimdiye kadar ciddi anlamda gündeme gelmedi. Sonuçlar başarısızlıklla sonuçlanmadan, bu sorun masaya yatırılmadı. Eğitim kalitesinin yükseltilmesi için hiç bir yetkili kılını kımıldatmadı. Eğitim camiasındaki yetkililerimiz, bürokrasinin dosyaları arasında günlerini geçiriyorlar. Dosya aralarında eğitim olmaz, olamaz; olsa da başarısız olur. Çünkü dosya, günümüz eğitim koşullarında iflas etmiştir.

 

            Başarı nerede? Başarı sokaklarda. İnsanların görevlerinin itekleye itekleye yapmadıkları, lider ruhuyla görevlerine koştukları salonlarda. 

 

            Yeni il milli eğitim müdürümüz ilk geldiğinde, kentimizdeki eğitim hareketlendi. Yeni bir şeylerin olacağına olan inancımız arttı. Sonra sayın müdürümüzün bir konuşmasını dinledim. KOnuşmasının bir cümlesi inancımı kırdı. Şöyle diyordu Sayın Müdürümüz: "İlimizin eğitim alanında sorunlarının % 90 ı çözülmüştür."

 

            Ben sayın müdürümüzün eğitimimize yeni bir kan katacağından hiç kuşku duymuyorum. Ancak kendisinin bu söylemi, daha sonra yayıldı ve şu anda kentimizin eğitim sorunları için hakim olan anlayış bu.

 

            Valla bırakalım % 90 nını, aklı başında biri çıkıp bana ilimizin eğitim durumunda, yolunda giden bir tek şey söylesin, onun alnından öperim!

 

            Yerel yetkililerimiz, yerel kurumlarımız, yerel basınımız bu konuda yeni bir şeyler yapmalı, yapmak zorunda. Başta Sayın Valimizden, Sayın Belediye Başkanımızdan, Sayın İl Milli Eğitim Müdürümüzden rica ediyorum. İlimizin eğitimi için yeni bir atılım sağlayın. Okullar ve dersaneler bu atılımın öncü ayakları olsun. En büyük görev kurum yetkililerinin olsun. İlimizin eğitim durumu gerçekten iyi değil. Ve başta da söylediğim gibi, bu işin vebali hepimizin boyunlarında.

 

            Bakın yeni bir ağitim yılına aylar var. Dersane yetkileri, okul müdürleri, sivil toplum kuruluşları yetkilileri, öğrenciler... hepimiz buradayız. Valiliğin ve il milli eğitim müdürlüğünün organizasyonunda bir platform oluşturalım. Kentimizin eğitim sorunlarını, biz bize konuşalım, yeni önlemler alalım. Hatta farklı görevler ve misyonlar yüklenen farklı komisyonlar kurulabilir. Sendikalar bu işin içine çekilebilir. Günlerce oturup konuşalım, tartışalım, yeni çözüm yolları üretelim, ortak kararlar alalım. Bunun için herhangi bir servete ya da ciddi bir masrafa gerek yok. Uzakdoğu Felsefesi nde şöyle bir anlayış vardır: Durgun su bile çürür. Evet onyıllardır biz bu konuda çürüyoruz. Her yıl aynı sloganlarla, aynı uygulamalarla, aynı zamanlarda ve aynı somurtkanlıkla başlayıp, yıl sonunu getiriyoruz. Hiç bir yenilik, hiçbir değişiklik yok. Sonra da başımızı eğip, "sondan üçüncüyüz" diyoruz. Bir fakire ekmek vermişliğimiz var ki sonuncu olmadık!

 

            İki ayrıntıya da özellikle değinmek istiyorum: Birincisi, kentimizin eğitim sorunlarının olmadığını söylemek, kentimizin sorunlarının üstünü örtmektir. Çünkü kentimizin eğitim sorunları var. Ne mi var: Aklıma gelenleri sayayım: Konteynır okulları kapatılmalı, konteynırlarda eğitim veren okullar binalarına dönmeli. Yapımı devam eden okulların binaları bitmeli ve yeni öğretim yılına yetiştirilmeli. Başka okulların binalarında eğitim veren okullara çözüm bulunmalı. Öğrencilere yönelik başarı ve motivasyon çalışmaları yapılmalı. Bu konuyu içeren seminerler, konferanslar düzenlenmeli, el ilanları ve broşürler hazırlanmalı. Depremden dolayı öğrencilerin hemen hemen tümünde psikolojik yıpranma var. Bu öğrencilere psikolojik destek verilmeli. Okullarda sınav müfredatı işlenmeli ve gönüllü öğretmenlere sınav hazırlık görevleri verilmeli. Yeni yurtlar açılmalı. Veliler bilgilendirilmeli. Okul öğrenci servisleri denetlenmeli. Rehberlik hizmetleri arttırılmalı, rehber öğretmenler daha aktif hale getirilmeli. Dersaneler ortak bir müfredat uygulamalrı. Öğretmenlerin derslere gönüllü-severek girmeleri sağlanmalı...

 

            Bu sorunlar sadece bize mi ait? Evet, çoğu öyle.

 

           İkinci ayrıntı şu: Sorunları dile getirmekten kimse gocunmamalı. Bu kent hepimizin ve bu kentin sorunlarını birlikte çözeceğiz.

 

           Önümüzdeki eğitim sezonuna farklı ve daha başarı odaklı bir anlayışla ve yeni uygulamalarla başlayabiliriz. Sadece zillerin çalmasıyla dersler başlamaz. Sadece öğretmen atamakla, okula malzeme almakla dersler başlamaz. Sadece ayda bir kez okul müdürlerini toplayıp, onlara nutuk çekmekle de dersler başlamaz. Derslerin başlaması için, çelik gibi sinir yapılarına ve sabırla donatılmış beyinlere ihtiyaç var. Liderlik ruhuyla donatılmış girişimci fertlere ve yeni fikirler üretecek beyinlere ihtiyaç var. Maddi kaygıdan uzak, gençlerimizin önünü açabilecek çalışmalar yapan, onları önemseyen kişilere ihtiyaç var.

 

           Bu şekilde derslerin başlaması demek, kentimizin eğitim kalitesinin yükselmesi demektir. Umarım değerli yetkililerimiz  bunu dikkate alırlar. Umarım yeni sezonlarda göğsümüzü daha bir gererek kentimizin başarısından sözederiz. Umarım herşey, şimdikinden çok daha güzel olur. Umarım yeni çalışmalar için kumıldamaya başlarız. Çünkü,  kımıldarsak, zincirlermizi kırabiliriz.

  • Etiketler :
  • Van Haber