Vanlı ressam Orhan Onuk, başar...
MEBİT

Renklerle yoğrulan Vanlı bir ressamın hikayesi: Orhan Onuk

Vanlı ressam Orhan Onuk, başarılı hayat hikayesini anlattı. Onuk, "Küçükken anneannem beni köye götürürdü, o doğal yaşamın içinde büyüdüm. Eğitimli olmamasına rağmen eğitimi destekleyen bir ailem vardı. Öte yandan büyükler bize hikayeler, mitolojiler anlatırlardı. Bundan dolayı resimlerimde halen panteizm ve geleneklerin izleri bulunur" dedi.

Abone Ol

2024-02-11 01:47:51 | Son Güncelleme : 2024-02-21 06:55:44

Renklerle yoğrulan Vanlı bir ressamın hikayesi: Orhan Onuk

Köy hayatının ve büyüklerin anlattığı efsanevi hikayelerin etkisi altında, resimle yoğrulan bir çocukluk geçirdi. Bu renkli ve bir o kadar da zorlu geçmişi, sanatının temel taşlarından biri oldu. Bugün Ankara’da 6. Kişisel Resim Sergisini açan Ressam Onuk, başarılarla dolu hikayesini Gazete Emek'ten Furkan Tunçdemir'e anlattı.

Geleneksel değerlere ve mitolojik öğelere önem veren, kalabalık bir ailede dünyaya geldiğini anlatan Orhan Onuk’un çocukluğu, zorlu ekonomik koşullar karşısında mücadele ederek geçmiş. Ortaokul yıllarında resme duyduğu ilgiyle başlayan sanat yolculuğu, lise eğitiminin ardından profesyonel bir hal almış. Bu dönemde bir gazete küpüründe gördüğü müzayede haberinde Burhan Doğançay'ın Mavi Senfoni eseri, Onuk'u ressam olmaya yönlendirmiş. 

Resimlerinde köyde geçen yaşamın etkileri, efsane ve mitolojilere dair izler bulunduğunu söyleyen Onuk, çocukluğuna dair şunları anlattı: “Küçükken anneannem beni köye götürürdü, o doğal yaşamın içinde büyüdüm. Eğitimli olmamasına rağmen eğitimi destekleyen bir ailem vardı. Öte yandan büyükler bize hikayeler, mitolojiler anlatırlardı. Bundan dolayı resimlerimde halen panteizm ve geleneklerin izleri bulunur.”

Onuk, lise yıllarını tamamladıktan sonra ressam olmaya karar vermiş. 2010 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Resim Bölümü'ne adım atan Onuk, resimlerinden çok etkilendiği ressamlar ile çalışma imkânı bulmuş.

Sayısız eser, 6 kişisel sergi

Onuk, Prof. Dr. Necdet Sekvan'ın ve Dr. Ahmet Umur Deniz'in atölyelerine girerek 4 yıl sürecek olan lisans eğitimine başlamış. Bu süre zarfında, Türkiye'nin önde gelen figüratif ressamlarından olan bu hocalar, Onuk için dönüm noktası niteliğinde. Kendini ekspresif bir sanatçı olarak tanımlayan Onuk, Soyut Ekspresyonizm akımından etkilendiğini ifade ediyor. (Soyut ekspresyonizm: doğanın olduğu gibi temsili yerine duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımı) Üniversiteyi yüksek onur derecesiyle bitiren Onuk, alanında birçok ödül kazanmış.

Bugüne kadar birçok kişisel ve grup sergisinin yanı sıra uluslararası sanat fuarlarına katılan Onuk, 2016 yılında ilk kişisel sergisini İstanbul’da bulunan Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde açmış.

Onuk:” İkisi İstanbul, üçü Van’da olmak üzere beş kişisel sergi yaptım. Şu an Ankara’da 6. kişisel sergim devam ediyor. 20 Şubat'a kadar sürecek. Bu sergide 16 tane büyük tuval resmim sergileniyor. Çok sayıda sanatsever sergiye ilgi gösterdi. Büyük eleştirmenlerden ve Uluslararası ressam derneklerinden katılanlar oldu. Bu ilgiye karşılık önümüzdeki sene tekrar bir sergi açabiliriz. Bununla birlikte 50’ye yakın grup sergisinde de eserlerim sergilendi. Şu ana kadar sayısız eser ürettim” ifadelerini kullanıyor.

Bugün birçok eseri yurtdışında bulunan Onuk, Anadolu'nun zengin kültürünü ve mitolojisini çağdaş bir bakış açısıyla yorumluyor.

Onuk’un resim yolculuğunda ilham aldığı sanatçılar arasında özellikle Türkiye ve dünya genelinde tanınan birçok isim bulunuyor. Onuk, bu sanatçılar arasında öne çıkanlardan bazılarını sayıyor: “Avrupa'dan Pablo Picasso, Alberto Giacometti, modern mimarinin kurucusu Le Corbusier; İtalyan Arte Povera sanatçısı Alberto Burri; Almanya'dan Gerhard Richter; Hollanda'dan Vincent Van Gogh; İngiliz sanatçı Francis Bacon; Nijerya kökenli Birleşik Krallık vatandaşı Chris Ofili. Bu isimler, çalışmalarıyla beni etkileyen sanatçılardan bir kısmıdır.”

Onuk, yaşamında eşsiz deneyim olarak tanımladığı bir anısını şu sözlerle anlatıyor: “Lise yıllarımda gazete küpürlerinde Ressam Burhan Doğançay’ın bir eserini görmüştüm. O kadar etkilenmiştim ki ressam olmaya o gün karar verdim. Aradan yıllar geçti, İstanbul’da bir sergi düzenlendi. Burhan Doğançay ile aynı sergide eserlerim sergilendi. Aynı sergide Abidin Dino gibi büyük ressamlar da vardı. Benim için eşsiz bir deneyimdi.”

Türkiye’de sanat camiasının önde gelen isimleriyle tanışma imkânı olduğunu anlatan Onuk için özellikle iki kişi ön plana çıkıyor; Fotoğraf Sanatçısı Ara Güler ve Ressam Şenol Yorozlu.

Onuk, Resim alanının usta isimlerinden Şenol Yorozluhakkında şu ifadeleri kullanıyor: “Resim yeteneğime katkısı olan çok fazla ressam oldu. Ama içlerinde özellikle biri var ki, benim için çok önemli. Ressam Şenol Yorozlu’ya değinmeden geçemem. Geçen sene vefat etti. Yıllarca eserlerim hakkında yazılar yazdı, yorumlar yaptı. Bana birçok imzalı kitabını hediye etti. Beni her zaman gelişime teşvik etti.”

Onuk, fotoğraf sanatçısı Ara Güler hakkında şunları söylüyor: “Resim sanatına ilgi duyan bir sanatçıdır Ara Güler. Zamanında Marc Chagall, Salvador Dali, Pablo Picasso gibi ressamlarla zaman geçirmiş. İyi bir koleksiyonerdir. Envanterinde Pablo Picasso’ya ait eser bulunuyor. Aynı koleksiyonda bana ait eserler de mevcut. Benim için yaptığı olumlu değerlendirmeler teşvik edici olmuştur.”

Türkiye’de resim sanatı hak ettiği yerde değil

Sanatın, evleri süsleme kaygısıyla yapılmadığını, güçlü bir görsel dil ve mesaj aracı olduğunu vurgulayan Onuk, bu bakış açısının Türkiye'de yaygın olmadığını belirtiyor. Türkiye'de resim sanatının hak ettiği değeri görmediğine inanan Onuk, “İsviçre’de ve Katar’da çok prestijli resim sergilerine katıma imkânım oldu. Bir ressamın çok gezmesi lazım. Örneğin Fransız ressam Pol Sezan hem ünlü bir ressam hem de ünlü bir gezgindir. Oysa yaşadığımız coğrafya malzeme açısından oldukça zengindir. Buna karşılık coğrafyamızda üretim anlamında da değer görme anlamında da ciddi problemler var” şeklinde konuştu.

Onuk, yıllardır çizgisiz bir tek gün bile geçirmediğini söylüyor. 4 yıllık üniversite eğitimini tamamlamanın ressam olmak için yeterli olmadığını vurgulayan Onuk, genç sanatçılara da sürekli çalışma, yeniliklere açık olma, risk alma ve araştırma yapma tavsiyelerinde bulunuyor. Onuk’a göre bu sayede gelecek nesillerin daha güçlü bir sanat ortamına katkıda bulunması mümkün.

“Dünyaya yeniden gelseydim yine ressam olmayı isterdim” diyen Onuk, sanat tarihi ve resim alanında büyük bir kitap koleksiyonuna da sahip. Bu koleksiyonda çok ünlü ressam ve heykeltraşların oldukça nadir kitapları bulunuyor.

  • Etiketler : RESSAM
  • YORUM YAP
    Yorumlar (0)

    Bu habere ilk yorum yapan sen ol.

    ÖNERİLENLER