2026-06-03 23:41:59
24 YILDA DEĞİŞEN TRİBÜN DİLİ: BİR OLURUZ YOLUNDA’DAN EMİR KİPİNDE MİLLİ RUHA “SALDIR TÜRKİYE’M, SES VER TÜRKİYE, TÜRKLER GELİYOR…”
UEFA Dünya Kupası’na sayılı günler kaldı. Kupanın heyecanı, ülkenin dört bir yanında şehirden kırsala kadar kendini gösterirken Milli Takım için yazılan marşlar da sosyal paylaşım sitelerinde kendini göstermeye başladı.
Geçmişten günümüze ivme kazanan müzik sektöründe müziğin çeşidi artarken pek çok şarkıcı/sanatçı da kendini ama grup ama bireysel olarak gösterdi. Sosyal paylaşım siteleriyle kulaklarımızda çalınan kimilerinin de dilimize pelesenk olmasıyla sektörde birçok isim de bir tanınmaya başladı. Bu tanınmışlık sonrası müzik ve şarkı sözü üreten kişiler kolları Milli Takım için de sıvayınca ortaya birden fazla Milli Takım marşı çıktı. Günümüzde bu durum müzik sektöründeki çeşitlilik ve üretim açısından olumlu karşılanırken ortaya çıkan ürünlerin de içeriğini ve kalitesini sorgulamamıza yol açıyor. Bu içerikler hem günümüzün politik ruhunu ve toplumsal zihniyetini yansıtırken bundan 24 yıl önce Tarkan tarafından yazılan Bir Oluruz Yolunda marşında içerik bakımından aynı kavramları bizlere daha farklı sunar.
Günümüz marşlarıyla Tarkan’ın 24 yıl önce yazdığı marşı içerik olarak baktığımızda “birlik, beraberlik, sevgi, saygı, barış dili, kazanma azmindeki centilmenlik” gibi pek çok evrensel değeri bünyesinde toplayıp dönemin 80 milyonuna seslenir. Günümüz marşlarındaki içeriklere baktığımızda ise bu kavramlar “saldırmak, çağrı, meydan okumak, haddini bildirmek” gibi kavramlarla birlikte kullanılmaya başlandı.
Bu iki dönem arasındaki marşlarda dil bilgisel yapıya baktığımızda Tarkan’ın marşında geniş zaman ve gelecek zamanın olumlu atmosferinde “biz başaracağız, biz başarırız, daha umutlu, tüm zorluklarda beraber olan” vurguları kendini göstermektedir. Bugünün marşlarına baktığımızda ise emir kipinin eyleme geçirici komutlarıyla “komuta etme, harekete geç, sesini çıkar, saldır, vur” gibi kavramlara daha çok rastlamaktayız. Oysa geçmişteki milli takım marşlarına baktığımızda “kazanmanın, başarının” vaat edildiği; “birlik ve beraberliğin daim olduğu, biz iyi insanlarız daha da iyi insanlar olabiliriz” gibi ulusal ve evrensel değerlerin daha ön plana çıkarıldığını satır aralarında okuyabiliriz.
Pek çok şarkıcı/sanatçı Milli Takım için marşlar üretirken kısa bir zaman önce Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan Millî Takım marşlarından söz etmeden geçmek olmaz. Ülkemizdeki güzel sanatlar lisesi öğrencileri tarafından hazırlanarak halkın oylamasına sunulan Milli Takım marşları, açıkçası günümüz marşlarından daha güzel ve geçmişte yazılan marşların ruhunu yansıtmaya yakın. Milli Eğitim Bakanlığının başlattığı bu sürece katılan güzel sanatlar lisesi öğrencileri, gelecekteki müzik sektöründe evrensel ve ulusal değerlerde “sevgi, saygı, birlik, umut” kavramlarını daha güzel işleyecekler gibi. Gelecekte sanat diline dair umut vaat eden üretimler gerçekten.
UEFA ve Millî Takım marşı demişken UEFA’ya şarkılar yazan Shakira’yı unutmak haksızlık olur. Yazdığı her şarkıda üzerinden kaç zaman geçse de duyduğumuz anda içimizi kıpır kıpır ediyor. Shakira’nın bu yıl çıkardığı şarkıda da yine aynı ritimle durduğunuz yerde omuzlarınızı oynatarak şarkıya eşlik etmemek elde değil.
Dünyanın bu kadar büyüyüp (aslında küçülmüş demek de doğru olur) çeşitlenmesiyle farklılıkların çoğalması, zenginleşmesi, birden fazla müzik ritminin ortaya çıkması ve insanların ama sosyal paylaşım siteleriyle ama farklı yollarla bunu yayması elbette çok güzel. Ancak bunu yaparken barışın, sevginin, saygının, iyiliğe karşı olan inancın ve umudun temsilcisi olmaları hem ulusal hem evrenselde müziğin iyileştirici gücünü kullanmaları ne iyi olur.