Yazarlar

deepblue

VANLILARLA HALA ALAY EDİLİYOR!

VANLILARLA HALA ALAY EDİLİYOR!

Abone Ol

2012-10-25 15:00:00

 

 

 

 

 

Haftalardır başbakanın Van ziyareti konuşuluyordu. Kentin dört bir yanındaki bilbortlarda ve raketlerde başbakanın Vanlılar’a dağıtacağı evlerden söz ediliyordu. Günlerdir Van’ın yeniden inşa edildiğinden ve Van’a yapılan hizmetlerden söz ediliyordu.

Ve başbakan Van’a geldi. Neredeyse binaların tamamının yıkıldığı Erciş’in Çınarlı Mahallesi ile Atatürk ve Kışla Caddeleri’ne yakın yerde kurulan platformda halka seslendi. Halkın büyük bir umudu vardı. Herkese ev dağıtılacaktı. Bu yüzden yaşlı-genç, çoluk-çocuk, kadın-erkek herkes oradaydı. Herkes, başbakanın dudaklarından çıkacak sihirli kelimeleri bekliyordu.

Alanlardaki insanlardan ağlayanlar vardı. Çünkü bu insanlar bir yıl önce yakınlarını kaybetmişlerdi. O insanların anneleri, bebekleri, babaları, teyzeleri, dedeleri… tam bir yıl önce o alandaki enkazların altında can vermişlerdir.

O insanların acıları çok büyüktü. Tarif edilemeyecek kadar büyük…

Başbakan, Acun Ilıcalı ile platforma çıktı. Acun’un elinde bir torba vardı. Başbakan, Acun’un elindeki torbadan numara çekti. Tombala misali…Başbakanla Acun, her numara çekişlerinde kahkaha attılar. İkisi espri yaparak kura çektiler ve yaptıkları espriler karşısında kahkahaları o alanı doldurdu.

O esprilere o alandaki hiç kimse gülmedi, gülemedi, gülemezdi. O alandaki insanların acıları çok büyüktü çünkü.

Ve günlerdir bahsedilen evlerin kuraları bitti. Yerle bir olan Erciş’te sadece 21 aileye ev verildi.

Şaşırtıcı değil mi? Bence değil. Çünkü 23 Ekim 2011 tarihinden itibaren, buna benzer sahneler çok yaşandı. Aradan bir yıl geçmesine rağmen, Van’ın her köşesine baktığımda, bir devletin ancak bu kadar aciz olabileceğini bir kez daha anlıyorum.

Her fırsatta kameraların karşısına geçip, Van’da her şeyin normale döndüğünü anlatan sorumsuzlardan utanıyorum.

Birilerine yalakalık olsun diye, bu kentin sorunlarını yazmayan, dile getirmeyen yerel medya temsilcilerini ayıplıyorum.

Sadece bir canlı bağlantıyla Van’da her şeyin kısa sürede hal edildiğini gösteren ulusal medya temsilcilerinden iğreniyorum.

Siyasi çıkarları uğruna bu kentin insanlarına bir zerre faydası dokunmayan ama her fırsatta “şunu yaptık, bunu hal ettik” diye demeç veren politikacıları vicdana çağırıyorum.

Van’da her şey normale döndü diyenler, bu şekilde yazanlar, çizenler, bu şekilde insanları kandıranlar, gelip Van’daki eğitimi bir yakından incelesinler bakalım. 85 kişilik sınıflarda dersin nasıl yapıldığını, okulların açılmasına günler kala güçlendirme çalışmalarına başlanan okulların enkazlarını, eğitim öğretim yılına yetiştirileceği söylendiği halde daha enkazı biler kaldırılmayan okulları görmüyorlar mı?

Sağlık ne durumda, bunu araştıran var mı? İhtisas Hastanesi’ne ne oldu, nereye taşındı? Bir doktorun günde kaç kişiye baktığını, hangi hastanede kaç doktorun çalıştığını görmüyorlar mı?

Her şey bir yana, şunu ölene kadar dile getireceğim: Deprem gibi büyük bir felaketi geçiren bu insanlara neden psikolojik destek sağlanmadı? İnsanların ne kadar asabileştiğini yetkililer görmüyor mu? Hemen her gün çarşıda kavgalara oluyor. Aile içi şiddet olayları arttı. İntihar girişimleri arttı. Boşanmalar arttı. Neden? Çünkü insanlar depremin etkilerini üzerlerinden atamadılar. Çünkü insanlar iflas ettiler. Onlarca aile iflas etti. Onlarca şirket kapandı. Çünkü insanlar yakınlarını kaybettiler. Çünkü insanlar evsiz kaldılar. Çünkü insanlar devletin desteğini yanlarında göremediler.

Herhangi bir yetkili, günün herhangi bir saatinde trafikten geçsin bakalım. Van normale dönmüş mü?

Herhangi bir yetkili, herhangi bir resmi daireye, günün herhangi bir saatinde gitsin bakalım. Saatlerce bekleyen insanlardan kaçı bağırıyor, küfrediyor.

Herhangi bir yetkili, günün herhangi bir saatinde, bir hastanenin kapısından içeri girsin, bakalım kaç insan mağdur.

Olmadıysa, Hacıbekir Caddesi’ndeki yan duran binaya gidin bakın. Yanındaki binayı yıkmak isterlerken, yandaki binanın üzerine düşmüş. Biri enkaz yığını, öteki 5 katıyla yan yatmış. Etrafında ne bir güvenlik şeridi var ne de alınmış bin önlem.

Aslında başbakanın halka seslenişini bu binanın önünden yapması doğru olurdu. O zaman Van ve Vanlılar’ın onca acısı duruyorken, Acun’un kahkahaları o binadan çok güzel yankılanırdı!

Tarihin sayfalarına baktığınızda görürsünüz: Afet bölgelerinde insanlar yağma yaparlar, birbirlerini öldürürler, el avuç açarlar, kendilerini acındırırlar. Van insanı bunların hiçbirini yapmadı. Van insanı, onca acısını yüreğine gömdü, bütün imkansızlıklara rağmen yaralarını sarmaya çalıştı. Ama onurlu ve dik duruşundan asla taviz vermedi. Van insanına büyük haksızlıklar yapıldı. Ne haksızlıkları mı? Gelin sayalım:

* Bütün dünya kabul etti ki Van afet bölgesi ilan edilmeliydi, ilan edilmedi.

* Esnafın hiçbir borcu, vergisi, faturası silinmedi.

* Esnafa kendi zararını giderebilecek tatmin edici bir kredi imkanı sağlanmadı.

* Hiç kimseye hiçbir psikolojik ve sosyal destek sağlanmadı.

* Öğretmenlere bırakın ek ücret ödemeyi, öğretmenlerin ek ücretleri kesildi.

* Öğrencilere pozitif bir ayrımcılık tanınmadı.

* Yıkılan hastaneleri, okulları ve öğretmen evlerinin bir bölümü yeniden yapılmadı.

* Evleri yıkılanlara ev verilmedi, devlet evlerini sattı.

* Özel öğretim görebilmeleri için öğrencilere parasal destek verilmedi.

* İnsanlar çadırlarda yanarak, sokaklarda donarak ve binaların önünden geçerken başına düşen tuğlalardan hayatlarını kaybederlerken, yanlarında hiçbir devlet temsilcisini göremediler.

* Hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına herhangi bir destek sağlanmadı.

* Hiç kimsenin elektrik, su, doğalgaz gibi faturaları silinmedi.

Ve daha aklıma gelmeyen onlarca sorun. Evet belki de Van insanının bu dik ve sağlam duruşu sayesinde, çok kısa sürede çok fazla yol kat edildi. Ama bunu insanların kendileri sağladı. Devlet zaten yaptığının çok daha fazlasını yapmak zorundadır. Devlet eğer en zor zamanlarda halkının yaralarını sarmayacaksa, neden devlet olsun ki? Bir devlet temsilcisinin çıkıp da “biz yol yaptık, biz bina yaptık, biz su çektik, biz konteynır kentler kurduk, biz çadır dağıttık, biz yemek dağıttık” demesi kadar abes bir şey var mı? Bunu zaten yapacaksın. Ama devlet, yukarıda saydıklarımı yapmalı.

Van insanı onurlu insandır. Kimseye el avuç açmaz. Ama haklarının da verilmesi gerekir. Bugün hepimiz, o büyük felaketten sonra yaşadığımıza şükrediyoruz. Şükretmeye de devam etmeliyiz. Ama bu kent ve bu kentin insanları, çok daha iyisini hak ediyor.

O zaman hep beraber güleceğimiz günlerimiz olacaktır.

 

  • Etiketler :
  • Van Haber