Görevden alınan Van Valisi Meh...
deepblue

Vali Bilmez’den sonra aşiret derneklerine ne oldu?

Görevden alınan Van Valisi Mehmet Emin Bilmez’in, açılışlarına katıldığı aşiret dernekleri, ondan sonra sessizliğe büründü. HDP’li Tayip Temel’e göre, Bilmez’in üzerinde durduğu aşiret dernekleri, aslında yüzyıllardır sürdürülen bir devlet politikası.

Abone Ol

2022-08-09 11:26:32 | Son Güncelleme : 2022-10-02 05:13:56

Vali Bilmez’den sonra aşiret derneklerine ne oldu?

Van’da, geçtiğimiz aralık ayında eski Vali Mehmet Emin Bilmez’in de katılımıyla aşiret dernekleri açıldı. Açılışlarıyla oldukça ses getiren bu dernekler, Vali Bilmez’in, mayıs ayında görevden alınmasıyla birlikte sessizliğe gömüldü. Bilmez, 2018’den 2022’ye kadar sürdürdüğü valilik görevi boyunca, sık sık aşiret liderleri ve kanaat önderleriyle bir araya gelerek görüşmeler yaptı. Görev süresi boyunca aynı zamanda Van Büyükşehir Belediyesi kayyımlığı da yapan Bilmez, 2016’da kurulan Kadim Aşiretler Federasyonu’nun, 2021’de, yaklaşık 400 aşiret liderinin ve kanaat önderinin katılımı ile düzenlediği çalıştaya katıldı.

Görevde olduğu süre boyunca çok sayıda açılışa katılan Vali Bilmez’in, Pinyanişi Aşireti Derneği açılışında yaptığı konuşma ise hafızalara kazındı. Bilmez, açılış konuşmasında; “Bölgede ilk yerleşik hayata geçen, ilk şehirleşen Müslüman ahali Pinyanişilerdir,” ifadelerini kullanmıştı. Bilmez, geçtiğimiz mayıs ayında, Van Valiliği görevinden alınarak Mülkiye Baş Müfettişi oldu. Bilmez’in görevden alınmasıyla birlikte aşiret dernekleri de popülerliklerini yitirdi. Pinyanişi Aşireti ise Bilmez’in gidişinden sonra 20 Temmuz tarihinde Şerefan Aşireti ile arasında çıkan kavgayla gündem oldu. Şerefan ve Pinyanişi aşiretleri arasında çıkan kavgada toplam 4 kişi hayatını kaybetti. Yaşanan kavgayla beraber aşiretlerle sıklıkla aynı karede görünen Bilmez ve aşiretlerle arasındaki yakın teması yeniden merak konusu oldu.

Konuyla ilgili görüştüğümüz, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Van Milletvekili Tayip Temel, devlet görevlilerinin aşiret ve aşiretçiliğe yönelik yaklaşımını değerlendirdi. Aşiretlerin, Van’daki inişli çıkışlı konumuna değinen Temel, aşiret sisteminin toplumsal bir form olduğunu, Kürt kentlerinde aşiret olgusunu reddetmenin mümkün olmadığını söyledi. Temel, aşiret olgusunun toplumdaki yerine ve aşiret liderlerinin, toplumun içerisinde durması gereken yere ilişkin Serhat News’in sorularını yanıtladı.

‘Bilmez’in tavrı yüzyıllardır devlet politikası olarak süregelen bir siyasettir’
Van eski Valisi Mehmet Emin Bilmez, Van’da aşiretler üzerine birtakım çalışmalar yaptı. Aşiretlerle görüştü ve dernekleşmelerine destek verdi. Bilmez’in aşiretleri bu kadar ön plana çıkarmasındaki amaç sizce neydi?

Valinin ya da başka devlet görevlilerinin aşiret ve aşiretçiliğe yönelik yaklaşımı aslında Kürtler içerisinde aşiretçilik kimliğini ya da aşiretçilik faaliyetini kışkırtmaya dönük bir girişimdir. Aşiret olgusunu reddetmek mümkün değil Kürt kentlerinde. Aşiret aslında bir toplumsal form. Kürtlerin, yüzyıllardır, bin yıllardır sahip olduğu bir toplumsal kimlik. Bu kimlik elbette birçok yönüyle zenginliktir. Fakat bunun kışkırtılması bunun ulusal birlik, ulus olma, halk olma gerçeği karşısındaki konumlandırılışı bir devlet politikasıdır. Uzun bir süredir devlet aslında daha dar formları kışkırtıp belirginleştirerek Kürtlerin bir halk olma, toplumsal birlik temelinde bir ulusal birliğe ulaşma zeminini engelliyor. Şu an yürütülen politikaların da temelinde bu yatıyor. Aşiretçilik formu eğer ulusal birlik ve bütünlük içerisinde kültürel toplumsal bir formsa elbette kıymetlidir ve değerlidir. Çünkü toplumun formlarını reddetmek, inkâr etmek mümkün değil ama şu an yapılan politik olarak; bölme, parçalama, küçültme ve daha rahat yönetme faaliyetidir. O yüzden aslında yapılmak istenen şey biraz kimlikleri, aşiretleri, kabileleri, köyleri birbirine karşı kışkırtmak. Kışkırtarak da toplumun bütünlüklü birlik içerisinde hareket etmesinin önüne geçmektir. Bu yüzyıllardır devlet politikası olarak süregelen bir siyasettir.


Yeni atanan vali, aşiretlere mesafeli bir politika yürütüyor. Aşiretlere bu kadar mesafeli yaklaşmasının nedenini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Valinin veya başka devlet yetkililerinin aşiretlere yönelik çalışmalarından haberdar değiliz. Ama özü itibariyle küçücük sorunlar, küçücük problemler, arazi anlaşmazlıkları, hayvan otlatmaktan kaynaklı sorunlar, sulama faaliyetleri nedeni ile çelişkiler çözümsüz kalıyor. O sorunları çözebilecek bir irade ve inisiyatif gelişmiyor ve gelişmediği için de o sorunlar, o problemler çözülmüyor. Biz de gerçekten araştırıyoruz, bir şekilde kışkırtılarak neredeyse ölümlü kavgaların yaşanmasına sebep oluyor. Başkale’de, Çatak’ta olan olaylar yine Batman’da olan olaylar aslında özü itibariyle çok küçük, basit ve hızlıca çözülmesi gereken sorunlar. Bu durumdan şu sonuca gitmek mümkün; toplumsal form olarak aşiret kavramı, aşiretçilik kavramının kışkırtıldığı gerçeğini burada da görüyoruz. Yani bir sorun oluyor, o sorunu çözmek için STK’lar, siyasi partiler, kanaat önderleri, rûspîler devreye gireceğine kendisini aşiretin veya o kabilenin sorumlusu gibi gören, ilan eden kişiler, bir diğer tarafa meydan okuyor. Çözüm ve perspektifi sağduyu yerine kışkırtıcı diller, üsluplar kullanılıyor. Bunun doğru olmadığını bunun zorlayıcı olduğunu bir kere vurgulamak gerekir. Hiçbir durumda halkımız böylesi problemleri büyüterek içinden çıkılmaz hale getirip güç olmaya çalışan odaklara fırsat vermemeli. Bunun yolu da şudur; çözümün yolu toplumda bilinen, tanınan kanaat önderlerinin devreye girmesiyle toplumun ölçüleriyle toplumun bugüne kadar yüzyıllardır süregelen gelenekleriyle çözülebilecek sorunlardır. Ne mahkemede bunu çözmek çünkü ayları, yılları buluyor ne kavga ederek ne birbirine saldırarak çözülebilecek sorunlardır. Bu sorunlar diyalogla, müzakereyle, arabulucularla tartışılabilir. Bu konuda HDP ve HDP’nin bileşeni; DBP, DTK, TJA bu konuda çok ciddi inisiyatif alma konusunda kararlı ve bu yönlü kimi hazırlık komisyonlarını kurma çalışmalarımız sürüyor.

‘Seçimleri aşiretlere, kabilelere, devasa ailelere indirgemek doğru değil’
Aşiretlerin seçimlerdeki rolü nedir sizce?

Seçimleri aşiretlere, kabilelere, devasa ailelere indirgemek doğru değil. Seçim biraz özgür irade ile bir siyaseti tercih etme halidir. Dolayısıyla bir kişinin, bir köy muhtarının ya da bir kabile liderinin, bütün oradaki insanların siyasi tercihini belirleme gibi bir durumu olmamalı. Bu demokratik işleyişe de ters. Bu, hür ve özgür irade ile verilen oyun rengine de ters. O açıdan biz, şöyle bir durumu tekrar hatırlatmak istiyoruz, elbette toplumun inandığı, güvendiği insanların politik tercihleri toplumu da etkiliyor. Toplumun öncü olarak tercih ettiği, kanaat önderi olarak tercih ettiği insanların, politik tercihleri, kendisini takip eden insanları da etkiliyor. Bu çerçevede HDP zaten uzun bir süredir bir çalışma yürütüyor. Aşiret, aşiret liderleri, kabile, kabile liderlerinin, seçimi bir şekliyle etkilemeleri yerine aslında bütün bu çevrelere gidip; projeler, düşünceler, Türkiye sorunlarına çözüm, Kürt sorununa demokratik çözümü anlatarak bu insanların doğru temelde konumlanması doğru temelde pozisyon almasını sağlamayı hedefliyoruz.

‘Her türlü yolsuzluğun ve usulsüzlüğün yolu açıldı’
Son olarak, Bilmez, ansızın Van’daki görevinden alınarak merkeze çekildi. Aniden buradaki görevinden alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yer yer devlet adına, Kürt kentlerinde politika yapan aktörler, siyaset yapan aktörler yine devleti temsilen hakimiyet kuran aktörler, belli dönemlerde belli politikalar ile yüklenirler ve bu politikalarını gerçekleştirmek üzere görevlendirilirler. Dikkat ederseniz, son 4-5 yıldır Van’da hem kayyum politikası çok büyük tahribatlar yarattı hem güvenlikçi politikalar, eylem yasağı bunlardan biridir. Neredeyse iki bin günü bulan eylem ve etkinlik yasağı, açıklama yasağı uygulandı. Her açıklamaya saldırı yapıldı. Ve bunların hepsinin altında valinin imzası var. Kayyum politikaları ile Büyükşehir Belediye’mize el konuldu, diğer ilçe belediyelere el konuldu. Her türlü yolsuzluğun ve usulsüzlüğün yolu açıldı. Dolayısıyla bunlar bir politikadır, bunlar da aslında bir devlet politikası, bir talan politikası, bir gasp etme politikası. Şimdi yer yer devlet aktörlerini değiştirerek aslında kan tazelemek istiyor. Bence bu değişikliğin altında iyi polis kötü polis rolü ile görevlendirilmiş aktörlerin değişimi söz konusu. Özünde politikada, siyasette bir değişikliği ön görmek zor çünkü iktidar aynı iktidar. İktidarın söylemleri aynı söylemler. Ama biz Vanlılar olarak Van halkının huzuru, Van halkının biraz nefes almasına vesile olabilecek her politikayı da elbette destekleriz. Bence bu geçmiş, acımasız politikaların terkedilmesi için de bu aktör değişikliği bir fırsattır.

 

serhatnews

  • Etiketler : TAYİP TEMEL
  • YORUM YAP
    Yorumlar (0)

    Bu habere ilk yorum yapan sen ol.

    ÖNERİLENLER