|
Van Deprem Müzesi’yle ilgili önceki yazımın bu kadar tepki alacağını beklemiyordum. Bu güzel hamlenin aydınlar ve halk tarafından gördüğü kabul bu açıdan beni oldukça sevindirdi. Demek ki toplum felaket günlerinde her zaman güzel hamlelere çok ihtiyaç duyuyormuş. Elbirliğiyle güzellikleri paylaşmak gerekiyormuş.
Projenin güzel tarafı, henüz yaraların sarılamadığı bir ortamda gelecek vizyonunu da kaybetmemekten yatıyor. Bu anlamda kurumsal kimliği olan kişilerin asla ümitsizliğe düşmek gibi lüksleri olamaz Bizler ne olursa olsun ümitvar olmak; tüm sıkıntıları görmek ancak geleceğe daha güvenle bakmak adına tedbirlerimizi de almak zorundayız. Van Deprem Müzesi bu anlamda güzel bir başlangıç oluşturuyor.
BÜYÜK BİR VİZYON… BİRÇOK AMAÇ…
Van Deprem Müzesi’nin en büyük vizyonu, dünyada en iyilerden olmak. Amaç ise sadece Van’da yaşanan deprem hatırasını hafızalarda yaşatmak değil. Aynı zamanda deprem başta olmak üzere afetlere hazırlık bilincini güçlendirmek; depremden sonra yürütülecek yeniden yapılanma sürecini görünür kılmak; depremden sonra yapılan yardımları hafızalarda yaşatarak kardeşlik duygusunu destelemek; yeni markalarla Van’ın kent imajını güçlendirmek; afetlere hazırlık bilincini oluşturarak sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamak… Yani birçok hedef gözetilmiş. Gaye sadece eski acıları tazelemek değil geleceğe de güvenli bakmak. Örneğin bu müzeyi gezenler, deprem sonrası ilk imzalanan resmi yazışmayı da bulabilecekler Azra bebeğin fotografıyla birlikte öyküsünü de. Bunu bir asır sonra düşündüğünüzde gelecek nesillere aktarılacak çok büyük bir kültür birikimi karşımıza çıkıyor.
TURİZM ÇEŞİTLİLİĞİ: KEDER (DARK) TURİZMİ
Projenin diğer bir yönü turizm çeşitliliği açısından taşıdığı değer. Çünkü dünya üzerinde bu anlamda turizm çeşitliliği o kadar artıyor ki, bunları takip etmediğiniz zaman yarışı kaybediyorsunuz. Van Deprem Müzesi de bu anlamda keder turizminin en güzel numunelerinden biri olacak…
Keder turizmi (dark tourism, thanatourism, black tourism, black spot), ölüm, felâket ve yokluk ile ilgili olarak, 1990’lı yıllarda, Lennon ve Foley tarafından ortaya konulmuş bir turizm çeşididir. Yani kavramın geçmişi o kadar eski değil. Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğretim üyelerinden Yard. Doç. Dr. Faruk Alaeddinoğlu ve Alparslan Aliağaoğlu’nun bu konuda yaptıkları çalışmaya göre bu kavram, yakın veya uzak geçmişte meydana gelen ölüm ve üzüntünün turizm için kullanılması anlamına gelmektedir. Bu konuda başlangıç tarihi olarak Titanik gemisinin battığı yıl olan 1912 yılı kabul edilmektedir. Alaettinoğlu’nun kavramlaştırdığı “keder turizm”i bu anlamda tam da Van’da kurulacak olan Deprem Müzesi için kullanılabilir. Proje tamamlandığı zaman Van Müzesi “keder turizm”i anlamında Türkiye’nin en çok ziyaret edilen sosyal bir merkezi olacak. Müzede depreme veya afete ait her şeyi bulmak mümkün olduğu gibi bu konuda bilimsel toplantılara ve eğitim seminerlerine de ev sahipliği yapacak.
DÖRT ÖNEMLİ BİRİM
Van Valiliği koordinesinde kurulan birimlerin en önemlileri şunlar: Materyal Toplama Birimi, Bilimsel Veri Toplama Birimi, Deprem Yazışmalarını Toplama Birimi, Mimari Çalışma Birimi. Bu birimlerin başında konunun uzmanları getirilmiş. Çalışmalar da hızla yürütülüyor.
MÜZENİN YERİ MUHTEŞEM…
Van Deprem Müzesi için tespit edilen yer ise bu projenin uygulanabilirlik amacına çok hizmet edecek cinsten. Yer olarak Havaalanı’nın yanındaki Devlet Su İşleri kompleksi düşünülmüş. Üstelik bu kompleks içinde ağır hasar görmüş, yan yatmış bir iki bina da bu müzenin sergileri arasında muhafaza edilecek. Yani müzeyi gezenler, depremde ağır hasar görmüş bir binada depremin tüm izlerini açıkça görebilecekler.
TEŞEKKÜRLER…
Bu soğuk kış gününde bu tür güzellikleri paylaşmak hepimizin içini ısıtıyor. Bu anlamda Van ve Türkiye’nin vizyonuna çok büyük katkısı olan Van Deprem Müzesi projesinin gerçekleşmesinde başta bakanlar olmak üzere Van Valisi Münir Karaloğlu, Vali Yardımcısı Atay Uslu, Prof. Dr. Mustafa Sarı ve emeği geçen tüm personeli kutlamak ve Van’ın geleceği adına kendilerini takdir etmek isterim.
Dualarımız daha da güzel Van için…
|