2021-11-26 16:38:21 | Son Güncelleme : 2026-03-19 23:02:57
Mor Çatı gönüllüsü Avukat Ceren Akkaya. ''Boşanma, Türkiye'de çok uzun süren ve kadınların aleyhine işleyen bir süreç'' diyor.
Ekonomik açıdan daha kırılgan bir grup olan kadınlar, eğer asgari ücretle çalışıyor ve sigortalılarsa, baroların boşanma davalarında sağladığı ücretsiz avukat hakkından yararlanamıyorlar. Güncel ekonomik koşullar da kadınların adalete erişimini gittikçe güçleştiriyor.
Boşanma sürecini BBC Türkçe'ye anlatan ve adının açıklanmasını istenmeyen 40 yaşındaki bir kadın, avukat bulma süreci nedeniyle boşanma sürecinin uzadığını söylüyor. Boşanıncaya kadar İstanbul'da yaşadığını belirten bu kadın, eşinden ayrıldıktan sonra, küçük bebeğiyle kira, fatura ve yaşam masraflarını karşılayamacağı için grafik tasarım kariyerini bırakarak Eskişehir'e ailesinin taşındığını söylüyor.
Ancak bu süreçte de özgürlüğünün sınırladığını, etraftan ''Daha az dışarı çık, daha usturuplu giyin… Boşanmış bir kadınsın hareketlerine dikkat et'' uyarılarını duyduğunu aktarıyor.
Çocuğun travmasını da kadınlar yükleniyor
TÜİK'in 2020 evlenme ve boşanma istatistiklerine göre boşanma davalarında çocukların velayetinin kadınlara verilme oranı yüzde 75'ten fazla.
Van'da yaşayan feminist aktivist Zozan Özgökçe, kendi deneyiminden ve gözlemlerinden yola çıkarak, sistemin çocukları da yeterince korumadığına dikkat çekiyor:
''Çocuğum babasını görsün istiyordum ama eski eşim çocuğumuzla görüşmek üzere anlaştığımız vakitlere riayet etmiyordu. Aile mahkemesine eşimin sözleşmeye uymadığı için şikayette bulunduğumda: 'Baba, baba değilse ne yapabiliriz?' dediler.
Herhangi bir yaptırım olmadı.
"Çocuğumun sağlığı için bir pedogog, psikolog ya da aile danışmanı ile görüşmesini istedim ama olmadı. Çocuğum her gece 'Baba' diye ağlıyordu… Normalde buradaki Kürtler babalarına çocuk göstermiyor, benim göstermek istemem de yadırganıyor ama benim buna hakkım yok. Kız çocuğu olarak hepimiz sorgulamıyor muyuz babamızla ilişkimizi?''
Van'da ilk kez, evinin kapısına kendi adını yazdıran kadın oldum
İlk evliliğini 22 yaşında yapan ve evinin kadını olmak istediği için işini bıraktığını söyleyen Zozan Özgökçe ise ilk boşanma deneyiminden sonra kendi ayakları üzerinde durma sürecini şöyle anlatıyor:
''Ben ve tanıdığım bir başkası bizim aşirette ilk boşanan kadınlardık. O zamanlar aile içindeki kadın-lar ve erkekler tarafından çok yadırgandık. Ben Van'da ilk kez, evinin kapısına kendi adını yazdıran kadın oldum. Evlerde kadınlar da erkekler de yaşıyordu ama kapıda hep erkeğin ismi yazıyordu, kadının adı yoktu.''
Eskişehir'de yaşayan kadın, edindiği farkındalığın kendisini artık çok iyi hissettirdiğini de söylüyor ve şöyle devam ediyor:
''Kendinin farkında olmak, kızıma onu vermeye çalışıyorum duygularının isteklerinin farkında olması. Öğrenilen bir şey bu, benim ailem bana vermemişti, ben kızıma vermeye çalışıyorum. Alemde birbirimizin dertlerini dinlediğimiz, hislerimizi anladığımız bir ortam olmamıştı sanki olan her şey bizim suçumuz gibi hissettiriliyorduk artık bunu aştık. Kızıma da bunu öğretmeye çalışıyorum."
Evlilik ve boşanma travmaları aşma mücadelesinde kadınların yalnız olmadığını hatırlamasının önemli olduğunu belirten Zozan Özgökçe, ''Kadınlarla yaptığımız grup çalışmaları bana çok iyileştirici geldi. Öfkelendiğim, iyi hissetmediğim dönemlerde boşanmış arkadaşlarımızı ararım, onlara sorarım sorunlarının üstesinden nasıl geldiklerini. Bu bana çok iyi geliyor'' diyor.
Bu habere ilk yorum yapan sen ol.