Ş.Şakir Eroğlu
  DÖNEMİN MİT’ÇİSİ ŞEYH SAİD’İ NASIL DAR AĞACINA GÖNDERDİ?

           shakirerol1977@hotmail.com

“Kurmê Darê ji darê ne be zewala darê tıneye” tecrübelerle sabit olan bu Kürt atasözü, ağacın zayıflığının, kendi kurdundan kaynaklandığını ifade eder. Adeta Xani’nin Beko’sunu anımsatırcasına, Kürt halkının beleğinde yer edinmiştir. Şeyh Said ayaklanmasının yenilgi ile sonuçlanmasının nedenleri oldukça fazla olabilir ama Kürt halkını, en çok acıtan tarafı, iç ihanete uğramasıdır. Bu günlerde MİT eksenli tartışmalar son hızla sürerken, cumhuriyetin ilk yıllarında, adı MİT olmamakla beraber devlet ajanlarının tipik örneği olan Binbaşı Kasım’ın Şey Said Ayaklanması’ da ki rolüne yakından bakacağız.

Ankara’da, ayaklanma ya bakışın netleşmesiyle beraber, alınan kararlar doğrultusunda, hemen harekete geçildi. Mardin üzerinden Diyarbakır’a sevk edilecek birliklerin “Cenup Demiryolu”ndan nakledilecek olmalarında ayrı bir soruna ve İngiltere’nin huzursuz olmasına yol açtı. Çünkü, bu demiryolu Fransa’nın mandasındaki Suriye’den geçmekteydi. Ankara Antlaşması uyarınca, Türkiye bu hattan “İngilizlere karşı kullanmamak kaydıyla” asker sevkiyatı yapılabilecekti. Böylece güney demiryolundan kısa sürede Diyarbakır’a ulaşma imkanına kavuşarak isyanın bastırılmasında ve “Tenkil harekatı” nın başarılı olmasında önemli rol oynadı.

Diyarbakır iki taraf içinde kilit rol oynuyordu. Şeyh Said’in burada başarısız olmasıyla şansı tersine döndü. Çevre aşiretlerden de yeterli destek alamayınca, ayaklanmacılar tamamen takatten düştü. Başarı elde edilen bütün cephelerde artık geri çekilme ve bozgunlar yaşanmaya başladı.

Şeyh Said kuvvetlerinde iyice bozgun belirmeye başladı. Şeyh Said cephesinde ilk fire Genç ili jandarma komutanı Kürt üsteğmen Miri’nin hükümet kuvvetlerine teslim olması ve Şeyh hakkında bilgi vermesiydi.

Şeyh Said Neden İran’a Geçmeye Çalıştı?

12 Nisan’da hükümet kuvvetleri Darahini’yi geri aldı. 14 Nisan’da Şeyh Said, Şeyh Abdullah, Binbaşı Kasım, Şeyh Galip, Kargapazarlı Reşit ve Timur Ağa, Sabikan bölgesindeydiler. Şeyh Said,bu sırada İran’a geçmeyi düşünüyordu. Ama Şeyh Said, teslim olmaktansa, Abdurrahman Paşa köprüsünden geçip, Bulanık üzerinden İran’a geçmeyi planlıyordu. Şeyh Said, ayaklanmanın artık başarılı olamayacağını biliyordu ve bu sırada güçlü durumda olan İran’daki Kürt lider Sımko ile birleşmek ve daha güçlü bir kuvvet ortaya çıkarma niyetinde idi.

Ayaklanmanın Zayıflanmasından Cesaret Alan Hükümet, Kürt Liderlerini İdam Etti.

14 Nisan günü sabaha karşı saat 5: 30’da Kürt İstkiklal Cemiyeti (Azadi) kurucuları, Kürt Miralayı Cibranlı Halit, Bitlis Eski Milletvekili Yusuf Ziya Bey, kardeşi Teğmen Ali Rıza, Yusuf Ziya Bey’in damadı Faik Bey ile Molla Abdurrahman Bitlis’te kurşuna dizildiler yada idam edildiler.1 Eğer ayaklanma zayıflamamış olsaydı, hükümet de Kürt liderlerine yönelme cesareti gösteremeyecekti.

 

Şeyh Said’in Muhbirci Bacanağı Binbaşı Kasım’dan İhbar !

Şeyh Said, yanındakilerle birlikte Varto’nun güneyindeki Dirlik yöresi bulunan Abdurrahman Paşa Köprüsü’nden Bulanık üzerinden İran’a geçmeye karar verir. Muhbirci Binbaşı Kasım ise, Osman Paşa’ya gizlice mektup yazmış ve teslim olacaklarını bildirmişti. Kasım, zaten Ekim 1924’ten yakalanacakları güne kadar, hükümetle haberleşmişti. Şeyh’in en yakınındaki kişi her şeyi dakika dakika gerekli yerlere bildiriyordu. Şeyh Said, bacanağının tuzağına düşmüştü.2 Kasım Bey bir hükümet ajanıydı. 14 Nisan günü, Cibranlı Halid, kurşuna dizilmiş; bir gün sonra da Binbaşı Kasım Varto’da Şey Said’i darağacına gönderecek yolu açmıştı.

 

Dönemin MİT’i sayılan Binbaşı Kasım İtiraf ediyor !

Şeyh Said’in, ayaklanmada sürekli yanında bulundurduğu Binbaşı Kasım idamlıklar arasında olmasına rağmen, Şeyh Said’i yakalattığı için berat ederek, kendisine ödül olarak, Söke (Aydın)’de bir çiftlik verildi. Binbaşı Kasım’ın 1945’te Söke’de Kaymakam’a yaptığı itirafla o güne kadar olan bazı gerçekleri ortaya çıkardı.

Kaymakam Atakul’un karşısına geçen Kasım Atak (Binbaşı Kasım) Şeyh Said’i 15 Nisan 1925’te Abdurrahman Paşa Köprüsü’nde nasıl yakalandığını, Cibranlı Halit Bey’i ve Kürt İstiklal Cemiyeti’ ni (Azadi) nasıl ele verdiğini anlatıyordu.3

“Şeyh Said’in, aslında bana hiç güveni yoktu” diyerek söze başlar ve ayaklanma için kendisine danışmak zorunda kalan Şeyh Said’i süslü sözlerle ikna ettiğini açıklıyor. Abdurrahman Paşa Köprüsü’ne yaklaştıklarında O’nu yakalamak için de şöyle diyor:

“Önde Oğnut Beyleri 90 atlı ile yürüyorlardı. Bunlar Abdurrahman Köprüsünü geçtiler. Şeyh Said geçmek için atından indi. Ben de indim. Geçmemesini ve bırakmayacağımı söyledim.”

Elini şöyle, havaya sallayarak köprüye doğruldu. Ben silahımı Beylere çevirdim. Birkaç söz söyleyerek ateş ettim. Ateşe karşılık gelmedi. Çayın öbür yakasından atlının karartısı da kalmadı, kaçtılar.

Şeyh Said köprüyü geçtikten sonra, akrabalarımdan bir ikisi önünü kestiler. Ve beni çağırdılar... Ben Şeyh Sait’le karşılaştım. Elindeki mavzeri kalbimin üzerine çevirerek, “bak” dedi. Ben silahı göğsümden uzaklaştırdım. Akrabalarım onun silahını zorla aldılar.

Biz altı, onlar dört kişi, hepimiz silahlıyız. Varto’ya gitmek için ne kadar ısrar ettiysem de para etmedi. Sonunda Fırka Komutanı’na tezkere yazdım:

“12. Fırka Komutanlığı’na,

Şeyh Said’i Abdurrahman Paşa Köprüsü’nde tutukladım. Küçük bir müfrezenin gönderilmesini arz ederim.”

Kasım Ataç’ın ifadesinde şaşırtıcı ve ilginç olan, ayaklanmayı 1924 yılında Mustafa Kemal Paşa’ya Erzurum’da ihbar ettiğini anlatan bölümdü. İfade şöyle:

“Bulunduğum çevre ve bölgede bir Kürt Bağımsızlığı ve Türkiye’den ayrılmayı amaçlayan akımlar bulunduğunu, bu akımların halkın yüzde seksen beşini etkilediğini, ruhlarını bildiğim için, adam saptamada ayrıca kanıt gerekmediğini, hükümetçe bir an önce önlem alınması gerektiğini.. aşiret reislerinin batıya sürülmeleri, karşı koyanların, örnek olacak biçimde şiddetler cezalandırılmaları, yoksa büyük bir felaketin gelmekte olduğunu, söylediklerimin hiç birinin soruşturulmasına bile gerek olmadığını ayrıntılı olarak arz etmiş ve teşekkür yanıtlarını almıştım”

Kasım, olaydan yıllar sonra Mustafa Kemal ile gizli görüşmelerini ve Kürt İstiklal Cemiyeti’ni nasıl ihbar ettiğini anlatıyor:

“1924 yılında Atatürk Erzurum’a geldi. Halkın saygılarını sunmak için, Muşlularla birlikte Erzurum’a gitmiştim. Kabulden sonra Atatürk’ten özel görüşme istedim. Kabul edildim. 9. Kolordu Komutanı Ali Sait Paşa hazırdı.”

Demek ki Kasım 1924 Ekim ayında hem Cibranlı Halit’i hem de Yusuf Ziya ve Şeyh Said’i Mustafa Kemal’e ihbar ediyordu. M. Kemal Ankara’ya döner dönmez emir vererek, Cibranlı Halit ve Yusuf Ziya’yı tutuklamıştı.

Binbaşı Kasım’ın Şeyh Said’i yakalattığı biliniyordu. Ancak Kasım’ın ayaklanma ile ilgili ihbarı, 1924 yılında M. Kemal’le yaptığını gizli görüşme ve Kürt İstiklal Cemiyeti hakkındaki soruşturma, bu tarihten sonra başladığı bilinmektedir.

Ancak belirtmek gerekir ki her millet tecrübeleriyle ve bundan çıkardığı derslerle var olacaktır. Dün oynan oyunlar bu gün yeni versiyonlarınla yeniden sahnede. Tarih tekerrür etmez ama benzer sebepler benzer sonuçlar doğurmaya devam etmektedir.

Dipnotlar:

1 Dersimi, Halit ve arkadaşlarının kurşuna dizilmelerinin tarihini farklı veriyor. Ama kaynaklar 14 Nisan’da birleştikleri görülür. Mutki Aşiret Reisi Hacı Musa Bey’e idam yerine 15 yıl ağır hapis cezası verildi. idamlar konusunda M. İslamoğlu, Halid Bey ve arkadaşlarının kurşuna dizilmediği, asıldığı kanaatindedir. (s. 122)

2 Uğur Mumcu, a.g.e., s. 83

 

3 Binbaşı Kasım’ın Söke Kaymakamı’na verdiği ifade Emniyet müşavirliğinin 09. 12. 1944 gün ve 1347/4276 sayılı emri üzerine Aydın ili Söke Kaymakamlığı’nca alınarak, 13. 01.1945 tarihinde tahrirat 7134 sayı ile Diyarbakır’daki I. Umumi müfettişliğe gönderilmiştir. Bu ifade aynen Avni Doğan’ın arşivindedir. (U. Mumcu, Kürt İslam Ayaklanması s.112

SON YAZILARI
RUHUMUZUN HEYKELİNİ DİKTİK OSMANLI HAREMİNDE BİR RUTENYALI BAKİRE: HURREM Vanlı Öğrenciler YGS’ye Girecek ŞEYH SAİD, KÜRT CEMİYETLERİ VE EĞİTİM KILIÇ YARASINDAN DİL YARASINA Faşizm-Sümenaltı ve Van Kadınları Van’da Kurumların Bilinçaltı Manzaraları Dönemin MİT’çisi Şeyh Said’i Nasıl Dar ağacına Gönderdi? Van Deprem Çalıştayı ve Herkesin Merak Ettiği Sorular Medyatik Şiddetin Mağduru: MUKADER Başkanı Nurcan Çetinbaş Van’ın Karnesi ve Ümmet-i İslam’ın Selamı Said Nursi’nin Şeyh Said Ayaklanması’ndaki Tutumu ZERNEBAT VAN’A AKAR 35 Kurşun ZİLLER KİMİN İÇİN ÇALIYOR? Elimi Uzatsam Van Olur MUŞA GİDEN GELMİYOR ACEP NEDENDİR? ''Seferbeliğe davet'' Van'dan geriye kalanlar Somali- Rize Makbul Van Maktul
YORUMLAR
ümran beydüz 2012-02-20
gerçekler
keşke herkes gerçeği konuşsa...tarihte daha nelere şahit olurduk.
YAZARLAR
Doç. Dr. Zeki TAŞTAN
VAN'DA MİLLETVEKİLİ ANITI!
Çağla GÖKDENİZ
Mevsimlerden Bahar
Devlet Has.
İpekyolu Has.
AGız ve Diş Has.
Kadın ve Çocuk Has
Yük. İhtisas Has.
kuttur-sanat
 
 
haberler