|
Günlerdir konuşulan Fetih 1453 filmi Van’da da vizyona girdi. Sevindirici olan hem filmin gösterime çıkması hem de tüm Türkiye’de olduğu gibi aynı anda Van’da oynaması. Neden önemli çünkü Van’da film izlemek hayatın normalleşmesi adına çok güzel. Evet, Van’da sinemalar, kafeler, bovling salonları, türkü barlar, bilardo salonları, yavaş yavaş faal olmaya başladı.
Diğer sevindirici yönü sinemanın tıka basa dolu olması. Hemen hemen hiç boş yer yok. Hatta bazı yerlere sandalye bile bırakıldı. Bu hem filmin popülerliğine hem de Van’ın sosyal yaşantısı adına çok güzel bir gelişme.
Filme gelince. Övüldüğü veya öne çıkarıldığı kadar da mükemmel değil. Bir defa tarihi bir film olması ve İstanbul’un fethini işlemesi açısından değerli. Ancak içerik, dil, oyuncular açısından zayıf kalmış.
Fetih 1453, bugüne kadar bildiklerimize yeni bir şey katmıyor. Tarihteki rutin işleyiş burada da sürgit ilerliyor. Bu da orijinal değil. Çünkü tarihi bir filmde tarihi kişiler ve büyük olaylardan ziyade öne çıkartılması gereken arka plandır. Biz hem Fatih’i hem de fethin sürecini zaten biliyoruz. Fatih’in şahsiyetiyle bir kez daha karşılaşmak bize bir şey kazandırmıyor. Oysa bugün asıl üzerinde durulması gereken fethin arka planı. Halkın o dönemde yaşadıkları, toplumun fetih öncesi ruh hâli ve fetih sürecinde yaşantısı daha önemli. Bugün bunu bilmiyoruz. Merakımız buna.
Tarihi filmlerde büyük kişileri sürekli önde olması da niteliği bozuyor. O zaman sadece bildiğiniz bir şahsiyete odaklanıyorsunuz. Hele bir de o kişi tanıdık ve bilindikse bu daha da sıkıcı oluyor. Bir filmi veya sanat eserini Fatih’in tarihi kişiliği yerine insanî yönü daha da değerli kılar. Örneğin filmin en mükemmel sahnelerinden biri olan Fatih-Beyazıt ve Fatih-Gülbahar Hatun ilişkisi maalesef geri plânda bırakılmış. Beyazıt’ın babasına olan özlemi, bütün filmi değerli kılacak derecede etkileyici. Diğer taraftan bir padişahın aşkı da yine bir sanat eseri için paha biçilmez bir kaynaktır. Maalesef bu iki önemli ilişki çok yüzeysel kalmış.
Tarihi bir sanat eserinin (roman-şiir-öykü-film) dil’e en sorunlu konuların başında gelir. Bir romanda bunu çözmek zor. Çünkü romanda Fatih’i kendi diliyle konuşturduğunuzda hem bugünkü hem de gelecek kuşaklara bir şeyler okutmanız, onlara kendinizi anlatmanız zordur. Bunun için tarihi dili vermek adına bazı yerlerde eski sözcüklerin kullanılması tavsiye edilir. Fetih 1453’te ise bu iş tam bir komedi. Herkes Türkçe konuşuyor. İmparator Konstantin, Vezir Notaras dâhil herkes aynı dilde kelam ediyor. Hatta Fatih, Ayasofya’ya girdiğinde kendisine korku ile bakan Bizanslılara bile Türkçe hitap ediyor. Oysa burada tarihi gerçeğe uymak romandan daha kolay. Çünkü alt yazı imkânı var. Zaten birkaç dil bilen Fatih, Romalılara neden Rumca hitap etmesin ki? Bu, Fatih’in kişiliğini ve güçlü yönünü daha da değerli kılardı. Tüm Bizanslıların kendi aralarında Türkçe konuşmalarının mantığı ne ki? Kısacası dil handikapı filmin en zayıf halkalarından biri.
Peki, tarihi bir olayda her şey rutin ilerliyorsa tarihi kişiliklerin sinema açısından değeri nedir? Cevap basit. Eğer Fatih Sultan Mehmet, kendi kişiliğinde ve tarihi özellikleri içinde oynatılacaksa burada rol alan kişinin yetenekleri ve niteliği daha da önem kazanır. Yani Fatih’in veya diğer tarihi kişileri canlandıran kişiler oldukça yetenekli ve de taş gibi yerli yerinde olmaları gerekir. Oysa -yetenekleri belki tartışılmaz ama- Fatih karakterinin yerli yerine oturduğunu söylemek zor. Hele Çandarlı Halil Paşa, Akşemseddin çok zayıf kalmışlar. Yani onların da yerine oynayan kişiler güçlü karakterler değil. Evet, genelde tanınmayan kişiler tercih edilmiş ama bu yeni yöntem bu kadar para harcanan ve de çok önemsenen bir film için riske atılacak bir tutum olmamalıydı. Yazık olmuş.
Filmin en başarılı kısmı müzik, ışık ve animasyonlar. Özellikle savaş sahneleri dikkat çekici. Sanırım herkes bütün gücünü o noktaya yoğunlaştırmış. Bir Türk filminde böylesine başarılı sahneler gelecek adına ümit verici. En azından Kara Murat’lar ve Tarkanlar gibi bir darbeyle birkaç kişiyi öldüren ve “Cınno” gibi havada uçarken ellerindeki oklarla düşman öldüren sahneler artık olmayacak.
Filmi fazla hırpalamayalım. Ama popüler olana da her zaman şüpheyle yaklaşalım. Medyanın pompaladığı sanat eserleri ne kadar çok seyredilirse seyredilsin çoğu zaman başarılı olamıyor. Fetih 1453, Türk sinemasının geleceği adına sevindirici ancak bugün için çok da başarılı bir film değil.
Her şey rağmen Van’da yeniden film izlemek oldukça güzel.
|