Yazarlar

VANNE FUAR

YENİ VAN NASIL KURULMALI?

YENİ VAN NASIL KURULMALI?

Abone Ol

2011-12-19 15:00:00

 

 

Acılarla dolu tarihinde iki kez yer değiştiren Van, üçüncü kez yer değiştirmeye hazırlanıyor. İlk yıkımın gerçekleştiği 1918 yılında Van, doğunun en büyük şehriydi. Nüfusu 80 binlere dayanıyordu ve o zaman Türkiye’nin nüfusu sadece 13 milyondu. Yakılıp yıkılan şehirde meydana gelen büyük göç sonrası, o yıllarda Van’ın nüfusu 3 binlere kadar düşmüştü. Savaş bitince şehre geri dönenler, Van kalesi eteklerinde bulunan eski Van’ı acı hatıralarıyla birlikte harabe halinde terk ederek, bugünkü bulunduğu yerde kurdular.

 

 

Bugün tekrar toparlanıp yine doğunun en kalabalık şehri olmuşken maalesef bir kez daha tarih tekerrür etti. Yeryüzünde dünyada üç kez yer değiştiren bir başka şehir var mıdır bilinmez ama Van, bu defa da depremden dolayı daha yukarılara taşınacak. Aslında Erciş’te de durum bundan farksız. Erciş te tarihinde iki kez yer değiştirmiş. Gölün zaman zaman yükselmesi yüzünden eski kurulduğu yerden çok daha içerilerde bugünkü Erciş kurulmuştu. Çağlar boyu en ihtişamlı medeniyetlerin kök saldığı ve uğrunda büyük savaşların, işgallerin, yıkımların çokça yaşandığı bu topraklarda dileriz bir daha böyle acılar yaşanmaz. 

 

 

 

Her gün içimize bir kor gibi düşen çadır yangınlarında, yitirdiğimiz minik yavrularımız olmasa, yazılı ve görsel basın için artık deprem bölgesi, son günlerde haber değeri bile taşımıyor. Herkes, ‘‘ Van çok güzel olmuştu ve harika bir şekilde gelişiyordu, bu deprem her şeyi bitirdi’’ diyor. Gerçektende gelişme anlamında müthiş bir ivme kazanmıştı Van. Fakat büyümeyle birlikte devasa sorunlarını da beraberinde çoğaltıyordu. Hem göç alan hem göç veren bir il olan Van’da en büyük toplumsal çıkmaz, niteliksiz göç alması ve nitelikli kitleden de göç vermesiydi.Yeni iskâna açılan yerlerde ekonomik ve sosyal sorunların yanında su, elektrik ve kanalizasyon gibi alt yapı problemleri de çokça yaşanıyordu. Daha eski yerleşim birimlerinin bile bu gibi sorunları tam olarak çözülememişken, bir de bunlara yeni yerlerin eklenmesi, işin içinden çıkılmaz bir sorun yumağı haline getiriyordu şehri.

 

 

Şimdi, bu sorunların çözülmesi adına büyük bir fırsat var önümüzde. İktidarın sorumlu bakanı her fırsatta Van’a gelip, yeni kurulacak olan şehirden bahsediyor ve yapılacak olan çevre yolunun paralelinde yeni şehrin kurulacağından söz ediyor. Hükümetin en güçlü olduğu bu dönemde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tüm maharetlerini sergilemesi, 21. yüzyılda yeni bir şehir nasıl kurulurmuş göstermesi gerekiyor. Bari Van’ın yüzü bu konuda gülsün, kara talihi burada dönsün!    

 

 

 

1999 Marmara Depremi sonrası Sakarya ve Yalova kentlerinin de yeni yerleşim bölgesine taşınması benimsenmişti. Fakat geçen on yıldan fazla süreye rağmen, yeni kurulan yerleşim bölgelerinde tam doluluk oranına halen ulaşılamamıştır. Bundan dolayı eski yerleşim bölgesinin yeniye oranla daha cazip olmasının nedenleri iyi araştırılıp, Van’a ve Erciş’e kurulması düşünülen yeni yerleşim bölgesinin, planlama ve uygulama aşamalarının çok iyi analiz edilmesi lazım. Zira, şehirde meydana gelen bu büyük yıkımın tekrar yaşanmamasını, dolayısıyla insanların daha huzurlu ve güvenli bir bölgede hayatlarını devam ettirmelerini sağlamanın gerekliliği vardır.

Deprem bölgelerinde, ilerleyen yıllarda depremin etkisinin zaman içerisinde unutulması, insanların giderek ovaya yeniden yerleşmeye başlamasına neden olmaktadır. Örneğin Yalova’da, en çok yıkımın gerçekleştiği Hacı Mehmet Ovası’nda bugün yeniden hızlı bir yapılaşmaya şahit oluyoruz. Yani yeni yerleşim alanlarının seçiminde jeolojik faktörlerin yanında, bireysel ve kurumsal faktörlerin de etkisi göz ardı edilemez. Bu yüzden Kurulacak yeni yerleşmeler, ulaşım ve sosyal imkanlara erişim gibi beşeri ihtiyaçları karşılayamazsa ve ticari alanlar yetersiz kalırsa bu durum, yeni yerleşim alanlarının daha da uzak algılanmasına neden olacaktır. Bir de bu toplu konutların kurulacağı yerler arasında bazı köyler de (kalecik, kevenli) sıkışıp kalacak, kırsal alan özelliğini yitirip, ekonomik ve sosyal anlamda değişime uğrayacaktır. Köylünün hayvanlarını otlattığı meralar yok olacak, temel geçim kaynakları olan tarım ve hayvancılıkta olumsuz etkilenecektir. Lakin bu durum iyi değerlendirilirse köy arazisine kurulacak yerleşmeler, köydekiler için de potansiyel bir iş bulma kaynağı olacaktır. Ayrıca köy arazisine kurulacak kalıcı konutlar sakin sessiz ortamı, bol yeşilliği ve temiz havasıyla şehirden uzak modern kent görünümü verecek şekilde inşa edilip, yamaçtan aşağıya doğru şekillenip, binaların arasındaki boş alanlar, ara yollar, parklar ve ışıklandırma sistemi göz önünde bulundurularak yapılırsa ve en önemlisi de doğal gaza kavuşup, toplu taşıma sorunları da çözülürse oldukça cazip hale gelecektir.

Diğer önemli bir husus; bu yerleşmelerde yapılacak iş merkezleri fonksiyonel olmalı ve yerleşim yerinde yaşayan insanların ihtiyaçlarını tam olarak karşılamalıdır. Bu iş merkezleri, halkın alışık olmadığı şekilde tek bir binada toplanmamaları gerekir. Van ve Erciş’te insanlar çarşıya alışkındır. Dolayısıyla iyi planlanmamış iş merkezleri, buradaki dükkanların birçoğunun boş kalmasına neden olacaktır. Nitekim bugün bile Yalova ve Sakarya’daki kalıcı konutların içindeki iş merkezleri, yapıldığından beri boş ve harabe bir şekilde atıl olarak durmaktadır. Çünkü, bu iş merkezleri halkın alışık olmadığı şekilde, iki katlı olarak yapılmıştır, dolayısıyla sadece alt katları doludur ve konutlara da uzak olduğundan ölü bir yatırıma dönüşmüştür.

 Tüm bunların yanı sıra, bu yerleşmelerde satın alınacak konutlara, geri ödeme kolaylığı sağlanması veya kiraların da düşük tutulması da cazibesini önemli ölçüde etkileyecektir. Geri ödeme kolaylığı makul olduğunda, depremden sonra hak sahibi olan hemen herkes kalıcı konutlarda yaşamaya başlayacaktır.

Sonuç olarak; deprem sonrasında oluşan yeni konut bölgeleriyle şehrin gelişim yönü değişecektir. Fakat gelişen bağlantı yollarının yapılması ve depremin etkisinin unutulmaya başlanmasıyla birlikte tekrar ovaya inen yapılaşma eğilimi bu ayrık dokuyu yakın tarihte ortadan kaldıracaktır bence. Çevre yolunun söz konusu bölgeden geçecek olması çok ama çok büyük bir şanstır. Bu yolun bir şekilde üniversiteye bağlantısının yapılıp, bu güzergahtan düzenlenecek toplu taşımacılıkla öğrencilerin de yeni yerleşim yerlerini tercih etmeleri sağlanabilir. Buna paralel olarak devletin bu bölgede yatırımı teşvik etmesi ve bölgeye alışveriş merkezleri ile eğlenme – dinlenme yerlerinin kurulmasına olanak sağlaması gerekmektedir.

 Uzun lafın kısası; çevre düzenlemesi, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri, alışveriş, ulaşım, eğlenme, dinlenme yeri gibi toplu konut alanının yaşanılacak bir yer olmasındaki temel unsurları yetersiz olmadıktan sonra iyi sonuçlar alınacaktır. Böylece yeni Van’ın kurulumu ve benimsenmesi daha kolay olabilecektir.

  • Etiketler :
  • Van Haber