İPEKYOLU

Avukatlar açıkladı: Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni bulgular

Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmada iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildiği, Kabaiş’in midesinde 5 nanogram düzeyinde rokuronyum bulunduğu ve bazı kişilerin olay saatindeki konumlarına ilişkin yeni HTS verilerinin ortaya çıktığı açıklandı. Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç, soruşturmanın genişletilmesi için savcılığa çok sayıda yeni talep sunduklarını bildirdi.

Abone Ol

2026-09-05 01:32:11 | Son Güncelleme : 2026-09-05 07:07:05

Avukatlar açıkladı: Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni bulgular

Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç, Van’daki Elit World Otel’de düzenledikleri basın toplantısında soruşturmada gelinen aşamaya ilişkin bilgi verdi. Toplantıya Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, DEM Parti Van milletvekilleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ve Gülderen Varlı, yerine kayyum atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Neslihan Şedal ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Avukatlar, soruşturma kapsamında iki farklı erkek DNA’sının tespit edildiğini, Rojin Kabaiş’in midesinde 5 nanogram düzeyinde rokuronyum maddesine rastlandığını ve bazı kişilerin olay saatindeki konumlarına ilişkin yeni HTS verilerinin dosyaya girdiğini açıkladı.

Dosyada ayrıca 135 sayfalık bir uzman görüşü raporunun bulunduğu, Rojin’in telefonunun son baz aldığı koordinat ile cesedinin bulunduğu nokta arasında 323 metre mesafe olduğu belirtildi.

KARABULUT: “SORUŞTURMANIN BAŞINDAN İTİBAREN YETERLİ ARAŞTIRMA YAPILMADI”
Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, soruşturmanın başlangıcından itibaren yeterli araştırmanın yapılmadığını savundu. Karabulut, şöyle konuştu:

“Rojin Kabaiş olayı, Türkiye’nin vicdanının sesidir. Yereldeki tüm kurumlara davet göndermemize rağmen katılımın çok daha geniş olmasını arzu ederdik. Yaklaşık iki aydır, adli tatil dönemine denk gelmesine rağmen bu dosyayı son derece yoğun bir şekilde takip ediyoruz. Dün savcıyla yaklaşık iki saat süren bir görüşme gerçekleştirdik ve taleplerimizin hangi aşamada olduğuna dair bilgi aldık. Mersin’den beklediğimiz özel bilirkişi raporu nihayet ulaştı ve içinde çok önemli veriler barındırıyor. Bu dava, normal şartlar altında bir ayda çözülebilecek bir davaydı. Ancak soruşturmanın başından itibaren yeterli araştırmadan yoksun, isteksiz ve yüzeysel yürütüldüğünü düşünüyoruz.”

“İNTİHAR ALGISI YARATILMAYA ÇALIŞILDI”
Karabulut, soruşturma sürecinde Rojin Kabaiş’in intihar ettiği yönünde algı oluşturulmaya çalışıldığını öne sürdü. Karabulut, şöyle dedi:

“Süreç daha çok bir intihar algısı yaratmaya veya suçu aileye yöneltmeye yönelik bir motivasyonla sürdürülmek istendi. Oysa Rojin, en son görüldüğü 27 Eylül saat 19.04’e kadar telefonla sürekli iletişim halindeydi. Dosya kapsamında onun intihar ettiğine dair tek bir somut veri dahi bulunmamaktadır. Adli Tıp raporunda Rojin’in bedeninde iki erkek DNA’sı tespit edilmiştir. Fakat bu DNA’ların nerede bulunduğuna ilişkin bilginin yaklaşık bir yıl sonra açıklanması bizim açımızdan ciddi bir soru işaretidir. Ailenin ve Van Barosu’nun kararlı direnci sayesinde intihar algısının kırıldığını ve soruşturmanın cinayet şüphesi üzerinden yürütülmeye başlandığını düşünüyoruz.”

7 BİN 353 ARAÇ İÇİN YENİ İNCELEME TALEBİ
Karabulut, soruşturmanın ilk döneminde 7 bin 353 aracın yalnızca camından içeri bakılarak kontrol edildiğini öne sürdü. 10 Ekim 2024 tarihli tutanakta, Rojin’in kaybolduğu saatlerde sahile inen beyaz sunrooflu bir araç ile toplam 11 şüpheli aracın tespit edildiğini belirten Karabulut, araçların ayrıntılı şekilde incelenmediğini savundu.

Karabulut, araçlara ilişkin taleplerinin kabul edildiğini belirterek şöyle konuştu:

“Yaptığımız girişimler sonucunda bu araçların sürücülerinin DNA ve HTS kayıtlarının alınması talebimiz kabul edilmiştir. Ayrıca arama çalışmalarına katılan İHA ve helikopter kayıtlarının Türk Silahlı Kuvvetlerinden istenmesi yönündeki talebimiz de kabul edilmiştir. Meta şirketine yazılan müzekkereye gelen cevabın ardından daha detaylı bir talep oluşturduk. Bölgede cinsel suç geçmişi bulunan kişilerin incelenmesi, olay tarihinde bölgede olup olmadıklarının tespit edilmesi ve olay sonrasında yurt dışına çıkan kişilerin belirlenmesi yönündeki taleplerimiz de işleme alınmıştır.”

“ROKURONYUMUN NASIL VE NE ZAMAN VÜCUDA GİRDİĞİ ARAŞTIRILMALI”
Karabulut, Rojin Kabaiş’in midesinde 5 nanogram düzeyinde rokuronyum tespit edildiğini belirterek, maddenin vücuda nasıl ve ne zaman girdiğinin araştırılması gerektiğini söyledi.

Karabulut şöyle konuştu:

“Rojin’in midesinde 5 nanogram düzeyinde rokuronyum maddesi bulunmaktadır. Biz bu konuda adli tıp uzmanlarından ve profesörlerden aldığımız mütalaaları değerlendiriyoruz. Rokuronyumun nasıl ve ne zaman vücuda girmiş olabileceğinin araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. 15 Ekim tarihinde tespit edilen 5 nanogram üzerinden, maddenin vücuttan atılım süresi dikkate alınarak Rojin’in kaybolduğu 27 Eylül tarihine ve ameliyat olduğu 11 Eylül tarihine kadar ne kadar madde verilmiş olabileceğinin tespitini istedik. Adli Tıp Kurumunun yaptığı açıklama bizi tatmin etmedi. Bu nedenle savcılığa başvurduk. Savcımız konunun araştırılması için ayrıntılı bir dilekçe hazırlanmasını istedi ve konuyu araştıracağını ifade etti.”

Karabulut, bu konuda Profesör Doktor Halis Dokgöz’den uzman görüşü aldıklarını da söyledi.

JASAT TALEBİ REDDEDİLDİ
Karabulut, dosyanın Van Cinayet Büro Amirliğinden alınarak Ankara JASAT’a devredilmesini talep ettiklerini ancak bu taleplerinin savcılık tarafından kabul edilmediğini bildirdi.

Karabulut, şunları söyledi:

“Faili meçhul olayların ve cinayetlerin aydınlatılmasında JASAT’ın daha ehil ve liyakat sahibi bir birim olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle dosyanın Ankara JASAT’a verilmesini talep ettik. Ancak Sayın Savcılık bu aşamada talebimizi kabul etmedi. Van Cinayet Büro Amirliğinde çalıştığını iddia eden bir kişinin Adalet Komisyonunun sosyal medya hesabına gönderdiği mesaj ve fotoğrafları da savcılığa sunduk. Bu ihbarı da gerekçelerimizden biri olarak dosyanın JASAT’a devredilmesi talebimize ekledik ancak talebimiz kabul görmedi.”

TELEFONDA PARMAK İZİ İNCELEMESİ YAPILMADIĞI İDDİASI
Rojin’in sahilde bıraktığı belirtilen kek, kulaklık, pet şişe, anahtarlık ve cep telefonuna ilişkin incelemelere de değinen Karabulut, diğer materyallerde parmak izi incelemesi yapılmasına rağmen telefonda inceleme yapılmadığını savundu.

Karabulut, şöyle konuştu:

“Telefon üzerinde parmak izi incelemesi yapılmadığını tespit ettik. Bununla ilgili yeniden talepte bulunduk. Savcılık, telefon üzerinde inceleme yapılacağını bize söyledi. Bir şahısla ilgili de önemli bir tespitimiz var. Bu kişi ifadesinde olay yerinde olmadığını söylüyor. Ancak HTS ve baz istasyonu verileri, Rojin’in kaybolduğu saatlerde aynı bölgede bulunduğunu gösteriyor. İsmini soruşturmanın selameti açısından açıklamıyoruz. Bu kişinin olay saatlerinde bölgede olup olmadığının net şekilde belirlenmesini talep ettik ve talebimiz kabul edildi.”

“TUTANAK ROJİN KAYBOLMADAN 21 GÜN ÖNCE TUTULMUŞ”
Rojin’in kaybolduğu noktayı gösteren 360 derece dönen bir kameranın çalışmadığı yönündeki tutanağa ilişkin de inceleme yaptıklarını belirten Karabulut, tutanağın 6 Eylül 2024 tarihinde düzenlendiğini söyledi.

Karabulut, “Tutanak Rojin kaybolmadan 21 gün önce tutulmuş. Bunun gerçek olup olmadığını, üniversite arşivinde bulunup bulunmadığını araştırıyoruz. Geriye dönük tutanak düzenlenip düzenlenmediğini de inceliyoruz” dedi.

Karabulut, soruşturmanın titizlikle sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Her şeyden şüphelenmek zorundayız. Dosya aslında kolay ama bir elin dosyayı zorlaştırdığının da çok iyi farkındayız. Gerekirse samanlıkta iğne arar gibi çalışacağız. Ucu kime dokunursa dokunsun kararlı olduğumuzu ifade etmek isterim” diye konuştu.

CANGÜLEÇ: “415 KİŞİNİN DNA ÇALIŞMASI TAMAMLANDI”
Avukat Şahin Cangüleç ise bugüne kadar 415 kişiye ait DNA çalışmasının tamamlandığını ve sonuçlarda herhangi bir veriye rastlanmadığını açıkladı. Savcılık tarafından belirlenen 50 kişilik listenin de DNA incelemesine alınacağını belirten Cangüleç, deniz araçlarına ilişkin çalışmanın sürdüğünü söyledi.

Cangüleç, şöyle konuştu:

“Deniz araçlarıyla ilgili çalışma devam ediyor; henüz bir cevap gelmedi. Bugüne kadar toplamda 415 kişiye ait DNA çalışması yapıldı ve bunların sonuçları geldi ancak herhangi bir veriye rastlanmadı. Savcılık tarafından tespit edilen 50 kişilik bir liste var, bunların da DNA incelemesi yapılacak. Rojin Kabaiş’in cesedinin suda kalma süresiyle ilgili de çalışma talep ettik. Suyun sodalı, tuzlu veya tatlı olması, hava ve su sıcaklığı, giydiği elbiseler ve cesedin durumuna göre değerlendirme yapılmasını istedik. Savcılık bu talebi kabul etti ve uzman birimlere yazı yazılacağını belirtti.”

MOLLAKASIM İÇİN YENİ RAPOR TALEBİ REDDEDİLDİ
Cangüleç, Rojin Kabaiş’in cesedinin bulunduğu Mollakasım bölgesine ilişkin yeni bir rapor talep ettiklerini ancak bu talebin reddedildiğini belirtti.

Cangüleç, “Cesedin bulunduğu yerle ilgili tartışmalar var. 44 kişinin cesedinin çıktığı bir olayda hiçbiri Mollakasım’da çıkmamıştı ancak Rojin’in cesedi 18 gün sonra orada bulundu. Akıntı olabileceği yönündeki rapora katılmadığımızı ve yeniden rapor alınmasını talep ettik. Ancak bu talebimiz reddedildi” dedi.

Cangüleç ayrıca, rektörden ve yeğeninden tükürük veya kıl örneği alınması taleplerinin de reddedildiğini söyledi.

“DARALTILMIŞ BAZ ÇALIŞMASININ SONUCU BEKLENİYOR”
Meta’ya gönderilen yazıya daha ayrıntılı cevap alınması için yeniden yazı yazılacağını belirten Cangüleç, cesette bulunan iki farklı DNA’nın sodalı suda kalma ihtimali üzerine de araştırma yapılacağını aktardı.

Cangüleç, sosyal medyada Rojin Kabaiş ile aynı ad ve soyada sahip dört kişinin tespit edildiğini, bunlardan üçünün farklı illerde görev yaptığının belirlendiğini, dördüncü kişiyle ilgili araştırmanın sürdüğünü söyledi.

Daraltılmış baz istasyonu çalışmasına ilişkin Cangüleç, şu ifadeleri kullandı:

“Narin Güran cinayetinde olduğu gibi daraltılmış baz istasyonu çalışması talep ettik. Adalet Bakanlığı ekibi tarafından yürütülen bu çalışmanın birkaç gün içerisinde sonuçlanmasını bekliyoruz. Diyarbakır Barosunun talebi üzerine, olay gecesi bir araç gördüğünü söyleyen ancak ifadesinde çelişkiler bulunan bir kadının bulunduğu noktadan söz konusu aracı görüp göremeyeceğinin belirlenmesi için yerinde inceleme yapılması da kabul edildi.”

“323 METRELİK MESAFE DİKKAT ÇEKİCİ”
Cangüleç, dosyadaki önemli belgelerden birinin savcılık listesinde bulunmayan bir bilirkişiden alınan 135 sayfalık uzman görüşü raporu olduğunu söyledi.

Raporda Rojin’in telefonuna ilişkin dikkat çekici tespitlerin bulunduğunu belirten Cangüleç, bazı kişi ve plakaların da görüntü tutanaklarında yer aldığını, ancak soruşturmanın gizliliği nedeniyle bunları açıklamadıklarını ifade etti.

Cangüleç, rapora ilişkin şu bilgileri verdi:

“Rojin’in telefonunun en son baz aldığı koordinatlarla bulunduğu yer arasında 323 metre mesafe var. Telefonun o akşam internet veri akışının ve görüntülü görüşmelerin çok yüksek olduğu, yani aktif kullanıldığı tespit edilmiş. Görüntü tutanaklarında tespit edilen kişiler ve plakalar var. Ancak soruşturmanın gizliliği ve faillerin kaçmaması için bunları şu an paylaşmıyoruz. Bu rapordaki veriler doğruysa fail veya failler açısından çember daralmış durumdadır. Son olarak üniversiteden olay sonrası yurt dışına kaçan kimsenin olmadığı bilgisi savcılığa iletildi.”

Rojin Kabaiş dosyasında avukatların savcılığa sunduğu yeni taleplerin bir bölümünün kabul edildiği, bazı taleplerin ise reddedildiği bildirildi. Soruşturma kapsamında iki farklı DNA örneği, yeni DNA listesi, HTS ve baz kayıtları, araç incelemeleri, İHA ve helikopter görüntüleri, kamera kayıtları, daraltılmış baz çalışması ile rokuronyum bulgusuna ilişkin incelemelerin sonuçları bekleniyor.

  • Etiketler : ROJİN KABAİŞ
  • YORUM YAP
    Yorumlar (0)

    Bu habere ilk yorum yapan sen ol.

    ÖNERİLENLER