|
En az üç yüz kadar seçkin insanın tıklım tıklım doldurduğu salonun ön sıralarına çok daha
saygın hanımlar ve beyler oturmuş önemli adamı bekliyorlardı.Yerleri kırmızı halılar ile döşe- li salonun koltukları kadifeden,oldukça yüksek olan duvarları ise koyu kahve rengi cila ile pırıl pırıl parlatılmış kaliteli ahşaptandı.Sigara içilmiyor,çıt çıkmıyor ve saygı ile konuşmacı bekleniyordu.
Salonun önüne inşa edilmiş,atlas perdelerle süslü sahnenin ortasına konmuş kürsüyü altın renginde güçlü ışıklar aydınlatırken salonu ise az ışıklı lambalar loş bir ışık içinde bırakıyor- lardı.Bu yüzden salondakiler birbirlerini zor görebiliyor ama karşılarındaki sahnenin ortasına yerleştirilmiş olan kürsü ise pırıl pırıl ışıklar içindeydi.
Biraz sonra sunucu kürsüye gelip,mikrofona hafifçe dokunduktan sonra,
-Hanımefendiler ve beyefendiler...diye başlayarak önemli adamın az sonra konuşmasına baş- layacağını haber vererek adeta herkesi ayağa kalkmaya davet etti.Sonra kendisi de alkışı baş- latarak herkesin dikkatini sahnenin sağ tarafına çekti.
Koyu kırmızı atlastan perdelerin arasından koyu lacivert bir takım elbisenin içinde,saçları az dökülmüş,epey de göbekli,irice yapılı olan önemli adam gözüktü.Bazıları hemen alkışlayarak ayağa kalktılar.Önemli adam da azametli azametli yürüyerek kürsüye geldi.Altın rengi ışıkla-
rın altında yüzü parlıyor ve oldukça sağlıklı gözüküyordu.Beyaz gömleği, koyu lacivert takım elbisesi ve hoş desenli kırmızımsı kravatı ile şık görünüyordu.
Önemli adam,ancak ön sıralarda oturanları görebildiği salondaki önemli insanları başı ile se-
lamladıktan sonra kürsüye geçti,cebinden gözlüğünü ve konuşma metnini çıkarıp okumaya başladığı sırada arka arkaya birkaç flaş patlayarak resimleri çekildi.
-Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler sizlerle bir araya gelmenin ve size hitap etmenin onurunu yaşarken hepinize saygılar sunarım.Bugün ülkemizde.....
Kendinden oldukça emin bir hali vardı.Kelimelerin üzerine basa basa, ses tonlamaların hak- kını tam vererek ve sesini de mikrofona iyice uyarlayarak yaptığı konuşma onun bu işte ne ka- dar usta olduğunu gösteriyordu..Bunu yaparken de ön sıralara ara sıra bakmayı da ihmal etmi- yor ve yaptığı konuşmanın dinleyiciler üzerinde bıraktığı etkiyi ölçmeye çalışıyordu.
Ön tarafta iki tane güzel hanım onu huşu içinde dinliyor gibiydiler.Birini tanıyordu.Ne za- mandır hayran olduğu güzel bir kadındı.O da sanki hayranlıkla onu dinliyor gibiydi.Bakımlı,
saçları omuzlarına dökülmüş,buğday tenli,ince uzun boylu bu hanımı ne zamandır çok beğeni- yor ama bir türlü de ona yaklaşamıyor ve açılamıyordu.Onun da kendisini çok beğendiğine ve şimdi kendisini büyük bir hayranlıkla izlediğine inanıyor ve bundan gizli bir zevk alıyordu.
Önemli konuşmasını ustalıkla sürdürürken,onu hayranlıkla dinliyor gibi gözüken hanıma da ara sıra göz atıyordu.Bu yüzden de konuşmasını daha da tatlılaştırmak için sesini çok ustaca kullanıyor,vurgular yapıyordu.Bunu yaparken kadının da yüzünde ifadelerin değiştiğini göre- biliyor ve bunu kendisine duyulan hayranlığa bağlıyordu.Bundan aldığı güçle put gibi durma- yı bir kenara iterek sağ eli ile kelime vurgularına uyumlu bir şekilde kavisler çizmeye ve şekil ler yapmaya başladı.Bunu yaparken onu daha çok etkilediğini düşünerek daha da coştu Bu kez önemli noktaları ifade eden cümleler geçince elini daha sertçe salladı ve adeta havaya
balyoz yumruğu indirir gibi yapınca alkış toplamaya başladı.Ama o daha çok o güzel hanımın reaksiyonunu ölçmeye çalışıyordu gizli gizli.Kadının,o,havaya yumruk indirdikçe istifini boz- duğunu ve yüzünün gerildiğini görebiliyor ve bunu yaptığı muazzam ve haşmetli konuşmanın etkisine bağlıyordu..Bu da ona korkunç bir zevk veriyor ve onu daha da coşturuyor ama o coş- kusunu gizlemeye,hatta daha ciddi ve önemli bir adam olduğunu göstermeye çalışıyordu.Ba-
zen da kaşlarını hafifçe çatıyor, acaba böyle mi daha azametli gözüküyorum diye kadının yü- zünde yarattığı reaksiyonu okumak için gizli gizli göz atıyor,.salonda oturanların tümünün
tamamen etkili konuşmasının havasının içine girdiğini düşünüyor ve içinden kendisine hay- ranlık duyuyordu.Bu yüzden artık elindeki metni de önemsemeyerek,alkış aldığı çok önemli cümleleri iyice belirleyerek daha çok alkış toplamak,önemli bir adam olduğunu oradakilere ve en önemlisi de öndeki hanıma kabul ettirmek için o alkış topladığı konuları içeren cümlelere ağırlık vermeye başladı.Bir defasında da,”milli konular söz konusu olunca kendimden geçme- den duramıyorum,lütfen heyecanımı mazur görün!” diyerek milli konulardaki hissiyatını da vurgulamayı unutmadı.
Salon ve oradaki tüm insanlar artık onundu.Artık istediği gibi orada konuşabileceğini,orada-
kakilerin de artık onun inisiyatifinde olduğunun bilincinde zevkle konuşmasını sürdürürken ,
çekinecek,korkacak bir şeyi olmadığını ve aksine oradakilerin ondan,çok önemli bir adam ol- duğu için çekindiklerini biliyordu.Onun için istediği gibi sesini yükseltebiliyor,alçaltabiliyor
du.Bunu bilmenin ve hissetmenin ona verdiği dehşetli bir mutluluk içinde konuşmasını yapar- ken bir ara kürsünün arkasında saklanmış olmayı önemsiz bir kişiymiş düşüncesi geçti aklın- dan.Öyle ya o çok önemli bir adamdı,istediği yerde konuşabilirdi.Zavallı biri gibi kürsünün ar kasına sığınıp mikrofona konuşmak ona göre değildi!O düşünce ile birden mikrofonu yerin- den söküp alarak kürsünün önüne geçti ve ön sıradakilere daha da yaklaşmış oldu.Böylece o güzel hanımı da daha yakından görebilecek,hanım da onun azametini daha yakından hissede- cek ve onun uydusuna girip başı dönecekti.
Salondakiler birden bir şey fark etmeye başladılar.Önemli adamın pantolonun fermuarı açık
kalmıştı.Büyüklüğünden göbeğinin altını göremiyordu önemli adam.Konuşmaya gelmeden önce tuvalete gitmiş ama fermuarını çekmeyi unutmuş ve şimdi konuşurken,havayı yumruk- ladığı zaman eğilirken fermuarı açılıyor ve beyaz donu dışarı çıkıyordu.O hareket ettikçe ve eğilip doğruldukça pantolonun önü kurbağa ağzı gibi açılıp açılıp kapanıyordu.Önemli adam ise kendinden geçmiş salondakileri etkilemeye,konuşması ile onların beğenisini kazanmaya ve hele hele öndeki hanımın gönlünü kazanmak için sesini tatlılaştırmaya devam ediyor ve bunu yaparken de çaktırmadan etki boyutum nereye vardı diye hanımın yüzüne bakıyordu. Ama birden hanımın yüzünde ekşimsi bir ifadenin belirdiğini gördü.Korkup acaba hangi cüm- lem bu ekşimeye neden oldu diye hemen ne konuştuğunu düşündü.Farklı bir şey söylemediği- ni anladı.Belki de hep aynı şeyleri konuşup monoton bir havaya soktum konuşmayı diye dü- şündü ve “,size bu konuda bir fıkra anlatayım” diyerek bir fıkra anlatmaya başladı.Zaten gül- memek için kendilerini zor zapteden salondakiler kahkaha ile gülmeye başladılar.Hele öndeki güzel hanım gülmekten kendinden geçmiş,vücudunu bir sağa bir sola aktarıyordu gülerken. Önemli adam da hemen ne kadar usta bir konuşmacı ve o güzel anlatımı ile insanları gülmek- ten kırıp geçiren bir yeteneğe de sahip olduğunu düşündü ve bunun gururunu yaşayarak o da onlar ile gülmeye başladı.Çok mutluydu.Hele öndeki hanımın kendinden geçmişçesine gül- mesini espıritüel kişiliğine bağlıyor ve bundan sonsuz bir haz alıyordu.
Perdenin arkasına saklanmış olan ve önemli adamın konuşmasını büyük bir saygı ile takip eden sunucu da o fermuar olayını gördü o sırada ama korkudan gelip onu uyarmayı göze ala- madı.Bunu yaparsa büyük bir skandal olacağını düşündü.En iyisi görmezlikten geleyim daha iyi diye içinden geçirdi.
Fıkranın etkisi geçsin de konuşmama devam edeyim diye bekleyen önemli adam gülüşmele-
rin hala devam ettiğini biraz da şaşırarak izledi.Neden bu kadar çok gülmüşlerdi,çok mu ko-
mikti fıkra?Gülme fasılası çok sürmüştü.Ama o hemen bunu uzun bir konuşmadan sonra in-
sanların gülme ihtiyacı duymalarına bağlayarak biraz daha sabırla beklemeyi uygun buldu.Us-
ta konuşmacılar da böyle yaparlardı! Genellikle bu tür ciddi toplantılarda bu tür şeylere ihti- yaç duyulurdu.Çünkü sürekli ciddi durmaktan insan gevşemek isterdi,normaldir diye düşün- dü.
Önemli adam gülüşmelerin artık azaldığının kanaatine vararak konuşmasını sürdürmeye
devam etti.Ama nedense eskisi gibi huşu içinde dinlenmediğini görüyordu.Sanki o güzel at- mosfere nazar değmiş,insanlar eskisi gibi dimdik oturmuyor ve sağa sola eğilip birbirilerinin kulağına eğiliyor bir şeyler konuşuyorlardı.Önemli adam bunu kendine karşı azalan bir saygı- sızlık olarak düşündü ve hemen ciddiyetini takarak yine o milli duyguları ifade eden cümlele- ri ve kelimeleri kullanarak ve yine yumruğunu sıkarak havaya balyoz gibi yumruklar indirme- ye başladı.Ama olmuyordu,şu öndeki hanım da artık o eski putvari şekli ile oturmuyor ve sa- ğa sola eğilerek rahatsızlığını belli ediyordu.Önemli adam birden çok üzülmeye ve keşke o fıkrayı anlatıp havayı bozmasaydım diye düşünmeye başladı.Üzüntüsü yüzüne vurdu.Suratını asmaya ve eskisi gibi sesindeki tatlı tonlamaları da yapamaz oldu.Bir de baktı ki hala konuş- manın ancak ortasına gelmiş ve bitmesine de daha çok vardı. Bu da ona ayrı bir sıkıntı verdi. Konuşmasını hızlandırmaya karar verdi.Tekrar kürsünün arkasına gitmek de aklına gelmiyor- du.Yavaş yavaş ter basıyor,sıkıntı gittikçe artıyordu.
İçinden de yavaş yavaş kabaran bir öfke vardı.İnsanların nankör olduklarını,hemen tavır de- ğiştirerek iyiliği suiistimal ettiklerini,bir fıkra anlatmakla hemen böyle saygısız hale gelmeleri nin aptallıklarını gösterdiğini ve bu yüzden adam olamadıklarını düşünüp kendini teselli etme- ye çalıştı ama içindeki öfke de gittikçe artıyordu.Hele şu öndeki nankör hanıma ne demeli? Dışı güzeldi ama kafasının için boştu ki gülmenin de bir sınırının olduğunu bilemiyordu.Bu yüzden ona da kızmaya,kaşlarını indirerek kinle bakmaya başladı.Aptal kadın kendisine veri- len öneme layık olamamıştı!
İçindeki öfke kabarmaya devam ediyordu.Salondakilerin eskisi gibi artık onu dinlemedikle-
rini görüp saygınlığını ve önemini kaybettiğinin korkusuna kapıldı.Hele hele öndeki hanımın da gözünden düştüğünün düşüncesi hepten moralini bozuyordu.Bu yüzden sesini yükselterek eski havayı yakalamayı düşündü ama bu kez sesi bir garip çıkmış ciyak ciyak etmişti sanki.Bu hal onu daha da üzdü.Sanki yavaş yavaş küçüldüğünü,o deminki azametli adamın yerine min nacık birinin konuştuğunu bile hissetmeye başladı.Lanet olası konuşmaya da daha çok vardı. Artık salondakiler de onun içine düştüğü bu ruh halini sezmeye ve sanki ona acımaya başla- dıklarını düşünüyor ama neden bu duruma düştüğünün sebebini hala anlamıyor ve sadece öf- keleniyordu.Ne olmuştu yani bir fıkra anlattıysak,geri zekalılar!...diye içinden zaman zaman
küfür etmeye de başlamıştı.
Önemli adam ter içinde kalarak zar zor konuşmasını bitirdiği zaman çok sıkıntılı bir gün ya- şadığına üzülüyor ve en önemlisi de o hanımın gözündeki halini merak ediyordu. Konuşma sonundaki alkışlara ise içinden ” s......!” diye küfür ederek adeta kürsüden kaçıp uzaklaşırken hala neden o duruma düştüğünü anlamaya çalışıyordu.
|