Dr. Fazıl Nimet
  MEVLİD KANDİLİ ÖZEL

          fazilnimet@hotmail.com

Sevgili okuyucular! Allah a sonsuz hamd ve şükrederiz ki; bir defa daha bir kandil kutlamasında birlikteyiz.

11 Rebiülevvel i 12 Rebiülevvel e bağlayan gecenin sabahına karşı... Sabaha karşı Peygamber Efendimiz (S.A.V) dünyayı şereflendirmiştir, doğmuştur.

Son Peygamber, Son Nebî, bu tarihte doğmuş ve gene aynı tarihte yani 11 Rebiülevvel i 12 Rebiülevvel e bağlayan gece, sabaha karşı, o gecenin sabahında Peygamber Efendimiz (S.A.V) Rahmet-i Rahmân a kavuşmuştur.

 

Allahû Tealâ nın Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) ı kâinatta en çok sevdiği kişi olarak değerlendiriyoruz. O Allah ın hem Nebî sidir, Peygamber dir hem de Resûl üdür ve nebîlerin, peygamberlerin sonuncusudur.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

 

33/AHZÂB-40: Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).

Muhammed (A.S), sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası olmamıştır (değildir). Fakat Allah ın Resûl ü ve Nebîler in (Peygamberler in) Hatemi dir (Sonuncusu). Allah, herşeyi en iyi bilendir.

"Muhammed aranızdan hiçbir erkeğin babası değildir. O, Allah ın Resûl üdür ve nebîlerin sonuncusudur, peygamberlerin sonuncusudur."

Biliyorsunuz ki Akait te büyük yanlışlıklar yapılmıştır. Kur ân a ters düşen bir sürü şey söylenmiştir. Bunlardan bir tanesi de resûller ile nebîleri birbirine karıştıran, herşeyi berbat eden, Kur ân a tamamen ters düşen yanlışların İslâm da kabul görmüş olmasıdır. İşte Akait in büyük hatalarından bir tanesi; "Resûller kendilerine kitap verilen peygamberlerdir." ifadesidir. Resûller peygamber değildir. Bütün resûller peygamber değildir! Sadece nebî olan resûller peygamberdir. O da resûl oldukları için değil, nebî oldukları için peygamberlerdir.

 

Allahû Tealâ Türkçe mizdeki Farsça dan geçmiş olan peygamber kelimesi yerine Arapça da nebî kelimesini kullanır. Nübüvvet peygamberliktir. Nebî de.

 

Hz. Muhammed (S.A.V) Efendimiz kâinattaki son nebîdir. Biliyorsunuz ki O, âlemlere rahmet olmak üzere gönderildi. Allahû Tealâ: "Seni âlemlere rahmet olasın diye gönderdik." diyor. Sadece bu zahirî âleme değil, gayb âlemine de emr âlemine de yerlere de göklere de rahmet olsun diye gönderilmiş. O, son Nebîydi. Nübüvvet O nunla hitam olmuştur.

 

Akait e baktığımız zaman korkunç yanlışlıkların var olduğunu görürüz. İşte bir tanesi; "Bütün resûller kendilerine kitap verilen peygamberlerdir." ifadesi. Bütün resûller peygamber değildir! Kur ân-ı Kerim de de Allahû Tealâ, nebîleri peygamber olarak dizayn etmiş ve Âli İmrân Suresinin 81. âyet-i kerimesinde diyor ki:

 

3/ÂLİ İMRÂN-81: Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tensurunneh(tensurunnehu), kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).

Ve Allah, nebilerden, "Size kitap ve hikmet verdim. Sonra size, beraberinizde olanı (Allah ın size verdiği kitapları) tasdik eden bir Resûl geldiği zaman, ona mutlaka îmân edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye misak aldığı zaman, "İkrar ettiniz mi (kabul ettiniz mi?) ve bu ağır (ahdimi) üzerinize aldınız mı?" diye buyurdu. (Onlar da): "İkrar ettik (kabul ettik)" dediler. (Allahû Teâlâ): "Öyleyse şahit olun ve Ben sizinle beraber şahitlerdenim." buyurdu.

"Ey nebîler, size kitap verdim ve hikmet verdim."

Şeriat kitapları bu âyet-i kerime gereğince nebîlere gelir. "Ey nebîler size kitap verdim." ifadesi açık bir ifadedir. Hiç kimse bunun aksine bir şey iddia edemez. Kur ân ı Kerim böyle söylüyor.

Kitaplar resûllere değil nebîlere verilir. Hangi kitaplar? Şeriat kitapları. Allahû Tealâ diyor ki: "Biz nebîlere onunla hükmetsinler diye kitap veririz." Onunla hükmetsinler diye. Verdiği hükümler hep aynıdır, hiç değişmez. Ama "Nebîlere veririz." diyor. "Hükmetme kitabını, ona bakarak hüküm verme kitabını, nebîlere veririz." diyor.

Âli İmrân Suresinin 81. âyet-i kerimesinde geçen söz konusu olan muhtevada, Allahû Tealâ bütün nebîlerden sonra gelecek olan bir resûlden bahsediyor. "Ey nebîler, sizdekini tasdik eden bir resûl gönderdik. Sizlere, sizdekileri, sizdeki mukaddes kitapları tasdik eden bir resûl gönderdik." diyor. Nebîlere hitap ediyor. Peygamberlere hitap ediyor ve bir resûl gönderdiğinden bahsediyor. "O, onların elindekini tasdik edecek, etti."

 

İşte böyle bir dizaynda Allahû Teâlâ’nın: "Ey nebîler, size kitap verdik ve hikmet verdik." ifadesi açık ve kesin olarak kitabın, şeriat kitabının, hükmedecek olan kitabın peygamberlere verildiğinin en kesin ispatıdır. Hz. Musa ya Allahû Tealâ tarafından Tevrat indirilmiştir. Hz. İsa ya İncil indirilmiştir. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Peygamber Efendimiz e Kur ân ı Kerim indirilmiştir. Hz. Davud a da Allahû Tealâ Zebur u indirdiğini söylüyor. O ndan evvel Hz. Nuh a, Hz. İbrâhîm e de kitap verdiğini Allahû Tealâ ifade buyuruyor. Kitapların isimleri yok.

Şunu kesin biliyoruz ki; kim nebî ise ki bu Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Davut, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz, bunların hepsi nebî idi. Nebîler, kendilerine şeriat kitabı verilen peygamberlerdir.

Sevgili okuyucular! Peygamber Efendimiz (S.A.V) in doğumu ve irtihali yani rahmetli olması aynı tarihe rastlıyor. İkisinde de Rebiülevvel in 11. gününü Rebiülevvel in 12. gününe bağlayan gecenin sabahında, sabaha karşı, sabah olmadan evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) doğmuştur ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) gene 11 Rebiülevvel i 12 Rebiülevvel e bağlayan gecenin sabaha karşı bir noktasında Rahmet-i Rahmân a kavuşmuştur.

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Peygamber Efendimiz Hakk ın rahmetine kavuşmasının günüyle aynı güne ve dünyaya teşrif etme günüyle, dünyayı şereflendirme, doğma, doğum günü ile aynı güne rastlıyor.

Sevgili okuyucular, aradan yıllar geçiyor. Kutlu doğum haftası kutlanıyor ve bu tarih 12 Rebiülevvel, 11. günü 12. güne bağlayan gecenin sabaha karşı olan bir doğumu ve aynı günde olan bir ölümü, bir irtihali, rahmetli olmayı ifade ediyor. Hem Peygamber Efendimiz (S.A.V) in ölüm gününün de doğum gününün de seneyi devriyesidir. Sabah olmadan doğduğu için gece doğmuş sayılıyor. Geceler de gündüzlerden evvel geldiği için 12 Rebiülevvel günü bizim için çok kıymetli bir gündür.

 

İslâm ın 7 safha ve 4 tane teslimden ibaret olduğunu görüyoruz.7 safha ve 4 teslim bütün dinlerin ortak özelliği olduğunu görüyoruz. Çünkü Tevrat ı incelediğimiz zaman Tevrat ta 7 safha ve 4 tane teslimi görürüz:

1- Tevrat ta Hz. Musa ya verilen dînin Hz. İbrâhîm in hanif dîn olduğunu görürüz. Hanif dîninin 7 safhası ve 4 teslimi. Yetmez. Tevrat, İncil e ve Kur ân a atıf yapar. Kendisinden sonra Hz. İsa nın geleceğini, O ndan sonra da Peygamber Efendimiz (S.A.V) in geleceğini muhtevasına alır.

İncil, kendisinden evvel Tevrat ın varlığını muhtevasına almıştır. Kendisinden sonra da Kur ân ın indirileceğini, Peygamber Efendimiz (S.A.V) in, adı Ahmet olan bir Resûl ün, bir nebî resûlün geleceğini işaret eder. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Son Peygamber, Son Nebî olarak dünyaya gelir. Tevrat a baktığımız zaman gördüğümüz 7 safha ve 4 teslimin İncil de de aynen yer aldığını görürüz.

İncil de de aynen o dînin, Hz. İsa nın dîninin Hz. İbrâhîm in dîni olduğunu, Allahû Tealâ kesinlikle açıklar. Kur ân-ı Kerim e baktığımız zaman Kur ân-ı Kerim de Allahû Tealâ nın o dînin Hz. İbrâhîm in hanif dîni olduğunu kesin olarak açıkladığını görüyoruz.

Şûrâ Suresinde diyor ki:

 

42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm e, Hz. Musa ya ve Hz. İsa ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

İşte Rûm Suresinin 30. âyet-i kerimesi; Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V) e hitap ediyor:

 

30/RÛM-30: Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

Artık hanif olarak kendini (vechini) dîn için ikame et, Allah ın hanif fıtratıyla ki; Allah, insanları onun üzerine (hanif fıtratıyla) yaratmıştır. Allah ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum olan (kaim olacak, ezelden ebede kadar yaşayacak) dîn budur. Fakat insanların çoğu bilmez.

"Habibim, sen hanifsin. Hanif olarak vechini (fizik vücudunu) dîne ikame et. Dîni ayakta tutmak için ikame et. O istikamette gayret et. Sen hanifsin. Hanif olarak bunu gerçekleştir. O dîn, hanif dîni ezelî ve ebedî dîndir." Öyle diyor Allahû Tealâ. "Hanif dîni ezelî ve ebedî dîndir."

"Ne kadar geriye gidersen git, hanif dîninden başka bir dînin var olduğunu göremezsin. Gelecekte de ne kadar ileri gidersen git, hanif dîninin dışında bir dîn görmen mümkün değildir." mânâsı var bunda. O ezelî ve ebedî dîndir. Geçmişi ve geleceği olmayan, insanlıkla beraber hep var olan bir dîn...

Sevgili okuyucular İncil i araştırdığımız zaman da Kur ân daki 7 safha ve 4 teslimin İncil de de var olduğunu görüyoruz. Hanif dîninin özelliği 7 safha ve 4 teslimdir:

1- Allah a ulaşmayı dilemek; 3. basamak.

2- Mürşide ulaşıp tâbî olmak; 14. basamak.

3- Ruhu Allah a ulaştırmak; 21. basamak.

4- Fizik vücudu Allah a teslim etmek; 25. basamak.

5- Nefsi Allah a teslim etmek; 26. basamak.

6- İrşad olmak; 27. basamak.

7- İradeyi Allah a teslim ederek irşada memur ve mezun kılınmak. (7. safha, 28. basamağın 5. kademesi.)

Ne görüyoruz? Bir bütün görüyoruz. Bu hedefe, irşad makamına tayin olmayan insanların ulaştığı nokta, ruhun, vechin yani fizik vücudun, nefsin ve iradenin Allah a teslimi ile gerçekleşen bir olgu.

İşte Hz. İbrâhîm in hanif dînine bakıyoruz. Kâinatın yegâne dînine bakıyoruz. Üç özellik görüyoruz:

1-Vahdet: "Allah tektir. Tek bir Allah vardır. Eğer başka tanrılar olsaydı, aralarında kavga ederlerdi. Tek bir tanrı vardır. Tek bir Allah vardır." diyor. Kendisine ibadet edilecek olan bir tek Allah var. Sadece El-İlâh yani Allah. Bu, Hz. İbrâhîm in hanif dîninin Vahdet kavramı.

 

2-Tevhid e geliyoruz. Tevhid nedir? Ruhlarını hayatta iken Allah a ulaştırmayı dileyenlerin oluşturduğu bir tek toplum. İki toplum yok. Bir tek toplum. İşte tevhit Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) in rahmetli oluşundan 14 asır sonra bütün dünyadaki insanları bir sulh ve sükûn noktasına ulaşmaktır, Tevhid e ulaşmaktır.

Tek bir toplum, ikinci bir dîn hiç olmamış. Şimdi müslümanlar, hristiyanlar var diyor, yahudiler de var diyor. Museviler, hristiyanlar da var diyor müslümanlar da var diyor. Daha

dünyada 72 çeşit inanç biçimi var. Oysaki hiçbirisi yok. Realitede mukaddes kitaplar silsilesi içinde başka bir dîn yok.

Hz. İbrâhîm e Allahû Tealâ nın verdiği 3. görev Teslim dir.

 

3-Teslim; ruhun Allah a teslimidir. Fizik vücudun Allah a teslimidir, nefsin Allah a teslimidir. İradenin Allah a teslimidir ve hepsi de üzerimize farz kılınmış.

Sadece bir tek dîn var. Allahû Tealâ o dîne "Hz. İbrâhîm in hanif dîni" diyor. Peygamberlerin de silsilesine baktığımız zaman Hz. İbrâhîm menşeli olduğunu görüyoruz. Hz. İbrâhîm in bir oğlundan Hz. Musa, diğer oğlundan da Peygamber Efendimiz (S.A.V) dünyaya geliyor. Yani onların silsilesinden geliyor. Soy kütüklerine baktığımız zaman açık bir şekilde Hz. İbrâhîm de Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve Hz. Musa nın birleştiğini görüyoruz. Öyleyse Hz. İsa mı? O, Allah ın işaretiyle özel bir doğumla doğmuştur. O nu bu silsileye dahil etmek mümkün değildir.

 

Allahû Tealâ nın dizaynı açık ve kesin. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hz. Muhammed Mustafa; O, hayatını insanların mutluluğuna hasretti. Yaşadığı o süreç içinde bütün gücüyle insanların mutluluğu için çalıştı, yaşadı, harbetti. O nun devrinde sahâbe açlık çekti, fakirlik çekti ama dünyadaki en mutlu insanları oluşturdular. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V), peygamberlik müessesesinin hitamı olmak adına, peygamberliğin son halkasını ifade eder. Peygamberlik O nunla beraber tarihe karışmıştır. Ama resûller kıyâmete kadar gelmeye devam edecektir. Allahû Tealâ tarafından vazifelendirilen devrin imamları kıyâmete kadar, nebî resûl olarak değil, velî resûl olarak gelecektirler. Nitekim şu anda da devrin imamı bir velî resûldür.

 

Allahû Tealâ nın dizaynı, bütün insanlara sadece mutluluğu verecek bir istikamet taşıyor. Bütün dünya için yapılan bir araştırma, dünyadaki en meşgul olan kişinin Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) olduğunu bulmuştur. Bu araştırmayı yapan bir hristiyandır. Ama realiteler O nu ispat ediyor. Dünyadaki en meşgul kişinin O olduğunu ispat ediyor.

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz. Doğumu da Rebiülevvel ayının 11. gününü 12. gününe bağlayan gece yarısından sonraki sabaha karşı bir doğum. Sabah olmamış, gecenin içinde bir doğum oluşuyor ve kutlu doğum haftası oluşuyor. 12. gününün sabaha yakın bir vaktinde doğduğu için kutlamalar ayın 12 sinde yapılıyor.

 

Allahû Tealâ başka bir dîni hiç oluşturmamış. Hz. Musa nın da hanif olduğunu görüyoruz. Hz. İsa nın da hanif olduğunu görüyoruz. Hz. İbrâhîm in dizaynı içersindeki en büyük olay teslimdir! Bu muhteva içerisinde Allahû Tealâ nın bizlere ulaştırdığı şey, kutlu doğum haftası. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) in dünyaya gelişi ve bu geçici hayattan geriye döndüğü nokta. Her ikisi de Rebiülevvel ayının 11. gününü 12. güne bağlayan gecenin sabaha karşı olmasıdır.

 

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; insanlar niçin yaratıldıklarını çoktan unutmuşlar. Bu yaratılma noktasında onlar için söz konusu olan, güzellikleri yaşamak olmalıdır. Ama Allah ı tanımadan hiç kimse mutlu olamaz. Ruhu Allah a ulaştırabilmek için, teslim edebilmek için evvelâ Allah a ulaşmayı dilemek lâzım. Dilemeyen insanın cehennemden kurtulması mümkün değildir.

Dileyen kişi Allahû Tealâ tarafından mutlaka mürşidine ulaştırılacaktır. Sonra tâbîiyetini gerçekleştirecek, ruhu vücudundan ayrılacaktır. Allah, Allah a mülâki olmayı dileyen kişinin ruhunu mutlaka Kendisine ulaştıracaktır. Bu kişi Allah a ulaşmayı dilediği zaman 1. kat cennetin sahibi, mürşidine ulaşıp 14. basamakta tâbî olduğu zaman 2. kat cennetin sahibi, ruhunu Allah a ulaştırdığı zaman 3. kat cennetin sahibi olur. Ondan sonra fizik vücudunu Allah a teslim etmeyi başarırsa, bir yeni teslim... Ruhtan sonra fizik vücudunu da 25. basamakta teslim edecektir. Daha sonra daimî zikre ulaşacaktır, ulûl elbab olacaktır; 26. basamak. Sonra Tövbe-i Nasuh la tövbe edecektir, dönülmez bir tövbe; 27. basamak. Nihayet iradesini de teslim edip irşada memur ve mezun kılınacaktır; 28. basamak ve 5. kademe.

 

Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) in doğum ve aynı zamanda Rahmet-i Rahmân a kavuşma günü bugündür. Hepimiz O nun için yaşıyoruz, O na dua ediyoruz. Bize dînimizi öğreten Kur ân, O na indirildiği cihetle. Bir harfi bile değiştirilememiş bir mukaddes kitap var. O, Kur ân-ı Kerim dir.

Mevlik kandili, O nun Rahmet-i Rahmân a kavuşması, ikisi de aynı gün, gece sabaha karşı ama gecenin içinde gerçekleşmiştir.

Allahû Tealâ nın hepinizi sonsuz mutluluklara ulaştırmasını Yüce Rabbimizden dileriz ve de mutluluklar dileriz, esenlikler dileriz.

 

Mevlit kandiliniz mübarek olsun

 

Allah razı olsun

Dr.Fazıl NİMET fazilnimet@yahoo.com

SON YAZILARI
Mehdi (A.S) bir Veli Resuldür RESÛL’E İTAAT ALLAH'A İTAATTİR (Kutlu Doğum Haftası Özel) Resûl ve Nebî Şeytan niçin yaratıldı? MEVLİD KANDİLİ ÖZEL Şirk GÜNEŞ ve AY Kur’ân-ı Kerim’i Hidayetle Öğrenmek ve Öğretmek
YORUMLAR
ali 2012-02-03
kandliniz mubarek olsun
sevgili hemşerilerimin ve değerli hocamızın kandili mubarek olsun
YAZARLAR
Doç. Dr. Zeki TAŞTAN
BE HEY KARA GÖZLÜ BEY!
Çağla GÖKDENİZ
Mevsimlerden Bahar
Devlet Has.
İpekyolu Has.
AGız ve Diş Has.
Kadın ve Çocuk Has
Yük. İhtisas Has.
kuttur-sanat
 
 
haberler