2026-04-14 15:42:53 | Son Güncelleme : 2026-04-15 01:23:46
Dem Parti Van Milletvekili Gülderen Varli, 11 Nisan 2026 tarihinde Samsun’un Bafra ilçesinde TOKİ inşaatında çalışan iki Vanlı işçinin maruz kaldığı ırkçı saldırıyı mclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yazılı olarak yanıtlaması talebiyle verilen soru önergesinde Varli, 13 soru sordu.
Verdiği soru önergesinde Varli, “Toplumsal şiddeti körükleyen nefret söylemleri ve ayrımcı yaklaşımlar, zamanla azalmak yerine giderek daha görünür ve yaygın hale gelmektedir. Bu durumun önüne geçilmesi için gerekli adımların yetersiz kalması, aksine ayrıştırıcı dil ve uygulamaların artması dikkat çekicidir. Türkiye’de özellikle siyasi iktidarın ve farklı partilerin benimsediği söylem ve politikaların, toplum içinde kutuplaşmayı artırdığı gözlemlenmektedir” tespitinde bulundu.
“Batı illerinde Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırılar süreklilik kazandı”
Varli yaptığı değerlendirmenin devamında şu ifadelere yer verdi:
“Özellikle batı illerinde Kürt yurttaşlara yönelik ırkçı saldırılar ve linç girişimleri süreklilik kazanmış durumdadır. Toplumu bir arada tutması beklenen siyasal dilin, aksine ayrıştırıcı bir işlev görmesi; farklı kimlikler arasında güvensizlik yaratmakta, toplumsal huzur ve barışı zedelemektedir. Bu tür söylem ve politikaların, toplumda kalıcı hasarlar bıraktığı ve ağır sonuçlara yol açtığı açıktır. Ayrıca çeşitli kurum ve araştırmalar, nefret söylemi ile nefret suçlarının Türkiye’de artık istisnai değil, gündelik yaşamın bir parçası haline geldiğini ortaya koymaktadır.
“Ayrıştırıcı dil ve kutuplaştırıcı söylemler saldırılara yol açıyor”
Ayrıştırıcı dil ve kutuplaştırıcı söylemler, başta Kürtler olmak üzere farklı inançlara, kimliklere, cinsiyetlere ve siyasi görüşlere sahip kesimlerin hedef haline gelmesine ve saldırılara açık bırakılmasına yol açmaktadır. Türkiye’de nefret suçlarına ilişkin kapsamlı bir yasal çerçevenin bulunmaması ve ırkçı saldırılar karşısında cezasızlık algısının güçlenmesi, bu tür eylemlerin sürekliliğini beslemektedir.
“Yetkili merciler etkili müdahalede bulunmuyor”
Yetkili mercilerin etkili müdahalede bulunmaması ve önlemleri almaması, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin yetersiz kalması, nefret suçlarının çoğu zaman “münferit” olarak değerlendirilip cezasız bırakılmasına neden olmaktadır. Bu durum, toplumsal barışı zedeleyen ve geleceğe yönelik ciddi riskler doğuran bir tablo olarak önümüzde durmaktadır.
Daha önce sayısız örnekle, yaşam hakkını hedef alan, ölümlerle sonuçlanan ya da fiziksel şiddete varan saldırıların yaşandığı bilinmektedir. Özellikle batı illerine çalışmak için giden Kürt yurttaşların, sıkça ayrımcılığa ve zaman zaman da şiddete maruz kaldığı kamuoyuna yansımıştır.
“Vanlı gençler linç girişimine maruz kaldı”
Son olarak, 11 Nisan 2026 tarihinde Samsun’un Bafra ilçesinde TOKİ inşaatında çalışan iki Kürt işçi, sosyal medya üzerinden Kürtçe müzik dinlemeleri gerekçe gösterilerek ırkçı bir müdahaleye maruz kalmıştır. Gençlerin açtığı canlı yayına yönelik nefret ve hakaret içerikli söylemlerin ardından bir linç girişimi yaşanmıştır. Olayda bazı grupların kışkırtıcı tutumları dikkat çekerken, linç girişiminde bulunmak isteyen kişiler yerine müzik dinleyen işçiler gözaltına alınmış ve 12 Nisan tarihinde serbest bırakılmıştır.”
Yaşanan olayın ardından saldırıya maruz kalan işçilerin gözaltına alındığını, buna karşın saldırgan tavırlar ve söylemler gösteren kişilere yönelik etkili bir işlem yapılmadığını hatırlatan Varli, “Bu iddialar cezasızlık algısını güçlendirmekte ve benzer olayların tekrarına zemin hazırlamaktadır” diyerek Bakan Çiftçi’nin yazılı olarak yanıtlaması talebiyle şu boruları sordu:
Samsun ili Bafra ilçesinde 11 Nisan 2026 tarihinde yaşanan olayla ilgili başlatılmış bir adli ve idari soruşturma var mıdır? Varsa, soruşturmanın kapsamı ve mevcut durumu nedir?
Söz konusu olayda linç girişiminde bulunduğu iddia edilen kişi veya kişiler tespit edilmiş midir? Bu kişiler hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?
Olay sırasında veya sonrasında kamuya açık şekilde ırkçı ve nefret içerikli açıklamalar yapan kişi ve gruplar hakkında herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatılmış mıdır?
Olayda mağdur konumunda olan işçilerin gözaltına alınmasının gerekçesi nedir? Bu uygulama hangi hukuki dayanağa dayanmaktadır?
Türkiye genelinde son 10 yıl içerisinde nefret suçları kapsamında değerlendirilen olay sayısı kaçtır? Bu olayların kaçı fiziksel şiddetle sonuçlanmış, kaçı ölümle neticelenmiştir?
Söz konusu nefret suçlarının kaçı Kürt yurttaşlara yönelik gerçekleşmiştir?
Daha önce benzer şekilde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan saldırılarda etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık iddiaları hakkında Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?
Nefret söylemi ile toplumsal şiddet arasındaki ilişkiye dair Bakanlığınızın herhangi bir araştırması veya raporu bulunmakta mıdır?
Nefret suçlarına ilişkin özel ve kapsamlı bir yasal düzenleme yapılması yönünde Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?
Farklı kimlik, dil ve kültürlere yönelik ayrımcılığı önlemek ve toplumsal barışı güçlendirmek adına Bakanlığınız tarafından yürütülen çalışmalar nelerdir?
Benzer olayların tekrar yaşanmaması adına Samsun ili özelinde ve ülke genelinde alınması planlanan önlemler nelerdir?
Türkiye’de bireylerin istedikleri dilde müzik dinlemesinin herhangi bir suç teşkil eden yönü bulunmakta mıdır?
Üçüncü kişilerin bu duruma müdahale etmesine hukuki olarak izin veren bir düzenleme var mıdır? Yoksa bu baskıcı tutumlar karşısında sessiz kalmaya devam mı edeceksiniz?
Kürtçeye yönelik artan ayrımcı uygulamaların ve baskıların ortadan kaldırılması için Bakanlığınızın planladığı somut politika ve düzenlemeler nelerdir?
Bu habere ilk yorum yapan sen ol.