Yazarlar

VANNE FUAR

GEVAŞ’TA TARİH KURTULUYOR

GEVAŞ’TA TARİH KURTULUYOR

Abone Ol

2014-12-02 15:00:00

 

Karayoluyla Van Gölü’nü etraflıca dolaştığınız zaman, aynı anda tarihte de bir yol alırsınız farkında olmadan usul usul…

 

Adeta bir açıkhava müzesinde dolaştığınızı sanırsınız.

 

Gâh Selçuklu tarihiyle yüz yüze gelirsiniz gâh Osmanlı’yla. Bir viraj dönersiniz Karakoyunlu, diğer yana saparsınız Akkoyunlu medeniyetiyle karşılanırsınız.

 

 

Urartuların görkemli yapılarıyla da, milat öncesinin karanlık dehlizlerine dalarsınız. Birbirini takip eden, sonu gelmeyen cevapsız sorular aklınıza gelir.

 

 

Nasıl ama nasıl inşa edilmiş bu yapı o zamanki teknolojiyle? Deyip durursunuz.

 

 

Bazen Ermeni mimarisinin görkemi karşısında şaşkınlıktan kelimeleriniz kifayetsiz kalır.

 

 

Bazen de bu müthiş mirasın farkında olmayan insan kalabalığının, fütursuzca talanına şahit olur, yüreğiniz yanar ama elinizden hiçbir şey gelmez…

 

 

Viran edilmiş kiliseler, yıkılmış kaleler, camiler, mezarlar tümüyle modern insanoğlunun ürpertici yok etme aymazlığını, tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarır buralarda.

 

 

Ne tarihle barışığız ne de doğayla!

 

 

Doğayı nasıl katlediyorsak, tarihten gelen kültürü de bitiriyoruz bilerek ya da bilmeyerek. Sonrada bütün bunları yapan insanoğlu değilmiş gibi kalkıp bir de çevreci ayağına, kesilen birkaç ağaç için bu sefer şehirleri yakıp, yıkıp talan ediyoruz.

Bu tür imtihanlarda millet olarak hep çakmışızdır burun üstü. Sonrada yurt dışına çıkınca, yapay göllerden veya ormanlardan harikalar yaratan ecnebilere, tüm ihtişamıyla ayakta tuttukları tarihi yapılarına, bakar bakar iç geçiririz…

Hâlbuki medeniyetlerin beşiği diye övündüğümüz Anadolu’da, bizlere bırakılan onlarca tarihi mirasın yanında, ibret duyacağımız ya da model alacağımız eserlerde var. Anadolu Medeniyetleri, tarım alanlarını daima korumuş, yerleşim alanlarını bunların dışına kurmuş, özenerek yaptıkları eserleri de koruyarak, ‘‘günümüz insanının onca hor kullanımına rağmen’’ ayakta kalacak şekilde inşa etmiştir.

 

 

Doğunun daha doğrusu tarih öncesi medeniyetlerin en ihtişamlısı olan Urartular’da, Şamran kanallarını yaptıran Kral Menua, bu kanalların muhtelif yerlerine çivi yazısıyla yazdırdığı taştan kitabelere, bu yapıya zarar verecek olanlara beddualar etmiştir. Bugünkü insana yüzyıllar öncesinden mesajlar iletmiştir. Kente güneş şehri anlamına gelen ‘‘Tuşba’’, Göl’e de ‘‘Yukarı Deniz’’ demiştir. Ovasını kilometrelerce ötelerden kanallar açtırıp su getirmiştir. Ve yine de yerleşmeye kıyamamış, en yüksek yerlerine yaptırdığı görkemli kalelerde halkını yaşatmıştır. Adeta her metrekaresini kutsamıştır bu coğrafyanın...

 

 

Bizler ise, bırakın tarih öncesi medeniyetlerden kalan eserleri, ecdadımızın yadigâr bıraktığı yapılarına bile sahip çıkamamışız. Mesela daha bu yaz, Gevaş’taki Selçuklu Mezarlığının başına gelenlere hep beraber şahit olmadık mı? İlk darbeyi 1940’lı yıllarda alan bu mezarlık, ortasından gereksiz bir yol geçirilerek ikiye bölünmüştü. Bu tarihi mekânın talanına, yanı başına inşa edilen beton yığınlarıyla, günümüzde yeni örnekleriyle devam ediliyordu...

 

 

Ulusal basında da yer alan bu hadise neyse ki Valilik, Kaymakamlık ve Gevaş Belediye Başkanlığınca ele alınarak ÇEKÜL Vakfının Koordinatörlüğünde yeniden projelendirilmiş. Tarihi Van Evleri’ne en özgün çizimleriyle yeniden hayat vermesiyle tanıdığımız Mimar Şahabettin Öztürk, bu defa Van’ın tarihi mimari özelliklerini yansıtacak biçimde, Selçuklu Mezarlığı ve Halime Hatun Kümbetini içine alan; çeşmesi, toplantı yerleri, yeşil alanları ve nihayet otoparkıyla beraber tamamen Ahlat taşı ve doğal malzemelerle, mekanın tarihi dokusuna katkıda bulunulacak.

 

 

 

 

Ayrıca mezarlığa öğrenci yurdu diken zihniyetin, inşa ettiği ucube binanın, yıkılarak başka bir yere taşınması kararı da alınmış. Böylece Artos’la yeniden bütünleşecek olan tarihi siluet, bir milyon turist hedefleyen Van’ın, en gözde turizm beldesi Gevaş’ta önemli bir destinasyona dönüşecektir.

 

 

Nice zamandır iç karartıcı haberler aldığımız yöremizden gelen bu umut verici gelişme, yüreğimize su serpmiştir.

 

 

Tarihi kaynaklarda ‘‘Şehr-i buzurk = büyük şehir’’ olarak nitelendirilen Vestan (Gevaş), Tatvan, Ahlat, Erciş limanları arasında büyük teknelerin işletildiği gelişmiş bir ticaret kentiydi. Bugün bile anıtları, kiliseleri, mezarlıklarıyla ne denli önemli bir yerleşim alanı olduğunu gösteren yeşil Gevaş, tarih boyunca medeniyetler arasında el değiştirmiştir. Hişet Kale kalıntıları ile Urartu, Akdamar kilisesi ile Ermeni Vaspurakan Krallığı izlerini taşıyan ilçe, birçok Anadolu Beyliği, Selçuklu egemenliği daha sonrasında Osmanlı mülkü olmuştur. Van turizminin göz bebeği olan, ilgiye ve bakıma son derece öncelik verilmesi gereken kadim bir yurt köşemizdir.

 

 

Nasıl ki dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal tarafından son anda yıkımı önlenen Akdamar Kilisesi Van tarihinde bir dönüm noktasıysa, Van turizmi için tasarlanan bu yeni proje de tarihi mekânlara karşı olumlu yönde değişen yaklaşımın ilk örneği olarak ilimize hayırlı olmasını diliyor, katkıda bulunan herkesi saygıyla selamlıyorum.

  • Etiketler :
  • Van Haber