İPEKYOLU

Van TSO, 257 yıllık Mem û Zîn el yazmasını kitaplaştırdı

Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO), Kürt edebiyatının önemli eserlerinden Ehmedê Xanî’nin Mem û Zîn’inin 257 yıllık el yazması nüshasını kitaplaştırdı. Doç. Dr. Yakup Aykaç’ın editörlüğünde hazırlanan ve günümüze ulaşan en eski tam nüshalardan biri olduğu belirtilen eser, Van TSO’da düzenlenen lansman programıyla tanıtıldı.

Abone Ol

2026-10-14 23:54:19 | Son Güncelleme : 2026-10-15 01:37:30

Van TSO, 257 yıllık Mem û Zîn el yazmasını kitaplaştırdı

Kürt edebiyatının büyük abidesi, Ehmedê Xanî’nin ölümsüz eseri Mem û Zîn, yazılışının 330. yılında yeniden hayat buldu. Van TSO tarafından özenle hazırlanan ve Editörlüğünü Doç. Dr. Yakup Aykaç'ın yaptığı 257 yıllık nadide eser Mem û Zîn kitabının Lansman Programı yapıldı. Van TSO'da düzenlenen lansmana; Van TSO Yönetim Kurulu, Meclis Divanı, Mecli Üyeleri, Oda Organ Üyeleri, STK ve Meslek Odası Temsilcileri ile çok sayıda akademisyen, oda üyesi ve vatandaş katıldı. 

"YENİDEN HAYAT BULMASINA ŞAHİTLİK EDİYORUZ"

Lansmanda ilk olarak konuşan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva şunları söyledi: "Bugün bizim için, tarih için, kentimiz için, bölgemiz için ve halkımız için çok kıymetli bir gündür. Yalnızca bir kitabın tanıtımı için bir araya gelmedik. Bugün, yaklaşık üç asırlık bir kültürel hafızanın yeniden gün yüzüne çıkışına, geçmiş ile gelecek arasında kurulan köprüye ve zamana meydan okuyan kadim bir eserin yeniden hayat bulmasına şahitlik ediyoruz."

"Bu buluşma, bizim için sadece bir gurur vesilesi değil; aynı zamanda tarihi bir yüzleşmedir." diyerek konuşmasını sürdüren Takva, "Çünkü yapraklarını araladığımız eser yalnızca Mem û Zîn değildir; o, bu toprakların ruhu, dili, felsefesi ve medeniyet birikimidir. Ehmedê Xanî’nin 17. yüzyılda bu bölgede kaleme aldığı Mem û Zîn, asırlar boyu sıradan bir aşk hikâyesi olmanın çok ötesine geçmiştir. İnsanı, toplumu, adaleti, sevgiyi ve bir arada yaşama iradesini ilmek ilmek işleyen büyük bir edebî miras olarak bugüne ulaşmıştır. İşte bugün bizler, bu muazzam mirasın saklı kalmış çok özel bir elyazma nüshasını sizlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz." dedi.

TAKVA: 257 YILLIK BİR GEÇMİŞE SAHİP

Kitaplaştırılan nüshanın 257 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ifade eden Takva şöyle devam etti: "Bu eseri eşsiz kılan, dayandığı yazma nüshanın asırlara meydan okuyan o büyüleyici ve asil yolculuğudur. 1700'lü yılların ikinci yarısında, Van Gölü Havzası’nın muhtemelen güney yada batı kıyılarında Selim isimli bir hattatın kaleminden dökülen bu mukaddes emanet, birçok kişinin kütüphanesine misafir olduktan sonra günümüze ulaşmayı başarmış, tam 257 yıllık bir geçmişe sahip."

Eserin sadece edebi sinesiyle değil, tarihi ve akademik veçhesiyle de bir kütüphane değerinde olduğuna işaret eden Takva şöyle devam etti: "Üstelik üzerinde titizlikle çalışılan bu nüsha, Mem û Zîn’in bilinen ve günümüze ulaşmayı başarmış en eski tam ve eksiksiz nüshalarından ikincisidir. Bu nüans, eseri sadece nostaljik bir basım olmaktan çıkarıp, bilim dünyası için taze bir nefes ve gelecek kuşaklar için en güvenilir kaynak haline getirmektedir."

TAKVA: VEFA BORCUDUR

"Peki, bu çalışmayı Van Ticaret ve Sanayi Odası olarak neden sahiplendik?" diye Başkan Takva, "Çünkü biz; ekonomiyi, sosyolojiyi ve kültürü aynı gövdeyi besleyen damarlar olarak görüyoruz. Gerçek ve kalıcı bir kalkınma, maddi zenginliğin manevi ve kültürel mirasla taçlandırılmasıyla mümkündür. Van’ın ticaretini, sanayisini ve ihracatını büyütürken; bu kadim şehrin ve bölgemizin tarihine, sanatına ve medeniyet mirasına da kol kanat germek mecburiyetindeyiz. Zira bu topraklarda bizden önce bırakılan her iz, bizden sonra gelecek nesillere karşı ödemekle mükellef olduğumuz bir vefa borcudur. Bugün attığımız bu adım, işte o büyük sorumluluğun bir tezahürüdür." dedi.

"VAN MEDENİYET VE TİCARET ŞEHRİDİR"

Takva konuşmasını, "Sözlerimi nihayete erdirirken şunu ifade etmek isterim: Ticaret şehirleri binalarla, rakamlarla ve yatırımlarla büyür; medeniyet şehirleri ise ancak geride bıraktıkları kalıcı eserlerle ebediyete ulaşır. Biz bugün, şehrimizin ekonomik ihtişamının yanına, Van’ın ve bölgemizin asıl gücü olan kültürel zarafetini de eklemek istiyoruz. Çünkü Van hem medeniyet hem ticaret şehridir. Bu müstesna eserin gün yüzüne çıkmasında adeta bir kuyumcu titizliğiyle başrol oynayan Doç. Dr. Yakup Aykaç’a şükranlarımı sunuyorum. Aynı zamanda bu fikre emek veren, omuz veren; Doktor Sami Çeliktaş’a, Doktor Yusuf Baluken’e, Profesör Doktor Mahir Taha’ya, Avukat Turan Yazan’a, Metin Gülpınar’a, Fatih Seyidoğlu’na, Odamız Yönetim Kurulu Üyelerine ve Genel Sekreterim başta olmak üzere Odamız çalışanlarına bu kültür abidesine emek verdikleri için en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum." Şeklinde tamamladı.

AYKAÇ: KIYMETLİ BİR GÜN

Daha sonra konuşan Kitabın Editörü Doç. Dr. Yakup Aykaç ilk olarak şunları söyledi: “Bizleri son derece şık bir organizasyonla misafir eden, bu anlamlı çalışmaya ev sahipliği yapma nezaketini gösteren Van TSO Başkanı Sayın Necdet Takva’ya, yönetim kuruluna ve tüm oda çalışanlarına yürekten teşekkür ediyorum. Sayın Başkanımızın da ifade ettikleri gibi; bugün hem bizim için hem de Van’ın, coğrafyamızın ve kültürümüzün tarihi adına son derece kıymetli bir gün olduğunu düşünüyorum.”

“ÇALIŞMANIN İKİ HİKAYESİ VAR”

Çalışmanın iki ayrı hikayesi olduğunu ifade eden Aykaç, “Birincisi, hepinizin bildiği hikâye: Ehmedê Xanî’nin 1695-1696 yıllarında kaleme aldığı, Kürt edebiyatının kanonik başyapıtı olan Mem û Zîn. İkincisi ise çok daha az bilinen, fakat beni bu araştırmayı yaparken en çok heyecanlandıran hikâye: Bu elyazması nüshanın kendi serüveni. Üzerinde çalıştığımız nüsha; 1 Muharrem 1183 (7 Mayıs 1769) tarihinde Selim adında bir müstensih tarafından kaleme alınmıştır. Bu tarih son derece önemlidir; çünkü elimizdeki metin, Kürt edebiyatı yazma literatüründe günümüze ulaşan, tarihi belli ve tam nüshalar arasında ikinci en eski Mem û Zîn nüshasıdır.” ifadelerini kullandı.

Aykaç konuşmasını şöyle sürdürdü: “Fakat asıl büyüleyici olan, bu yazmanın coğrafi yolculuğudur. Bitlis civarında dolaşıma giren bu nüsha; üzerindeki mühürler, temellük kayıtları ve derkenar notlarıyla bize canlı bir tarih sunmaktadır. Sayfalarında Hacı İbrahim, Hüseyin ve Abdurrahman-ı Kerborî gibi maliklerin isimleri yer almaktadır. Sahipleri bu kitabı sadece okumamış; kenarlarına Feqiyê Teyran’ın kasidelerini, Melayê Bateyî’nin şiirlerini eklemiş, nüshayla adeta konuşmuşlardır. Metnin kenarlarında Kerbori, Kanî-Gulan, Berçelan gibi coğrafi isimler kayıtlıdır.”

“EL YAZMASINDA KARAKALEM RESİMLER VAR”

“Yani elimizdeki bu kitap sadece bir aşk destanını değil, bu toprakların hafızasını da taşıyor.” diyerek konuşmasına devam eden Aykaç, “Daha da ötesi, sayfa derkenar boşluklarına çizilmiş 31 adet karakalem resim bulunmaktadır! Bu amatör fakat son derece özgün çizimler, metnin akışıyla birebir uyumludur: Aşıkları ayırmaya çalışan hikâyenin fesatçısı Bekir’in, yani dizleri bükük, sinsi bakışlı Bekoyê ‘Ewan’ın tasviri; Mem ile Mîr’in karşı karşıya satranç oynadığı sahne gibi detaylar metne muazzam bir görsel zenginlik katmaktadır.”

Kitapta emeği geçenlere teşekkür eden Aykaç, “Bu kitabı hazırlarken önümde iki iş vardı: Elyazmasını; Kürtçenin ses yapısını, aruz veznini ve müstensih haşiyelerini gözeterek aslına sadık biçimde Latin harflerine aktarmak ve bu nüshanın tarihi bağlamını okuyucuya sunmak. Ama hiçbir kitap tek kişinin eseri değildir. Bu çalışma bir ekip emeğidir. Elbette kaleme aldıkları bölümler olmasaydı çalışma nakıs kalırdı; değerli katkıları için Dr. Yusuf Baluken hocama ve Dr. Sami Çeliktaş hocama gönülden teşekkür ediyorum. Fikir aşamasından baskı sürecine kadar projenin her safhasında yanımızda olan, eserin görsel ve sanatsal danışmanlığını üstlenen kıymetli hocam Prof. Dr. Mahir Taha’ya; Sürecin en başından itibaren samimi desteğini esirgemeyen ve çalışma azmimizi her daim diri tutan Sayın Necdet Takva’ya ve projemize destek veren Yönetim Kurulu Üyelerine; bu vesileyle Genel Sekreter Sayın Cengiz Aras’a, Sayın Erkan Atacan’a; Süreç boyunca ilgilerini esirgemeyen Sayın Emel Öner ile Sayın Önder Altınal’a, kıymetli fikirleriyle ufkumuzu açan Sayın Mahmut Eşut’a ve kitabın mizanpajını pürdikkat hazırlayan Metin Gülpınar’a ve Fatih Seyidoğlu’na şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

AYKAÇ: ÖRNEK OLMASINI DİLİYORUM

Aykaç son olarak şu ifadeleri kullandı: “Bir Ticaret ve Sanayi Odası’nın; günlük gündeminde ekonomik büyüme, ihracat ve yatırım teşvikleriyle birlikte, 330 yıllık bir kültür mirasına sahip çıkması çok sık rastlanan bir durum değildir. Bir şehrin kalkınması, yalnızca iktisadi rakamlarla ölçülemez. Van TSO’nun bu çalışmaya öncülük etmesi, ekonomik kalkınmanın kültürel köklerle birlikte yürümesi gerektiğinin en güzel misalidir. Bugün burada; Berçelan’da, yağmurlu bir cumartesi günü bir cami hücresinde, veyahut bir medrese odasında, üzerine haşiyeler yazılan; bir veba salgınına, bir mirliğin çöküşüne tanıklık eden; Van Gölü Havzasının güney ve batı sahillerini gezen, Bitlis’ten yola çıkıp Kudüs’e ulaşan ve iki buçuk asır sonra bu kitapla yeniden Van’a dönen bir eseri selamlıyoruz. Bu, sadece bir kitabın yayımı değil; kesintiye uğramış ve geçmişe ışık tutan bir hafızanın yeniden inşa edilmesidir. Eserin ilim dünyasına, kültürel ve tarihsel hafızamıza hayırlı olmasını diliyor, Van’daki kurumlara örnek olmasını ve bir gelenek haline gelmesini temenni ediyorum.”

ÇELİKTAŞ: ÇOK İYİ ÖZETLENMİŞ VE OKURA SUNULMUŞ

Programa konuşan Kitabın Editörlerinden Dr. Sami Çeliktaş ise, “Şunu söylemek isterim. Yakup Hocam bu tecrübeli bir akademisyen olarak bir editöre çok fazla iş düşürmeyecek şekilde bir eser hazırladı. Diyebilirim ki şu ana kadar editörlüğünü yaptığım eserler içerisinde en az yorulduğum çalışma buydu. Ben tabi çevirmen olarak da bir katkı sundum. Mela Mahmud-i Bazidî’nin Kürtçe edebiyat tarihinde ve Kürtçe çeviri tarihinde önemli bir yere sahip olan Mem û Zîn’in düzyazı, kısaltılmış özet çevirisi söz konusu. Bunu da Kürtçeden Türkçeye çevirmek suretiyle bu esere ekledik. Yakup Hocam da belirtti; bu çalışmada belki Kürtçesi Mem û Zîn’in derinliğini kavramaya yetmeyecek, daha çok Türkçe okumaya alışmış okur için de bu özet bence çok faydalı olacaktır. Çünkü bu özet çevride Mela Mahmud-i Bazidî, Mem û Zîn’in olay örgüsünü, kurgusunu, karakterlerini çok güzel bir şekilde özetlemiş ve okura sunmuş.” şeklinde konuştu.

“Bu eser şaheser. Kürt edebiyatı için, Kürt toplumu için çok önemli bir eser.” diyerek konuşmasını sürdüren Çeliktaş şöyle devam etti: 

“Dolayısıyla bu kalitede baskısının olması da kağıt kalitesi, sayfa yapısı, bunlarda çok önemli ayrıntılar. Diyebilirim ki mevcut baskılar içerisinde belki de bu niteliğiyle en kaliteli baskılardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En iyisi demek istemedim ama en iyilerinden birisi kuşkusuz. Eminim ki bu çalışmayı edinenler, bir şekilde bakma şansı bulanlar bu bahsettiğimiz ayrıntıları daha yakından göreceklerdir. Kapsamlı hazırlanmış olan ön söz ve orijinal el yazısı baskı ve de Kurmancî metnin kendisi kütüphanelerinizde, koleksiyonlarınızda yer alacak çok değerli, önemli bir çalışma olacaktır.”

“MAALESEF MESAJI BİR KANUN OLMADI”

Çeliktaş son olarak, “Tabi bence ben dahil pek çok araştırmacının kendisine sormuş olduğunu düşünüyorum bu soruyu. Yani bu kitabın değeri, bu eserin kıymeti, işlevi, niteliği, kalitesi nereden geliyor? Ve eminim ki her okumayla beraber araştırmacının bulduğu cevaplar da değişmiştir, değişecektir. Çünkü bu yönlü şaheserler okurda, araştırmacılarda her okumayla beraber çok farklı fikirler, duygular, düşünceler oluşturuyor. Ben bu soruyu kendisine pek çok defa yöneltmiş bir araştırmacı olarak şöyle bir bazı sonuçlara ulaştığımı çok kısaca sizinle paylaşmak istiyorum. Dolayısıyla rahatlıkla söyleyebilirim ki Mem û Zîn Kürtler için, Kürt edebiyatı için bir kanon oldu, kanonik bir eser oldu. Ama maalesef niyeti ve mesajı bir kanun olamadı. Belki gelecekte ve bizim bu çalışmalar buna vesile olur.” İfadelerini kullandı.

TAHA: COĞRAFYANIZ IŞIĞINA KAVUŞUR

Eserin Görsel ve Sanatsal Danışmanı Prof. Dr. Mahir Taha, “Öncelikli olarak zahmet ve nezaket göstererek aramıza gelerek bu güzel günü bizimle birlikte kutlayan herkesi saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız, hoş geldiniz, başımızın, gözümüzün üstüne geldiniz.” Dedi.

Taha şöyle konuştu: “Yakın zamanda Polonya’da katıldığım bir konferansta bir sosyoloji profesörünün söylediği bir söz vardı, onu tekrarlayıp konuşmamı bitireceğim. Mem û Zîn’in İngilizcesini yeni okumuştu. Bana dedi ki: 'Hoca dedi, sana bir şey söyleyeceğim ama mutlaka bunu bir kenara yaz.' Söz vermiştim ona. Dedi ki: 'Eğer sizin coğrafyanızın insanları bir gün Ehmedê Xânî’yi anlar ve o bilince çıkarırlarsa, işte dedi o gün sizin coğrafyanız ışığına kavuşur.' Ve ben de Mâhir Taha olarak buna bütün gönlümle, gönlümce inandığım için bu çalışmaya emek veren, en başta sevgili Necdet Takva ve Van Ticaret ve Sanayi Odası’ndaki arkadaşlarını minnetle selamlıyorum.”

Taha son olarak, “Bunun dışında bu eserin hayata geçirilmesinde yoğun çaba sarf eden, sabahtan beri isimlerini hep söylediğiniz için ben önündekilerin unvanlarını söylemeden sevgili Yakup Hocaya, Sami Hocaya, Yusuf Hocaya, bu arada gerçekten ciddi emekle yorulan Mahmut’a, Önder’e, Metin’e, Fatih’e minnettarlığımı belirtiyorum. İyi ki varsınız. Ve son olarak, sonuç olarak Necdet Takva’yı ayakta alkışlıyorum.” dedi.

Program sonunda tüm katılımcılara Mem û Zîn kitabı hediye edildi.

  • Etiketler : VAN TSO MİRAS
  • YORUM YAP
    Yorumlar (0)

    Bu habere ilk yorum yapan sen ol.

    ÖNERİLENLER