2026-09-22 00:01:34 | Son Güncelleme : 2026-09-22 00:51:04
İş makinelerinin kanyona girmesine tepki gösteren Mezopotamya Çevre Platformu Sözcüsü Mir Bahattin Demir, “Ekokırıma, yasa tanımazlığa ve doğal mirasımızın yok edilmesine geçit vermeyeceğiz” dedi.
Kanyonda düzenlenen basın açıklamasına Mezopotamya Çevre Platformu üyeleri, Zilan Ekoloji Derneği, Türkiye Çevre Platformu ve Van ÇEVDER üyeleri katıldı.
“Doğa dostu sulama yatırımlarını destekliyoruz”
Basın açıklamasında konuşan Mezopotamya Çevre Platformu Sözcüsü Mir Bahattin Demir, bölgede yürütülen çalışmalara tepki gösterdi.
Demir, tarımsal üretime ve modern sulama projelerine karşı olmadıklarını belirterek, doğayla uyumlu yatırımları desteklediklerini söyledi.
Demir, şu ifadeleri kullandı:
“Van’ın Erciş ilçesinde, Pay Sulama Kanalı Projesi adı altında bölgenin en hassas ve kıymetli ekosistemlerinden birine geri dönülemez zararlar verilmektedir. Şunun altını önemle çizmek isteriz ki; bizler tarıma, üretime ve modern sulama projelerine asla karşı değiliz. Aksine, bölgesel kalkınmayı sağlayan, çiftçimizin yükünü hafifleten ve su israfının önüne geçen doğa dostu her türlü sulama yatırımını sonuna kadar destekliyoruz.
Ancak ilk bakışta kamu yararı taşıdığı izlenimi veren bu proje, mevcut uygulama biçimi ve yanlış güzergâh tercihiyle tarımı desteklemekten çıkıp tam bir ekolojik yıkıma ve doğa katliamına dönüşmüştür.”
“Bu proje hukukun arkasından dolanılarak sürdürülüyor”
Projenin 1993 yılındaki ÇED Yönetmeliği öncesinde onaylandığı gerekçesiyle ÇED sürecinden muaf tutulduğunu ve 2016 yılında ihale edildiğini belirten Demir, aradan geçen yıllarda projede birçok kez revizyon yapıldığını söyledi.
Demir, mevzuat gereği projenin değiştirilen ve revize edilen hatlarının ÇED sürecinden muaf tutulamayacağını savunarak şöyle konuştu:
“Mevzuat son derece açıktır: Projenin revize edilen ve değiştirilen hatları ÇED sürecinden muaf tutulamaz. Hukukun arkasından dolanılarak sürdürülen bu çalışmalar, usulsüz ve kanun dışıdır.”
“Koçköprü Kanyonu ve Dücane Şelalesi yıkımın eşiğinde”
Projenin en büyük tahribatının, zengin biyolojik çeşitliliğe ve çeşitli koruma statülerine sahip olduğunu belirttiği Koçköprü Kanyonu ile Dücane Şelalesi bölgesinde yaşandığını ifade eden Demir, iş makineleri ve patlatmalar nedeniyle doğal alanın zarar gördüğünü ileri sürdü.
Demir, “Kuş koruma alanı ve hassas ekosistem bütünlüğü içerisinde yer alan bu kanyonlar, iş makineleriyle, patlatmalarla kırılarak yok edilmektedir. Daha da vahimi, bu kanyon nesli tehlike altında olan su samuru gibi birçok kritik türe ev sahipliği yapmaktadır. Bu yıkım, bölgedeki nadir canlıların yaşam alanlarını tamamen haritadan silmektedir” dedi.
“Mahkemenin verebileceği karar hiçe sayılıyor”
Çalışmalara karşı Van 4. İdare Mahkemesinde dava açıldığını ve yürütmeyi durdurma talebinin henüz değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Demir, buna rağmen çalışmaların devam ettiğini savundu.
Demir, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu doğa yıkımına karşı Van 4. İdare Mahkemesinde açılan davada yürütmeyi durdurma talebi henüz değerlendirme aşamasındayken, yüklenici firma yargı kararını dahi bekleme gereği duymamıştır.
Firma, 3 adet 30 tonluk devasa iş makinesini kanyonun kalbine, en hassas noktasına sokarak adeta bir günde tam bir katliam gerçekleştirmiştir. Mahkemenin vereceği kararı dahi hiçe sayan bu aceleci ve yasa tanımaz tutum, hukukun üstünlüğünü ve doğanın yaşam hakkını açıkça ayaklar altına almaktadır.”
“Kamu yararı bu yıkımın neresinde?”
DSİ yetkililerine ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Demir, projenin küçük bir alanın sulanması amacıyla yürütüldüğünü savunarak doğal alanın tahrip edilmesinin kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Demir, “Sadece küçük bir köy kadar alanı sulamak uğruna paha biçilemez bir doğa mirasını, kanyonu ve ekosistemi yok etmenin neresinde kamu yararı vardır?” ifadelerini kullandı.
“Güzergâh alternatifleri varken bu ısrar nedir?”
Tarım arazilerinin sulanmasını kesintiye uğratmadan farklı güzergâhların değerlendirilebileceğini belirten Demir, kanyonun içinden geçen güzergâh yerine alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Demir, “Tarımsal sulamayı kesintiye uğratmadan, kanalın başka bir güzergâhtan geçirilmesi hem teknik olarak daha kolay hem de doğayı koruma adına kamu yararına uygun iken, kanyonun kalbini yarmak hangi akla ve vicdana sığmaktadır?” dedi.
“Mevcut su pompası varken neden 30 kilometre öteden su getirilmeye çalışılıyor?”
Koçköprü Barajı yakınlarında mevcut bir su pompası bulunduğunu belirten Demir, bu altyapının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Demir, “Halihazırdaki su pompası Koçköprü Barajı’na sadece 1 kilometre mesafedeyken, bilim insanlarının bu iklim krizinde 30 kilometre ötedeki Morgedik Barajı’ndan kesintisiz bir su akışının mümkün olamayacağını açıkça belirtmesine rağmen bu ısrar niyedir?” diye sordu.
“Çelik kanal rantı kimlerin işbirliğidir?”
Koçköprü Barajı’nın yaklaşık 1 kilometre yakınında bulunan ve 35 yıldır atıl olduğu belirtilen su pompasının kullanılmasını isteyen Demir, 30 kilometrelik hat ve çelik boru tercihinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
Demir, “35 yıldır atıl bekleyen ve Koçköprü Barajı’nın hemen yanı başındaki (1 km) su pompasını çalıştırıp çiftçimizin su ihtiyacını çözmek varken, kanyonu yok edecek 30 kilometrelik hatlarda ve maliyetli çelik borularda ısrar edilmesinin arkasındaki rant paylaşımı nedir?” ifadelerini kullandı.
Demir ayrıca, “Morgedik’ten su getirme bahanesiyle yürütülen bu çelik kanal rantında hangi birimler ve yapılar ortaklaşmıştır? Yüklenici firmanın ve işbirlikçilerinin haksız kazancı, kanyonun ve binlerce canlının yaşam hakkından daha mı değerlidir?” diye konuştu.
“Su samurlarının ve kuşların yuvasını yıkmak hangi vicdana sığar?”
Bölgede yaşayan su samurları ve kuş türlerine de dikkat çeken Demir, doğal yaşam alanlarının korunması gerektiğini belirtti.
Demir, “Nesli tehlike altında olan su samurlarının, ulusal ve uluslararası ölçekte koruma altında olan kuş türlerinin evini yıkmak, yaşam alanlarını betonla ve hafriyatla doldurmak hangi bütçeyle, hangi kâr hırsıyla açıklanabilir?” dedi.
“Bu yangından mal kaçırma acelesi neden?”
Projenin birinci kısmının henüz tamamlanmadığını ve yargı sürecinin devam ettiğini belirten Demir, buna rağmen ikinci kısma geçilmesini eleştirdi.
Demir, “Projenin 1. kısmı dahi henüz tamamlanmamışken, mahkeme süreci devam ederken alelacele 2. kısma, yani kanyon hattına girilerek bu katliamın yapılması neyin telaşıdır?” ifadelerini kullandı.
“Doğanın hakları insan odaklı kâr iştahına kurban edilemez”
İklim krizinin etkilerinin yoğun şekilde hissedildiğini belirten Demir, sulama projelerinin ekolojik denge ve biyolojik çeşitlilik gözetilerek planlanması gerektiğini söyledi.
Demir, “İklim krizinin yakıcı etkilerini en ağır şekilde hissettiğimiz bu dönemde, bilimsel gerçekler göz ardı edilerek 30 kilometre öteden su getirme adı altında sulama projelerinin rant kapısına dönüştürülmesini kabul etmiyoruz. Sulama projelerinin çevreye ve biyolojik çeşitliliğe zarar vermeden, ekolojik dengeleri ve mevcut imkânları göz önünde bulundurarak planlanması bir tercih değil zorunluluktur” dedi.
Tarımsal üretimin ve çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Demir, bunun doğanın tahrip edilmeden de mümkün olduğunu savundu.
Demir, “Sadece kısıtlı bir alanı sulamak bahanesiyle su samurlarının, kuşların, endemik türlerin ve doğal mirasa ev sahipliği yapan Koçköprü Kanyonu’nun kirli çıkarlara kurban edilmesine sessiz kalmayacağız” diye konuştu.
Mahkeme sonucunun beklenmesi gerektiğini belirten Demir, “Mahkeme sonucunu beklemeden kanyonu tahrip edenlerden, bu hukuksuzluğa, rant işbirliklerine ve doğa katliamına göz yumanlardan yargı önünde ve kamuoyu vicdanında sonuna kadar hesap soracağız” ifadelerini kullandı.
Çevre platformlarından ortak çağrı
Demir, açıklamasının sonunda taleplerini de sıraladı.
Talepler şöyle:
Kanyon hattındaki tüm iş makineleri ve çalışmalar derhal durdurulmalıdır.
Projenin revize edilen tüm hatları derhal ÇED sürecine dâhil edilmelidir.
Bilim insanlarının uyarıları dikkate alınmalı; 30 kilometre öteden su getirme ısrarından vazgeçilerek Koçköprü Barajı’na 1 kilometre mesafedeki mevcut altyapılar ve hem tarımı hem doğayı koruyan alternatif güzergâhlar değerlendirilmelidir.
Kanyonu ve Dücane Şelalesi’ni teğet geçecek, su samuru gibi koruma altındaki türlerin yaşam alanlarını koruyan bir revizyona gidilmelidir.
Demir, “Koçköprü Kanyonu sahipsiz değildir! Doğanın, suyun, su samurlarının ve kuşların yuvasının rant uğruna yok edilmesine geçit vermeyeceğiz” dedi.
“Alternatifler bilimsel olarak değerlendirilmeli”
Basın açıklamasında Demir’in ardından Türkiye Çevre Platformu Genel Sekreteri Ali Kalçık da söz aldı.
Kalçık, tarımsal sulamaya ve çiftçilerin suya ulaşmasına karşı olmadıklarını belirterek, iklim krizi ve kuraklık koşullarında suyun verimli ve adil kullanılmasını savunduklarını söyledi.
Kalçık, “Ancak bir tarım alanını sulamak için geri dönüşü olmayan bir doğal alanın tahrip edilmesini kabul etmiyoruz” dedi.
Kalçık, alternatif güzergâh, mevcut altyapı veya doğaya daha az zarar verecek teknik bir çözüm bulunması halinde bunların öncelikle bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Koçköprü Kanyonu yalnızca taştan, topraktan ve sudan ibaret değildir. Bitkileri, kuşları, yaban hayatı ve su varlıklarıyla bütün bir ekosistemdir.
Üstelik konu yargıya taşınmışken, geri dönüşü olmayan müdahaleler konusunda çok daha dikkatli davranılması gerekir.
Buradan DSİ’ye ve ilgili bütün kurumlara çağrımızdır:
Bilimin sesini dinleyin. Alternatifleri değerlendirin. Hukuki sürece saygı gösterin. Kanyonda geri dönüşü olmayan tahribata yol açabilecek çalışmaları durdurun.
Çiftçinin suyunu da tarımsal üretimi de Koçköprü Kanyonu’nu da korumak mümkündür.”
Bu habere ilk yorum yapan sen ol.