2026-01-22 15:27:14 | Son Güncelleme : 2026-01-22 21:31:09
Van Barosu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve DADSAZ tarafından Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşananlara ilişkin Van Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Van’da Rojava (Suriye) Ali Şapkacı okudu. Ali Şapkacı, Suriye’de 2011 yılından bu yana devam eden savaşın derin bir insani krize yol açtığını belirterek, “Rojava’da süren iç savaş milyonlarca insanın yaşam hakkını ihlal eden, zorla yerinden etmeler ve ağır insan hakları ihlalleriyle derinleşen çok boyutlu bir krize dönüşmüştür. Bu süreçte Rojava’da yaşayan Kürt halkı, IŞİD ve benzeri radikal çetelere karşı verdiği mücadeleyle yalnızca kendi varlığını değil, bölgesel ve uluslararası güvenliği de savunmuştur” dedi.
“Suriye’de yeni bir hukuksuzluk süreci inşa edilmek isteniyor”
Rojava’da (Suriye’de) ortaya çıkan yönetime dikkat çeken Şapkacı, “Rojava’da halkların, inançların ve kimliklerin eşitliği temelinde demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim anlayışı hayata geçirilmiştir. Bu yapı uluslararası kamuoyunda meşru bir karşılık bulmuş, Suriye’de barışçıl ve hukuka dayalı bir çözümün mümkün olduğunu göstermiştir,” ifadelerini kullandı. Esad rejiminin çöküşü sonrası oluşan yeni sürece değinen Şapkacı, “Ahmet El Şara liderliğinde kurulan geçici yönetimin kısa sürede otoriter, tekçi ve dışlayıcı pratiklere yöneldiğini görüyoruz. Alevilere, Dürzilere ve Kürt halkına yönelik saldırılar, işkenceler, toplu infazlar ve zorla yerinden etmeler Suriye’de yeni bir şiddet ve hukuksuzluk sürecinin inşa edilmek istendiğini açıkça göstermektedir,” diye konuştu.
“Halkların kendi kaderini tayin hakkı uluslararası koruma altındadır”
Halep, Rakka, Deyr ez-Zor, Haseke ve Kobanî’ye yönelik müdahalelere dikkat çeken Şapkacı, “Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsünü ortadan kaldırmaya dönük kuşatma ve saldırılar sivillerin yaşam hakkını doğrudan tehdit etmekte, Suriye’de kalıcı barış ihtimalini zayıflatmaktadır. Rojava’nın statüsüz bırakılması, birlikte yaşam perspektifini ve bölgesel barışı hedef almaktadır,” dedi. Uluslararası hukuka vurgu yapan Şapkacı, “Birleşmiş Milletler sözleşmeleri uyarınca halkların kendi kaderini tayin etme, kendilerini özgürce temsil etme ve varlıklarını güvence altına alma hakları uluslararası hukukun temel ilkelerindendir. Rojava’da yaşayan Kürt halkının bu hakları açık ve tartışmasız biçimde uluslararası koruma altındadır,” ifadelerini kullandı.
“Bu durum Türkiye’de kalıcı barışı güçlendirmez”
Türkiye’de barış ile Rojava (Suriye) arasındaki ilişkiye dikkat çeken Şapkacı, “Türkiye’de kalıcı barışın tesisi ile Suriye’de yaşayan Kürt halkının haklarının güvence altına alınması arasında doğrudan ve kopmaz bir bağ vardır. Rojava’daki statüsüzlük ve güvensizlik hali, Türkiye’de toplumsal barışı güçlendirmez; aksine zayıflatır,” dedi.
Barışçıl eylemlere yönelik yasakları da eleştiren Şapkacı, “Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek isteyen halka yönelik yasaklayıcı anlayış, ‘siz de sessiz kalın’ dayatmasından ibarettir. Barışçıl yürüyüşlere yönelik yasakları, kolluğun orantısız müdahalesini, kötü muamele ve gözaltı uygulamalarını kınıyoruz,” diye konuştu.
Uluslararası kamuoyuna çağrı
Açıklamanın sonunda Ali Şapkacı, uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunarak, “Kalıcı ve adil bir barış; inkâr, şiddet ve statüsüzlükle değil, halkların iradesine saygıyla mümkündür. Rojava’da demokratik çözümün ve hukuki statünün korunması, Türkiye’de ve bölgede barışın güçlenmesinin temel koşullarındandır,” dedi.
Kaynak: Serhat News
Bu habere ilk yorum yapan sen ol.