Yazarlar

deepblue

PARTİLER, SEÇİMLER VE SONRASI

PARTİLER, SEÇİMLER VE SONRASI

Abone Ol

2011-06-20 15:00:00

 

Türkiye, tarihinin en kritik seçimlerinden birini atlattı. Genel anlamda bakıldığında, meclise girmeyi başaran dört siyasi grup da seçimin kendileri için başarılı olduğunu savunuyor. Ancak daha ince detaylara bakıldığında, ve uzun vadeli düşünüldüğünde, daha önemli sonuçların ortaya çıktığını görebiliyoruz.
            Nedir bu ayrıntılar?
            AKP, % 50"ye varan oylarıyla, seçimin galibinin kendisi olduğunu belirtiyor. Oysa net olarak söylenebilir ki, sonuçlar başbakanın ve AKP"lilerin beklediğinden çok daha düşük. Bir kere AKP"nin milletvekili sayısında azalma oldu. Seçimlerden birinci parti olarak çıkacağı neredeyse kesin olan AKP, aslında farklı hesapların peşindeydi ve bu hesaplar tutmadı. AKP"nin en önemli hedefi, milletvekili sayısını artırıp, yeni anayasanın kabul edilmesini sağlamaktı. Bu anlamda beklediği olmadı. Başbakan, uzun zamandır başkanlık sisteminin peşinde. Bu da biliniyordu. Ancak bir anlamda halk, başbakanı “başkan” olarak görmek istemediğini göstermiş oldu.
            Bunun yanı sıra AKP, MHP"yi baraj altında bırakıp, onun milletvekillerini almayı hedefledi, olmadı. Milliyetçi, hatta ırkçı söylemleriyle MHP"yi hedef aldı ama hedefleri tutmadı.
 
            AKP"nin en önemli kaybı ise Kürt seçmeninin tercihinde yaşandı. Kürtler, belki de ilk kez bu kadar net ve açık bir biçimde hükümete “hayır” dedi. Bingöl ve Ağrı gibi AKP"nin en çok güvendiği Kürt illerinden Blok"un milletvekilleri çıktı. Bir bakıma AKP, Kürt illerinden, “istenmediğinin” mesajını aldı. Böylece Ortadoğu liderliğine soyunan ve seçimlerde özellikle Türk-İslam sentezli “Yeni Osmanlıcılık” peşinde koşan başbakanın hayalleri suya düştü. Kürt seçmen, başbakana “bırak bölge liderliğini, ülkenin liderliğini yap” mesajını verdi.
 
            Öte yandan CHP de seçimden galip geldiğini ilan etti. Ancak hem Kılıçdaroğlu"nun hem de yandaşlarının, seçimden yenik çıktıklarına ilişkin mesajları gözlerden kaçmıyor. Baykal ve ekibi direkt olarak CHP yönetimini hedef alan açıklamalar yapıyor. Bir yandan şimdiki yönetim, Baykal ve ekibinin baskısı altındayken, bir yandan da yönetimin içinde hesaplaşmalar başlayacaktır. Büyük olasılıkla ilerideki günlerde, CHP içinde ayrışmalar ya da hesaplaşmalar başlayacaktır. Denilebilir ki CHP"nin başarılı olduğu tek il Dersim"dir. Acıdır ama Dersim"dir.
 
            MHP"ye gelince…
            AKP"nin hedefi haline geldi ama her şeye rağmen meclise girdi. Ancak MHP"yi yıpratacak gelişme, onun AKP"nin hedefi haline gelmiş olması değil. Artık Türkiye"de ırkçılığı savunacak ya da savaş çığırtkanlığı yapacak bir MHP"ye ihtiyaç olmayacaktır. Çünkü bu ihtiyacı AKP karşılıyor zaten. Öyle görünüyor ki MHP, yavaş yavaş silinecek ve rolünü AKP"ye devredecek.
            Gelelim Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku"na.
            Türkiye"nin uzun yıllardır özlenen bir ihtiyacıydı ve uzun yıllardır özlenen bir tablo ortaya çıktı. Blok"un zaferi çok önemli. Çünkü öyle görünüyor ki Türkiye"nin geleceğini belirleyecek olan grup, bu grup olacaktır.
            Türkiye"de belki de çok dikkat çekmeyen önemli bir gelişme yaşandı, son yıllarda. Ulusalcı-Milliyetçi bir derin güç vardı. Adına “Ergenekon” denildi. AKP bu gücü dağıttı. Ancak bu gücün yerine Cemaatçi-Milliyetçi bir güç yerleştirdi. Genel anlamda bakıldığında, son oluşum eskisinden daha tehlikeli. Çünkü bu, global bir oluşumu hedef alan bir derin güç. Hayata geçmesi ve yaygınlaşması halinde, Ortadoğu"da Yeni Osmanlıcılık sisteminin hayata geçme olasılığı doğacaktı.
            İşte bu oluşumu durduran ve belki de bozacak olan şey, Bağımsızlar"ın seçim zaferidir. Bu zafer iki açıdan çok önemlidir.
            Birincisi, artık Kürtler"in safları netleşti. Kürtler, ulusal çıkarları için aşiretleri de, aşiret reislerini de, sahte mollaları da, sistemin baskılarını da artık dinlemeyecek.
 
            İkincisi, 68 ruhu yeniden doğuyor. Yurtseverlik ile solculuk ittifakı, müthiş bir yeniden devrimcilik gücünü oluşturdu. Sol ve özellikle sosyalist sol yeniden ortaya çıktı ve gücünü gösterdi. On yıllardır cezaevlerinde tutulan ya da yasaklanan kişiler, artık meclise giriyor. İster inanalım ister inanmayalım, bu güç, çok büyük ve etkili bir güç. Bu güç, yavaş yavaş Türkiye"de devrim hasretiyle tutuşan herkesi kucaklayacaktır. Hiçbir korkusu olmayan kişilerden oluşmaktadır. Bu kişiler, dünyayı değiştireceklerine dair yeminli kişilerdir.
Onların yeniden meclise girmeleri ve sayılarının artması, Demokratik Özerklik sisteminin habercisidir.
 
  • Etiketler :
  • Van Haber