Yazarlar

deepblue

'BAHTSIZ' ÜLKE!

'BAHTSIZ' ÜLKE!

Abone Ol

2012-11-10 15:00:00

 

 

   

 

Gelin hep beraber Türkiye’nin, diğer dünya ülkelerine göre yararlarına, farklılıklarına ve imkanlarına bakalım.

Türkiye Avrupa ile Asya kıtalarının köprüsüdür. İki farklı dünyayı birbirine bağlayan tek ülkedir. Neredeyse dünyanın bütün petrollerinin ve nükleer enerjisinin topraklarına uğradığı bir ülke.

Neredeyse her bölgenin, her kentin kendine has iklimi var. Her kentin kendine göre geçim kaynağı var. Yüzlerce çeşit meyvenin ve sebzenin yetişebildiği tek ülkedir. Sularında yüzlerce çeşit balığın yaşadığı tek ülke. Dört mevsim turizmin canlı olduğu tek ülke. Yüzlerce çeşit hayvanın yetiştiği bir ülke. Toprakları hemen hemen her türlü tarıma elverişli bir ülke.

Misafirperverliğin ve ahlaki geleneklerin en güzel yaşandığı bir ülke.

Ama gelin görün ki bahtsız bir ülke…

Şu hale bakın.

On bine yakın siyasi tutuklu açlık grevinde ve çoğu ölüm döşeğinde.

Hemen hemen her gün bir bölgeye ateş düşüyor ve bu ülkenin gençleri birbirini öldürüyor.

Yaklaşık 2 milyon insanın oyunu alıp meclise giren siyasi bir parti meclis faaliyetlerini durdurdu.

Şemdinli’de bomba patladı ve iki masum, savunmasız ve günahsız çocuk öldürüldü.

Pervari’de helikopter düşüyor ve 17 asker yaşamını yitiriyor.

Askeri kışlalarda askerlerin intihar haberleri geliyor.

Bir adam cinnet geçiriyor ve 4 çocuğuyla eşini öldürüyor.

Depremden bir koca yıl geçmesine rağmen, Van’da hala her şey eksik.

İşsizlik diz boyu.

Aile içi şiddet, hiç olmadığı kadar arttı ve neredeyse evliliklerin yarısı boşanmayla sonuçlanıyor.

Çiçeği burnunda Büyükşehirlerdeki okullarda, sınıf mevcutları 50-90 arası.

Neredeyse ortalama günde 200 insan trafik kazalarında ölüyor.

Neredeyse günde ortalama 100 şirket iflas ediyor.

Faşizme varan milliyetçilik, linç girişimleri diz boyu.

Ülkenin, hiçbir komşusuyla ilişkileri iyi değil. Irak bir yandan ülkeyi tehdit ediyor, İran bir yandan, Suriye bir yandan…

Dünyanın bir çok sömürgeci ülkesi, ülkede iç savaş yaratmanın peşinde ve bu ülkeler “dost” görünen ülkeler.

Hemen hemen her hafta sınırlarda insanlar öldürülüyor.

Ama bütün bunlara rağmen ülkenin en önemli tartışması, “bahtsız bedevi” ve “tavuk-civciv” tartışması.

Ben bazı ülkelerin tarihlerini okuduğumda imreniyorum ve bu ülkedeki gelmiş geçmiş bütün politikacılara “ayıp” diyorum. 15 yıllık bağımsızlık tarihi olan ülkelerde demokrasinin nasıl geliştiğini, ekonominin nasıl canlandığını, insan haklarına verilen değerin ne kadar yüksek olduğunu gördükçe, yaşamanın kıyısından bile geçmediğimizi fark ediyorum.

Yazık…

Yazık ki ne yazık.

Tataristan gibi bir ülkede 7 tane resmi anadil var. Siyasi geçmişi 20 yıldan az ve nüfusu bu ülkenin nüfusunun çeyreği kadar bile değil. 89 yıllık cumhuriyet tarihinde hala “anadil” gibi bir sorunu çözemeyen bu koca ülkeye yazık!

Van Gölü’ne, Ağrı Dağı’na, Kızılırmak’a, Yunus Emre’ye, Mevlana’ya, Pir Sultan’a, Deniz Gezmiş’e, Bodrum’a, Sümbül’e çok yazık.

Yeryüzünün hiçbir coğrafyasında bulunamayan dengbéj kültürüne ve halk müziği-bağlama kültürüne çok yazık.

Neredeyse en çorak dağlarında bile binlerce çeşidinin yetiştiği muhteşem bitki örtüsüne çok yazık.

Göz göre göre ölüme terk ettiğimiz, sakat bıraktığımız, yetim bıraktığımız, sürgün ettiğimiz, silah doğrulttuğumuz insanımıza çok yazık.

Ama her şeye rağmen, barışa olan özlemini ve umudunu yitirmeyen; her nefesinde bu ülkenin insanlarının kardeşliği için dua eden; sevdasını güzel yarınlarla kuşatan insanlara selam olsun. “Yaşamı, uğrunda ölümü göze alabilecek kadar seven” ve bu sevgisini yarınlara taşımaya çalışan canlara, bu topraklardan zamansız göçenlere, masumca öldürülenlere, kardeşlik sevdalılarına müjdeler olsun ki bir gün barış kazanacak.

Bir gün yeni sabahta, yepyeni bir güneş şafağında, zılgıtlarla, türkülerle yeniden buluşacağız. Çünkü “dünyayı güzellik kurtaracak!”

 

  • Etiketler :
  • Van Haber