İPEKYOLU

Demokrasi Platformu’ndan basın özgürlüğü çağrısı

Demokrasi Platformu, Halk TV’ye kayyım atanması ve yayınlarının durdurulması başta olmak üzere gazetecilere, haber sitelerine ve dijital medya platformlarına yönelik müdahalelere tepki gösterdi. Basın özgürlüğünün demokratik hukuk devletinin temel koşullarından biri olduğunu vurgulayan platform, kayyım uygulamalarına son verilmesini, erişim engellerinin kaldırılmasını ve gazetecilerin özgür çalışma koşullarının güvence altına alınmasını istedi.

Abone Ol

2026-10-16 00:11:16 | Son Güncelleme : 2026-10-16 00:33:49

Demokrasi Platformu’ndan basın özgürlüğü çağrısı

Demokrasi Platformu, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması, medya kuruluşlarına kayyım atanması, yayınların durdurulması ve dijital platformlara erişim engelleri getirilmesinin toplumun haber alma hakkını ve medya çoğulculuğunu etkilediği belirtildi.

Basın ve ifade özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez koşulu olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Basın ve ifade özgürlüğü, demokrasinin tamamlayıcı bir unsuru değil, varlık koşuludur. Özgür ve bağımsız basının bulunmadığı bir ülkede yurttaşların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşması, iktidarı denetlemesi ve siyasal tercihlerini özgür iradeleriyle oluşturması mümkün değildir” ifadelerine yer verildi.

HALK TV’YE KAYYIM ATANMASINA TEPKİ

Açıklamada, Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulması, basın özgürlüğü ve medya çoğulculuğu açısından önemli bir sorun olarak değerlendirildi. Daha önce farklı medya kuruluşlarının da benzer uygulamalarla karşı karşıya kaldığı belirtilerek, medya kuruluşlarının sahipleri veya yöneticileri hakkında yürütülen adli soruşturmaların yayın faaliyetlerini durduracak sonuçlar doğurmasının demokratik hukuk devleti ve ölçülülük ilkeleri bakımından tartışılması gerektiği ifade edildi.

Suç iddialarının hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde soruşturulması gerektiği vurgulanan açıklamada, kişi ve şirketler hakkındaki soruşturmalarla medya kuruluşlarının kamusal işlevlerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Açıklamada, “Hukuki süreçler, gazetecilerin çalışmalarını engellememeli, medya kuruluşlarının bağımsızlığını zedelememeli ve toplumun bilgiye erişimini sınırlamamalıdır” denildi.

ANAYASANIN 26 VE 28’İNCİ MADDELERİ HATIRLATILDI

Demokrasi Platformu, Anayasa’nın basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin hükümlerine de dikkat çekti. Açıklamada, Anayasa’nın 28’inci maddesindeki “Basın hürdür, sansür edilemez” hükmü hatırlatılırken, 26’ncı maddenin de düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü, haber ve fikir alma ve verme hakkını güvence altına aldığı belirtildi.

Basın kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi ve gazetecilerin mesleki çalışmalarının sınırlandırılmasının anayasal güvenceler ve Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülükleri bakımından ciddi hukuki kaygılara yol açtığı ifade edildi.

EYLÜL AYINDAKİ ERİŞİM ENGELLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ

Açıklamada, Eylül 2026’da gazetecilere yönelik adli işlemler, haber sitelerinin kapatılması ve sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerinin basın özgürlüğüne ilişkin endişeleri artırdığı belirtildi.

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin raporuna atıfta bulunulan açıklamada, yalnızca eylül ayında 3 bin 492 dijital medya içeriğine ve 15 habere erişim engeli getirildiği, 4 internet sitesinin kapatıldığı aktarıldı.

İfade Özgürlüğü Derneği’nin verilerine göre ise en az  bin 270 X hesabı hakkında erişim engeli kararı verildiği, bu engellemeleri belgeleyen EngelliWeb hesabına da 1 Ekim’de erişim engeli uygulandığı kaydedildi.

Aynı dönemde en az 50 gazetecinin yargılandığı, T24, Evrensel ve Kısa Dalga gibi haber kuruluşlarının da erişim engelleriyle karşılaştığı ifade edildi.

Türkiye’nin 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer aldığı, Freedom House’un 2025 İnternet Özgürlüğü Raporu’nda ise 100 üzerinden 31 puanla “özgür olmayan” ülkeler arasında değerlendirildiği hatırlatıldı.

“GAZETECİLİK FAALİYETLERİ CAYDIRICI TEDBİRLERLE ENGELLENMEMELİ”

Gazeteciliğin temel görevlerinden birinin iktidarın faaliyetlerini, kamu kaynaklarının kullanımını, yolsuzluk iddialarını ve toplumun ortak geleceğini ilgilendiren gelişmeleri kamu yararı doğrultusunda araştırarak yurttaşlara aktarmak olduğu belirtildi.

Gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklama, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirlerle karşılaşmasının haber yapma özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki oluşturduğu ve otosansür riskini artırdığı kaydedildi.

Açıklamada, demokratik hukuk devletinde yargının temel hak ve özgürlükleri güvence altına alması, hukukun ise kamu gücünün kullanımını anayasal sınırlar içerisinde tutması gerektiği vurgulandı.

Medya kuruluşlarının siyasal ve ekonomik güç odaklarından bağımsız olması, farklı görüşlere alan açması ve gazetecilerin editoryal özgürlüğüne saygı göstermesinin demokratik yayıncılığın temel koşulları olduğu ifade edildi. Medya sahiplerinin veya yöneticilerinin gazeteciler üzerindeki baskıları, siyasal aidiyete dayalı ayrımcılık ve kurum içi sansür uygulamalarının da eleştirilmesi gerektiği belirtildi.

DEMOKRASİ PLATFORMU’NDAN 5 MADDELİK ÇAĞRI

Demokrasi Platformu, basın özgürlüğünün, toplumun haber alma hakkının ve demokratik hukuk devletinin korunması için şu adımların atılmasını istedi:

Kayyım uygulamalarına son verilmesi: Medya kuruluşlarının bağımsız yayıncılık faaliyetlerini engelleyen kayyım uygulamalarına son verilmesi, yönetim ve yayın bağımsızlığının yeniden sağlanması, çalışanların iş güvencesi ve özlük haklarının korunması.

Gazetecilerin özgür çalışmasının güvence altına alınması: Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle uygulandığı belirtilen hukuka aykırı tutuklama, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirlerin kaldırılması.

Kapatılan kuruluşların yeniden faaliyete geçmesi: Yayınları durdurulan basın kuruluşlarının yeniden faaliyete başlamasının sağlanması, haber siteleri, dijital yayın platformları ve sosyal medya hesaplarına yönelik hukuka aykırı erişim engellerinin kaldırılması.

Sansür ve erişim engellerinin önlenmesi: Anayasa’ya ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerine aykırı uygulamalara son verilmesi, keyfî sansür ve erişim engelleme kararlarının önüne geçilmesi.

Editoryal bağımsızlığın korunması: Gazetecilerin kamu yararını ilgilendiren konuları özgürce araştırma, bilgi ve belgeye ulaşma, haber kaynaklarının gizliliğini koruma ve haberlerini baskı altında kalmadan yayımlama haklarının güvence altına alınması.

BİRAND’IN SÖZLERİNİ HATIRLATTI

Açıklamanın sonunda merhum gazeteci Mehmet Ali Birand’ın sözlerine yer verilerek şu ifadeler aktarıldı:

“Gazetecinin görevi, devleti kollamak, siyasetçi gibi davranmak değildir. Onun görevi, doğru haber yapmaktır.”

Demokrasi Platformu, basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin değil, bütün toplumun hakkı olduğunu vurgulayarak halkın haber alma hakkını, medyanın bağımsızlığını ve gazetecilerin özgür çalışma koşullarını savunmayı sürdüreceğini kamuoyuna duyurdu.

  • Etiketler : BASIN
  • YORUM YAP
    Yorumlar (0)

    Bu habere ilk yorum yapan sen ol.

    ÖNERİLENLER